UÇMAKDERE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
UÇMAKDERE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mart 2025 Salı

GÜNDEM ve ŞARKÖY ZEYTİNLİKLERİ

 

Kamera; Güven


Kamera; Güven

                             GÜNDEM ve ŞARKÖY ZEYTİNLİKLERİ

   Pırıl pırıl bir Tekirdağ günü… Gündem çok dolu… Halkın büyük bölümü demokrasi ve adalet için yollarda… CHP Cumhurbaşkanlığı adayı önseçimini yapma kararı aldığı gün; 23 Mart 2025 Pazar günü…

  İnsanın içinde bir sıkıntı varsa, umuda da ihtiyaç duyuluyor. Söz konusu olan siyasi kavgalar için çoğunluğun ;  “ Yeter artık! Barış istiyoruz, huzur, refah istiyoruz! Çocuklarımızın geleceği daha aydınlık olsun!” diyorlarsa, insanlarımızın bir bölümünün siyasi kavgalarla birbirinden ayrılmaya başlayıp selamı-sabahı kesmişlerse insan denen canlının sıkıntıları daha da çoğalıyor…

  Nüfusu az olan şehirlerde büyük çoğunluk birbirini tanır. Birbiriyle selamdan öte, komşuluk, ticari, akrabalık ilişkileri vardır. Siyasi kırgınlıklar küçük şehirlerin canını daha çok sıktığı gibi canını da daha çok yakıyor…

  Milletimizin ve bu coğrafyada 1000 yıldır birlikte olan bu güzel insanların feraseti çok büyük ve çok değerlidir. İçlerindeki vicdan ve şefkatin terazisi; tam manasıyla Orta ve Uzak Asya, Anadolu, Rumeli sezgileri, deneyimleriyle pekişmiş, iç içe geçmiştir…

   Yunus Usta ile yapacağımız Şarköy yolculuğu çok önceden planlanmıştı. Buluşmamız Altınova’da olacaktı. Güne ve güncel olana erken başladım.

   Gündemi, sokağa, caddelere çıkanların kendi aralarında büyük çoğunluğunun tekrarladığı ( Demokrasi Şöleni ) dedikleri yere; CHP’nin İl ve İlçe binalarının bulunduğu yere, diğer Tekirdağ insanlarının peşinden gittim. Adresi hiç bilmeyenler bile birbirine sormak yerine, akan insan gruplarını takip ederek bile aradığı yere gidebilir.

   Cumhuriyet Halk Parti üyelerin büyük çoğunluğu parti binalarına konulan sandıklarda oy kullanmaya çok erken saatlerde gelmişlerdi. Üye olmayanlar için ise dayanışma sandıkları parti binası önündeki sokağın boş kısmına kurulmuştu. En çok merak ettiğim de buydu:

—Halkın kendisinin “Demokrasi Şöleni” dediği duyuruya, çağrıya üye dışı kaç kişi katılacak? Yeterince ilgi görecek mi?

  Gördüğüm manzara karşısında oraya izlemeye gelmiş, gazete veya sosyal medya yayıncılarının kendi ağızlarından çıkan sözler gibi; “ Çok şaşırdım! Bu kadar beklemiyordum!” ifadelerini yazmam hiç de yanlış değil…

  İşin gerçeği şu ki; CHP Tekirdağ İl ve İlçe binasının önündeki dayanışma sandıkları, günün ilk saatlerinde üye sandıklara gidenlerden daha kalabalıktı. Gözlem için sınırlı zamanım olsa da, kalmam gerekenden daha fazla kaldım. Gelen insanların beden ve ruh dillerini anlamaya çalıştım…

   Yan tarafta konuşan kadınlı erekli gruplarda şu söz hâkimdi; “ Biz CHP’ye hiç oy vermedik. Ama dayanışma sandığı için geldik…” Bu söze benzeyen bir sürü fısıltı veya yüksek ses birbirine karışıyordu…

   Milli bayramlarımız, dini bayramlarımız gibi insanların bir araya geldiklerine yüzlerinde yüksek ve sevgi dolu bir tebessüm… Orada bulunan grubun içinde konuşan genç kadının ifadeleri şöyleydi; “ Bu görüntüler çok güzel… Bu bir beslenme biçimi… Özlemişiz…”

   Neredeyse 1 saate yakın insanların temiz kıyafetleriyle, temiz duruşlarıyla oluşturdukları saf görüntülere baktım.Milletimizin yüksek ferasetine dair bir günün anıları ve gözlemleri kaldı geriye. Daha da ötesi; her yaştan insan olduğu gibi, iki büklüm engelli insanlar, çok yaşlılar ama hep aynı yüz ve beden dili; bir arada olmanın barışçıl tebessümü…

   Günün içinde de tebessüm ışıkları fazlasıyla vardı. Uçmakdere’de verdiğimiz küçük moladan sonra Gaziköy’e yaklaşırken görünen dağ tepe şekilleri tam manasıyla Mars yüzeyi gibi bir gariplik ve heyecan yan yana…

   Şarköy’e yaklaşırken zeytin bahçeleri tüm ihtişamıyla “Biz buradayız” diye dimdik başlarıyla insanı, insanlığı selamlıyor gibiydiler. Aynı zamanda yeşillikleri-dalları güneşin saf memelerinden emmekle meşguldüler…

   Sahile gitmek için hazırlık yaparken gördüğümüz insan kalabalıkları aynı Tekirdağ gibiydi. Onların peşinden nereye gittiklerini bildiğimiz için biz de gittik. Merak ediyorduk; “Buradaki insan manzaraları, tebessümleri nasıldı?”

  Yoktu hiçbir farkı Tekirdağ Süyelmanpaşa’dan… Daha yaşlı, daha genç hepsi hiç içe, şarkılar eşliğinde bağırmadan bir yaz esintisi gibi, Öksel Demir’in annesinden öğrendiği Frişka rüzgârı gibiydi. Yüksek TEBESSÜM, bildik bütün şiirlerden, şarkılardan, öykülerden öte sadece sevginin, barışın, demokrasinin çağrılarını yapılacak en güzel ve en temiz, şık giysileri içinde oylarını kullanıyorlar ve oy kullanım sonrası oradan ayrılmıyorlardı…

  Şarköy gibi kasabaları hep sevdim… Üretilen ürünlerin bir esere dönüşmüş hali gibi her köşede kurulmuş tezgâhlar; zeytin, zeytinyağı, sabun, reçel, salça ürünleriyle dopdolu…

  Şarköy Su Ürünleri Lokali’ne geldik. Mekân ve etraf tepelerden, zeytin bahçelerinden, kırlardan gelen doğallık ve denizden hafifçe esen bir rüzgâr, iyot kokularıyla iç içe, sarmaş dolaştı…

  Gün uzun ama gece yaklaşıyordu. Gündem çok dolu… Şairin-Öksel Demir’in Hora Feneri şiirinin son dizleriyle;

 “ Çünkü yeniden dönmektir her gitmek/Çünkü yeniden doğmaktır her ölmek./Hadi vira bismillah…”

 Güven SERİN 

  





28 Ağustos 2024 Çarşamba

UÇMAKDERE UNUTULAMAZ

 

Kamera; Güven Uçmakdere
Hasan Dayı

Burhan Bey,İbrahim Bey,Yunus Usta
Uçmakdere

Hasan Dayı

                                          UÇMAKDERE UNUTULAMAZ!

  Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi kurulur kurulmaz, İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı da doğmuş oldu. Tekirdağ’ımız için ele aldığı ilk projelerden birisi de Miras Atölyesi-I ile Miras Atölyesi–2 çalışmaları olmuş, halkımızın ve bizlerin teveccühünü kazanmışlardı.

    Kısacası, Şarköy bölgesi olarak; Uçmakdere,Gaziköy,Güzelköy,Süleymanpaşa bölgesinde ise Ertuğrul Mahallesi bulunuyor.Bu projelerin merkezinde bulunan tarihi mekanlar,şehrimiz adına; turizmin,kültürel ve sosyal yaşamın kalp atışları buralardan duyulup diğer bölümlere yayılması planlanmıştı.

  Yapılan ilk çalışmaları kim bilir kaç kez alkışlayıp, olumlu yazılar yazarak desteğimizi verdik. Bazen de projelerin yavaş gidişinden, durma noktasına gelişinden, buralardaki sosyal ve kültürel yaşama ayak uyduma sorunları yaşadıkları yüzünden uyarıcı yazılar yazarak şehrimizin geleceğine katkılar yapmak istedik.

   Seslerimiz duyulmuş olunsa da, sözler verilse de ne hazindir ki yen kurulan Büyükşehir Belediyesi kurumları ve oraların koltuklarına oturan yöneticilerin öne çıkmak, her gün halkın, şehrin kültürel, sosyal yaşamları içinde olmak gibi dertleri olmadığını da gördük…

   Bilirsiniz bir işin hakkıyla yapılmasını büyük deneyim sahibi olmuş insanlar bekler ve ister. Vehbi Koç gibi; oğullarına, kızlarına verdiği ilk derslerden birisi de şudur;

 “ Evlatlarım, işe alacağınız yönetici, bu işin en iyisi olmalıdır. O kişiye de en iyi ücreti vereceksiniz!”

   Gelelim Uçmakdere’ye… Miras Atölyesi merkezinde olan ve Uçmakdere insanlarının bu kalkınma davasına canla, başla katkı vermeye çalışmaları göz önünde bulundurulursa, burası tam da öncü olacak yerlerimizin en başında geliyor. Tekirdağ’ın turizmde, kültürel ve sosyal yaşamda, ismi öne geçecekse, üzerindeki ölü toprağını atmalıdır! Tekirdağ Ertuğrul Mahallesi, Şarköy Uçmakdere,Gaziköy ve Güzelköy gibi yerlerde belediyemizin ilgili birimleri de samimi,disiplinli ve istikrarlı adımları artık gecikmeden atması gerekiyor…

   Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’nin sorumlu dairesi; İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı’nın da katkılarıyla Uçmakdere’de Miras Atölyesi projesine yakışır üç tarihi bina yenilendi. Köyde yaşayan bir avuç Uçmakdere’li insan da yeme içme kültürü adına kolları sıvadı. Birden, terk edilen yerlere bile yaşam sevinci gelmesiyle birlikte yaşamın çığlıkları da duyulmaya başladı.

   Ya sonra? On bir yıllık Büyükşehir Belediyesi ve harcadıkları emekler, ortaya çıkan yenilenmiş üç tarihsel yapı, yıllardır değerlendirmeyi, bu öncü Miras Atölyesi projeleri için destek olmayı bekliyor!

   Bu destek nerede?

   Size soruyorum; Sayın, İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanım, yenilenen binaların ömrü, bomboş hiçbir şekilde işe yaramaz, sadece fotoğraf çektirilmesi için beklemek ve bekletilmek midir?

   Uçmakdere için hazırlanan planlar, projeler unutuldu mu? Burası unutulamaz!

  Aynı projenin içerisinde de Süleymanpaşa’da Beşevler ve Sarı Köşk var. Burası niçin halkın kültürel, sosyal yaşamı için faaliyete geçmedi? Neyi bekliyor? Sadece özel güvenlik görevlileri beklesin diye mi yenilendi?

  Şarköy Uçmakdere,Gaziköy,Güzelköy unutulamayacağı gibi buraları 12 oy boyunca iç ve dış turizme,sosyal ve kültürel yaşama hizmet için adeta yalvarıyor ama sizler niçin bu kadar unutkan,çekingen,üşengensiniz?

 Güven SERİN 

 

 

 

 

  






2 Kasım 2021 Salı

İHTİYAR ADAMIN SEVİNCİ

 


Tekirdağ Şarköy Uçmakdere
Hasan ÇINAR


Uçmakdere Şarköy

                                         İHTİYAR ADAMIN SEVİNCİ

                             ( Büyükşehir Belediyesine Teşekkürlerimle )

 

    Büyüklerimizin en tat aldıkları en mutlu oldukları zamanlar çocuk ve ihtiyarların sevinme anlarıydı. Bayramlarımızın tadı-tuzu çocukların sevinci ve büyüklerin-ihtiyarların ellerinin öpülmesiyle demlenir ve mayalanırdı…

    Hangi ihtiyardan söz ediyorum biliyor musunuz? Bu köşede beşinciye yazdığım, eli ayağı henüz tutan, yaşam sevincini henüz kaybetmemiş, kekik, ıhlamur ve adaçayı kokularının Ganoslar-Işıklar Dağlarına yayıldığı yerde yaşayan; Uçmakdereli Hasan ÇINAR’dan söz ediyorum…

   Onun elinden tutan Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Albayrak ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanı İsa Karadağ ve yaşlı bir insana-adama uzanan, ona fayda sağlayan, kanunların ve vicdanların bir araya geldiği emeği geçen herkesten söz edip teşekkürü borç biliyorum…

   Geçtiğimiz yıl farkına varmıştık Uçmakdere’de yaşayan 87 yaşındaki Hasan Çınar’ın evinin oturulmaz hale geldiğini. İhtiyarlık maaşı alan, zar-zor yaşayan bu insanın çaresizliği, önüne eğdirmemişti başını.

   Bir konuşmamızda şöyle söz etmişti;

 “ Güven Bey oğlum, bu zorluklar güçlü kılıyor, yaşamda tutuyor beni…”

    Bu söz, ihtiyarın; Hasan Çınar’ın bu sözü, yaşama dair binlerce seslenişin, yakarışın ve dik duruşun birleşeni gibiydi. O sözden sonra kendi sözümü vermiş, köşemde her birkaç kez, Hasan Çınar’ın bakışlarını anlatmaya çalışmıştım…

   Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı her zaman yaptığını yapıp duyarlı davrandı. İlgili Başkanlıklarına, Müdürlerine Uçmakdereli Hasan Çınar’ın çığlığını, ona ulaşılacak yardımların önemini anlatı.

   Milletimin en büyük özelliğidir ihtiyacı olanın henüz “ihtiyacım var” demeden fark etmesi. Maalesef, bu yardım elleri, düşünceler bir parça geriliyor görünse de, uygar toplumların daha ileri taşıyan basının, gazetemizin dik duruşunun karşılığı olan bir mutlu bir olayı gerçekleştirdik…

   Uçmakdere Köyü-Mahalle Muhtarı Burhan Elmas’ın duyarlı yaklaşımı, Uçmakdere sakinlerinin basına güveni, Hasan Çınar’ın yaşam disiplini ve Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’nin değerli kurumları, kuruluş ve yöneticilerinin azmi sayesinde bir insan; İHTİYAR sevindi…

   Sevinci, kuzey rüzgârıyla dağlanmış yaşlı yüzünü öyle bir yakışmıştı ki, yaşam telaşı ve zorlukları gülmeyi çoktan unutmuş o insanın evinin yapılması; onarılması sayesinde başka bir hal almıştı.

   Sözün özü, uygar dünyanın kurum ve kuruluşları tam çalıştığı için insanlarının büyük çoğunluğu mutlu ve huzurludur. Nasıl ki Yargı, Yasama, Yürütme ve Basın; birbirlerinden ayrılmaz, demokrasinin vazgeçilmezi iseler, medeni dünyanın en değerli olanı da çocuk ve yaşlılardır. Günü şenlendirmek, günü huzurlu kılmak, kendi yarınlarımız için, geçmişten gelen o insanlar-ihtiyarlar, geleceğe gidecek olan çocuklarımızın gelişimi, vicdanı, felsefi, sosyal ve kültürel olgunluğu için vazgeçilmez derece önemlidirler…

  Uçmakdere’ye gittim ve ihtiyarın-Hasan ÇINAR’ın sevincini gördüm. Gördüğüm, şımarık, sulanmış, karakteri olmayan sevinçlerden çök ete; damıtılmıştı…

   Ne diyor şair Rimbaud;

  “ Vaktiyle, bir gençlik yaşamadım mı, öyle altın sayfalara yazılacak, sevilmeye değer, yiğit, masalımsı?” Sonra da devam ediyor umutsuzlun ağır bastığı bir zamanda;

  Neşideler bitti artık: Geri dönmek yok atılan adımdan.Kadı gece!Yüzümde tütüyor kurumuş kan.Hiçbir şey yok ardımda,şu korkunç ağaççıktan gayrı!..

  Yine de uyanış bu. İçimize dolan gücü ve gerçek sevecenliği kabullenelim bütünüyle. Ve şafak vaktinde, ateşli bir sabırla silahlanmış, gireceğiz görkemli şehirlere.”

Güven SERİN