GÜNEŞ GÜRSELER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GÜNEŞ GÜRSELER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mart 2024 Pazartesi

GENÇ AVUKATLARA ÖNERİLER

 

İnternet

                                               GENÇ AVUKATLARA ÖNERİLER

( Hür İrade: Neden Hukuk? )

   Av.İzzet Güneş Gürseler’in Tekirdağ Milletvekilliği döneminde çevre bilinci, kent kültürü adına verdiği mücadeleleri, TBMM kürsüsünden ve yazdığı yazılar, kitaplarla dikkat çekmeye çalıştığı ve tüm yaşamı boyunca bir araya getirdiği deneyim ve bilgilerini anlatan, eseriyle de duyurmak ve uyarmak istediğini biliyoruz…

   Genç Avukatlara Güncel Öneriler ve yapmış olduğu çeviri; İngiliz Ceza Avukatından Tavsiyeler isimli çalışmaları tam olarak neyi anlatıyor ve neyi öneriyor olabilir?

   Her mesleğin; hangisi olursa olsun; çiftçilik, çobanlık, öğretmenlik, mimarlık ve avukatlık; güncellenmesi gerektiğini şu sözlerle çalışmasının başında dile getiriyor;

“ Avukatın düzenli ve sürekli bir biçimde kendini yenilemesi, geliştirmesi gerektiğini göz ardı etmemek gerekir!”

  Mesleklerin halk gözündeki güvenirliğini araştıran kurumların paylaştıkları istatistiklerde en güvenilir mesleklerin ilk üç sıralamasında:

1.Bilim İnsanları

2.Doktorlar

3.Öğretmenler

   Bu sıralama Almanya, Japonya, Macaristan, Polonya, Türkiye gibi ülkelerde hep aynı. En güvenilmeyen en alt sıradaki üç meslek ise:

1.Politikacılar

2.Hükümet Bakanları

3.Reklâmcılar

   Güvenirlilik sırasında altlarda bulunan diğer mesleklerden Din Görevlileri ülkemizde en alttan ikinci sıraya oturuyor. Gazetecilik 4.sırada ve avukatlık ise ortalarda bir yerde, üst sıralara ulaşması için tam da bu alandaki yenilenme, silkelenme ve insan denen canlının hem hukuk, hem vicdanıyla birlikte bir onur abidesine dönüşmesi için ciddi mücadele vermesi gerekiyor… Tüm meslekler böyle olmakla birlikte, söz konusu ADALET olunca, adaletin aksaması insanların sadece canlarını değil, yuvalarını da koruyup veya yok edecek zayıflığa veya onura ulaşması, ancak mesleğe gönül vermiş öncüler, idealistler sayesinde yükselebilecektir…

    Şeytanın Avukatı, eserinde şeytanın ele geçirdiği dünyaya yapmak istediği kötülükleri savunan, koruyup kollayan bir avukat varsa, tam olarak iyinin de, güzelin, masumların da bir avukatı “Hür İrade-Hür vicdan”  olmalı değil mi?

  Şeytanı ister soyut, ister somut olarak yaşasın! Kitaptaki veya filmdeki şeytanın her yerde, her kılıkta ve zekâsı, sabrıyla bizleri sürekli sınayan o büyük aldatıcı güç…

  Av.İzzet Güneş Gürseler, kendi deneyimlerinden yola çıkarak küçük kitapçığa çok değerli önerileri şöyle sıralanıyor.  1-Ortalamanın üstünde olduğunuzu kanıtlamak zorundasınız. 2-Avukatlığın serbest meslek olduğunu unutmamalısınız.3-“Büroda tek başına” yapılan avukatlık sona erdiğini kabul etmelisiniz.4-Uzmanlaşmalısınız.5-Yabancı dil bilginizi mesleki çalışmalarınızda kullanabilecek düzeye getirmelisiniz.6-Uluslararası avukat örgütlerine üye olmalısınız.7-Yabancı avukatlık büroları ile rekabet edecek, uluslararası iş yapabilecek düzeye gelmelisiniz.8-Baro çalışmalarına katılın. Siyasette ve sosyal yaşamda etkin olunuz.

  Anladığım şudur; bu öneriler bütün meslekler için olmazsa olmazdır… İlk bakışta ne çok şey gibi görünüyor… Sadece dokuz madde tam olarak yerine gelmiş, getirilmiş olsaydı, bugünün çiftçiliği, turizmi, eğitimi, emeklileri, öğretmenleri ve diğer bütün meslek grupları çok daha refah içinde, haklarını yasaların verdiği o,onurlu kutsiyet içinde ararlar ve savunurlardı…

  Klasik eserlere sadece bir roman, bir film, bir opera, bir öykü gözüyle bakan hep yanılır. Onlar, aynı zamanda evrenin de vicdanı, insanlığın darda kaldığı zamanlarda başvuracağı rehber eserlerdir…

  Hukuk ve hukuku evrenin vicdanıyla temsil eden, sahiplenen avukatlar veya adalet dağıtıcıları da şunu bilirler; tıpkı Şeytan’ın Avukatı eserindeki gibi;

 “ Kibir en güçlü günahtır…” ve “ Bizim sırrımız, insanı lüks yaşam içinde öldürmektir.”

  Bu oyunu kim ve ne bozar derseniz; “ HÜR İRADE-HÜR VİCDAN “ derim, tıpkı Mustafa Kemal Atatürk’ün seçtiği yol gibi;

 “ Milletinin, vatanın yanında; yakınında…”

Güven SERİN  


19 Eylül 2023 Salı

İKİ KONUK: BİR ESER

 


           İKİ KONUK ve BİR ESER-KÜLLİYAT

      ( Güneş Gürseler ve Ali İhsan Tertmiz )

  14 Eylül 2023 günü saat 14.00’ı gösterdiği vakit iki yazar avukat Hüseyin Pehlivan Caddesi köşesinden Demir Sokak yönüne saptılar. Buluşmak için verdikleri saate dakikası dakikasına uyan iki insanın gelecekleri zamanı tam vaktinde hissedip onları Hüseyin Pehlivan Pasajı girişinde karşıladım.

   Yazacak, anlatacak ve yaşadığı yerle duygusal bağ kurmuş her insan gibi Yazar Av.Güneş Gürseler ve Yazar Av.Ali İhsan Tertemiz’in yüzlerinde günün ve şehrin buruk neşesi vardı. Yaşamak ve yaşatmak için çok şeyleri olan iki insan, gezdikleri gördükleri yerlerde imrendikleri şehirler gibi bir TEKİRDAĞ istedikleri için, yaşadığım neşeli burukluğu onların da yüzlerinde gördüm.

  Atölyemde her gün farklı mesleklerde, düşünce ve görüşlerde olan insanlar ağırlıyorum. Sosyal, kültürel ve kent bilinci adına bir sürü konuşma, yorum dinliyor, kentimizin hak ettiği temizliğe, mimariye, turizme sahip olmadığı için için yanıyoruz…

  Güneş Gürseler ile Ali İhsan Tertemiz atölyeme ilk kez gelecekleri için heyecanım büyüktü. Onların tecrübe, deneyim ve birikimlerini her an takip edecek ve etmek isteyen bir heyecan bir süre sonra demli bir sohbete dönüştü.

   Yaşama sadece TİCARET, sadece SİYASET gözüyle bakmayan, körlük perdesini kaldırmış insanlarla bir araya gelmek, kendi adıma büyük bir ziyafet sofrasına davet edilme anlamı taşıyor. Biliyorum ki yaşamın hakiki tarafı; doğal olanda, edebi, sosyal, kültürel ve sanatsal deryalarda gizli…

   Güneş Gürseler’in elinde kocaman bir kitap; Temmuz 2023’te ilk basımı yapılan; GÜNEŞ GÜRSELER KÜLLİYATI (Hukuk, Siyaset, Çevre Yazıları ve TBMM Konuşmaları) eseri, imzalı bir halde bana hediye edildi.

   Bir gün önce atölyeme gelen Mehmet Altaş’ın elinde ve neşesinde, kocaman eseri görmüş imrenmiştim.903 sayfadan oluşan Külliyat, aynı zamanda Güneş Gürseler’in henüz Hukuk Fakültesi öğrencisi olduğu yıllarda gazetelere yazı yazmaya başladığı, avukatlık mesleğine verdiği değerin inceliklerini Külliyatın derinliklerinde bulunduğunu tespit ettim. Bilenen bütün meslekler bu kitaptaki deneyim, tecrübe ve önerilerden faydalanabilirler. Neden mi? Neredeyse bütün meslekler öyle veya böyle yara aldı da ondan…

   John Milton’un Yitirilen Cennet isimli eseri için bir başka yazar şu notu düşmüş; “ John Milton’un eserini hangi sayfadan okumaya başlarsanız başlayın ayrı bir tat ve öğreti kazanırsınız.”

   Aynı sözün benzerini Güneş Gürseler’in Külliyatı, eseri için söylemek isterim! Kitabı bir roman gibi okumak yerine; içindekiler yazan bölümüne girip, o an hangi konuda bilgi sahibi olmak isterseniz o sayfaya ulaşabilir, Milletvekilliği, Meclis deneyimleri, hukuk, siyaset ve çevre konularında hiç ummayacağınız kadar değerli ve bugüne kadar bilmediğiniz için üzüleceğimiz algıyı, görgüyü, iradeyi yakalayabiliriz…

   Örneğin 295.sayfaya birlikte gidelim. Avukat İntiharları isimli çalışması, uyarısı, belki de her mesleğe “Silkelenin” haykırışını 18 Aralık 2012 tarihinde yapmış.

  “ Dünyada saygın bir statü olarak avukatlık, ülkemizde kolay elde edilen bir meslek olarak sıradanlığın da altına düşürülmektedir.”

   Yukarıdaki tespitleri, elli yılın deneyimiyle yapması, aynı zamanda 76.sayfada 2010 yılında yapılan, Meslek Grupları Güven Endeksi içinde öğretmenler birinci sırada görünüyorken, avukatlık mesleğine güven,11.sırada, gazetecilik mesleğine güven; 17.sırada, politikacılara ise; 20.en son sırada olduğu anlaşılıyor. Aslında bu bilgilere iyi bakarsak; her yıl her meslek grubu güven endeksi denen ölçümlerde kayba uğradığı acı bir gerçektir…

   Hemen zengin olmanın yüce bedelleri tarihin bütün sayfalarında, öykülerinde, destanlarında gizlidir. Aydınların görevi, bulundukları ülkenin şartları gevşemeye, meslekler bozulmaya başladığı vakit o bildik sözleri söylemektir; “ Kral Çıplak”, “Demokrasi ve Adalet” Güneş Gürseler’in Külliyatı, çevre, hukuk, siyaset ile ilgili bir sürü tespiti kayıt altına almakla kalmıyor, şehrimiz Tekirdağ için bir esere daha sahip olmanın kıvancını hissediyoruz…

   Kitabın başlarında iki söz çok dikkatimi çekti. Birincisi Prof.Dr. Tayfun Atay’a ait; “ Hayata yazarak müdahale etme arzu ve aşkı…” İkinci söz ise Güneş Gürseler’e ait; “ Tüm aileme ve bende emeği ve katkısı olan herkese teşekkür ve saygılarımla…”

   Yazarın dili, üzerinde durduğu konular; hukuk, çevre, siyaset gibi görünse de tam manasıyla edebi bir felsefe, bir sosyolog bilinciyle dopdolu. O yüzden, bilgiyi, görgüyü bütün zamanlar diğer sanatçıların yaptığı şekliyle, evrensel bir dil, yani “Hayata yazarak müdahale etme arzu ve aşkı…” içinde ülke ve şehir kitaplıklarına:-Artık bu kadar gaflet yeter,- diyecek ve herkese söyleyecek bir söz, ayrılacak bir zenginlik taşıyor…

   Güneş Gürseler’e, insan kalmanın erdemine ve sapa sağlam tutunmuş olmasına; hangi meslekte ve rütbede olursa olsun bağlı kalma aşkına teşekkürümü borç biliyorum.

 Güven SERİN 

   


3 Haziran 2023 Cumartesi

GÜNEŞ GÜRSELER: BENDEN BU KADAR...

 




Kendi kitabından alıntı

                   BAŞARI SONUÇTUR: BENDEN BU KADAR…

    Nisan 2023 Luna Yayınlarından çıkan kitabın ismi: Benden Bu kadar… Güneş Gürseler’in Ali İhsan Tertemiz ile birlikte yaptıkları;  Söyleyişi eseri, sayfalarını açar açmaz yakın tarihimize, belki de kendi anılarımıza bile uzanma heyecanı yaratıyor.

   İster siyasal, ister edebi, sanatsal, bilimsel iz bırakmış insanların biyografi, söyleyişi türü yapmış oldukları çalışmaları oldukça değerli buluyorum. “Benden Bu kadar” isimli çalışma-eser, yakın tarihimize ışık tutmakla kalmıyor, yaşadığımız şehrin, içinde bulunan mekânların ve burada yaşayan insanların da tanımadığımız, bilmediğimiz öykülerini gün yüzüne çıkartıyor.

  Bir kitabı bitirmeden, bitmesini beklemeden, heyecan içinde eserden aldığım etkiyi ve enerjiyi kaleme alıyorum. Henüz yarısına bile gelmediğim ama aldığım notların ardı arkası kesilmeyince bu eserle ilgili ilk köşe yazımı yazma cesareti gösteriyorum.

  Güneş Gürseler’in Tekirdağ’la birleşen yolları, çocukluk hatıraları, anne ve babasının öğreten-öğretmen, asker yönleri, ister istemez kendi bahçeli okul günlerimize, çocukluk zamanlarına inmemize, çocuk hoşluğu içinde imkân tanıyor.

   Güneş Gürseler’i siyasetçi olarak duyduk ve tanıdık. Erdal İnönü ile kurdukları bağların, sadece siyasetin iştah kabartan sahnelerinde kalmadığı, aile dostluğuna dönüştüğünü de bu eser sayesinde öğrendim.

   Belli unvanlara, hünerlere sahip her insanın bu tür çalışmaları olmalıdır. Edebi dünyaya verecekleri hazzın yanında, şehirlerin bir türlü tamam olmayan eksik parçaları, yitik hazineleri de ancak bu tür değerli çalışmalarla ortaya çıkar: Bir gün, bir güneş gibi şehirlerin üzerinde pırıltılar saçar…

   Güneş Gürseler’in sanata bakışı, tutunması İstanbul’da kaldığı öğrencilik yıllarında, İstanbul Çemberlitaş yakınlarında bulunan İpek ve Şafak sinemalarına gelen filmler için zaman, çaba ve para ayırması, aynı zamanda Klasik Türk Müzik sanatçısı bir efsane olan Münir Nurettin Selçuk’un Saray Sineması solo konserlerinin takipçisi olmasına imrendim…

  Yaşar Konak Pasajı önünden geçmeyen Tekirdağ insanı yoktur. İsmini Yaşar Eryalçın isimli Tekirdağlı kadınlarımızdan birisine ait olduğunu bilmiyordum. İsimler ve öyküleri, mekânlar ve içinde yaşayanlarla ayrı bir yaşam birlikteliği oluşturduğuna inananlardanım. Kitabın sayfalarını çevirdikçe, kurşun kalemle alt çizgileri ve oklar daha da artmaya başladı. Güneş Gürseler’in tam da söyleyişi-muhabbet tadındaki eseri, ince ayrıntıları unutmayan hafızasını da takdirle karşıladığımı söylemek isterim.

   Geçirdiği mide kanamasını, tanıdıkları Doktor; Orhan Güngör’ün eşi Evren Güngör tarafından anlaşılması, Güneş Gürseler’in Ziraat Bankası köşesinde karşılaştığı Evren Hanım sayesinde teşhis konulup tedavi sürecini başlatması, o günün Tekirdağ insanlarının komşuluk, mahalle kültürü ilişkilerini de özgün şekilde yaşandığını anlıyoruz…

   Milletvekilliği çalışmalarına damga vuran KAMYONET ise tam manasıyla isterdim ki şehrimizin “Yakın Tarihimiz” isimli bir müzesi olsun ve burada, öyküsüyle her gelene bir şeyler anlatsın. Kitabın 58–59.sayfalarında “Kamyonetin Kerameti” nasıl olur, bir kamyonet ve aynı zamanda AKÇAKAYA soy ismi taşıyan insanların bu şehrin tarihindeki hizmetleri de dupduru: Gökyüzü gibi bir kez daha bu insanların fedakâr duruşları karşısında, onları alkışlama isteğimin oluştuğunu gördüm…

   1993 Ağustos günü, Tekirdağ Beyazköy açıklarındaki küçük teknede beş arkadaş gezintiye çıkmışlardı. Güneş Gürseler Amerika’dan yeni dönmüş, başında da basketbol kasketi bulunuyordu. Eser, Turgay, Recep Palabıyık, Salim Ekici ve Güneş Gürseler’in tekne gezintisi ve basketbol kasketi; tam manasıyla kadersel kırılma anlarından, bu beş arkadaşın yaşadıkları sürece hiçbir zaman unutamayacağı derin izlerden birisi olmuş…

   Erdal İnönü ve eşlerinin Tekirdağ’a davet edilmesi, onların da aile dostluğu sıfatını hak eden bir heyecan içinde herkesten habersiz Gürseler ailesinin davetlerine katılması, Tekirdağ ve Tekirdağ insanları için ( Turgay, Naslihan Öğe, Mustafa Öğe ) nasıl bir heyecan yarattığı kitabın sayfalarında çok daha detaylı anlatımlarıyla okuyucuları, şehir sevdalılarını bekliyor.

   Kitabın başlarında olmama rağmen, Güneş Gürseler’in Milletvekilliği dönemine de yer vermek istiyorum. Çevre konusunda, ulusal çevre bilincine katmış olduğu katkıların yazılı anlatımları, zaten yakın siyasi tarihimizin arşivlerine geçmiş, duyarlı hafızalara kazınmış halde. Şehrimizde yaşayan ve yaşadığı çevreye; “Dikkat Dünya Tektir” felsefesi, bir başka eseriyle dikkat çekip, kırk yıldır düzelmeyen çevre sorunlarımız için harcanan bunca emeğin bir gün muhakkak ciddi müjdelere, temiz çevre bilincine ve hareketine dönüşeceğine de inanıyorum…

   Çevre duyarlılığı içinde yaptığı çalışmaların en manevi-duygusal anları ise Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Dr.Kriton Curi’yi tanımak olmuş.Bu tanışmanın dostluğu ve sonu ise her duyarlı okuyucu ve insanın yüreğinde bir nem,bir sızı oluşturacağı inancını içindeyim…

     Birlikte siyaset yaptıkları Erdal İnönü, aynı zamanda Güneş Gürseler ailesinin aile dostudur. Dostu Erdal İnönü’nün yaşam, bilim felsefesinden etkilenme anını, onun söylediği bir sözü de kitabına taşımış; “ Başarı, sonuçtur!”

 Güven SERİN