LOKANTALAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
LOKANTALAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2023 Salı

ŞALGAMLI USTALAR ve İŞÇİLER

 

İnternet

İnternet

İnternet
Hayrabolu Tekirdağ Şalgam
Ahmet Balkan ile birlikte

                                             ŞALGAMLI USTA ve İŞÇİLER

    İşçilerin emeklerini, ustaların marifetlerini hakkını vererek, evrensel duruştan bir santim ayrılmadan anlatan ve duyuran en değerli eserlerin başında gelir; Bertolt Brecht’in “Okumuş Bir İşçi Soruyor “şiiri…

    Şalgam ismini, Şalgamlı insanların davranışlarını yıllar önce yurt ve okul yaşamından, kısman de olsa tanımaya başladım. Şalgam’ın yetenekli ustaları ve işçileriyle ilgili bir sürü güzel ve doyurucu söz dinledim…

  “Yedi tepeli Teb şehrini kuran kim?

   Kitaplar yalnız kralların adını yazar.” Diye başlar Brecht’in şiiri.

  Şalgam’a ulaştığımızda gün, usul usul batıya, Güney Yarım Küreye doğru yol alıyordu. Neşesi olmayan ayçiçeği tarlalarının yanından geçtik. Köylerin çocuksuz sokak ve caddelerinden; Metin arkadaşımızın dikkatli direksiyon ustalığı içinde…

  Şalgam’ın içine girdiğimizde yiğit insanların çalışarak, didinerek en az imkânlarla ne güzel evler ve bahçeler yaptığına tanıklık ettik. Her evin bir bahçesi ve içinde onlarca renk, koku, desen taşıyan çiçekleri vardı.

   Koyu gölgesi olan, hemen arkamızda ağaçların, çiçeklerin, sarmaşıkların bulunduğu kahvehane önündeki bank ve masaya arkadaşlarım; Lokman Bey, Özkan Bey ve Metin Bey ile birlikte oturduk. Etrafta, diğer masalarda oturan Şalgam insanlarıyla selam alıp selam verdik.

  Çok yakınımızda oturan Ahmet Balkan ile tanıştık. Yorgunluğu yaşından ötürü değil, üreten insanların, çiftçilerin çektikleri çilelerden olduğunu düşündüm. Anlatınca, yaz zamanı bile hayvan besleyen insanların meraların kuruması, ot ve yiyeceğin azalması nedeniyle hazır yem vermek zorunda kalışlarını, hayvancılığın da can çekiştiğini Ahmet Balkan’ın ağzından dinledim.

  Yakınlardaki fabrikalara her sabah şafakla birlikte yüzlerce Şalgamlı işçinin, ustanın kalkıp üretmek, yaşamın içinde kalmak ve daha onurlu bir ömür sürmek için yola çıktıklarını yine Ahmet Balkan’dan öğrendim.

   Şalgam diyarında üçüncü kuşağa geçmiş lokantaların sayısının altıya çıkmış olduğunu onur duyup, yaşamın içinde üretmenin, hizmet aşkının ve disiplin denen terbiyenin köy denen yerlerde bile nasıl bir üretim şenliğine dönüştüğünü doyamayarak defalarca dinledim…

     Peki, ama nasıl yapıyor da; Şalgamlı ustalar, altı tane lokantanın, onlarca insanın çalıştığı bu yerleri ayakta tutmayı nasıl başarıyorlar?

  Ferdi ustanın yerine, mekânına gittiğimizde orada birkaç saat kaldığımızda nasıl başardıklarını gözlerimiz, tat alma duyularımız, cüzdanımız, vicdanımızla ve gezgin kültürümüzle birlikte çok iyi gördük…

  Hizmetin en iyisini verdikleri gibi, yiyeceğin de en iyisini bugünün şartlarında en ekonomik olanının sunuyorlar. Bir hafta önce şehir içinde; Süleymanpaşa’da gitmiş olduğumuz lokantanın ağzımızda kalan tatları hepimizi mutsuz etmiş, ödediğimiz ücrette gözümüz kalmışken, Şalgamlı Usta ve İşçiler diyarında yediğimiz yiyeceklerin bedeli için ödenen ücret karşısında hepimiz şaşırdık…

   Ne diyordu Bertolt Brecht;

“ Kitapların her sayfasında bir zafer yazılı.

  Ama pişiren kimler zaferin aşını?

 İşte bir sürü olay sana.

  Ve bir sürü soru…”

 Güven SERİN 

 









26 Aralık 2009 Cumartesi

KÜÇÜK MUTLULUKLAR


Posted by Picasa
TEKİRADĞ SANAYİ ve TİCARET ODASI
Bol manzaralı ferah ve tertemiz bir mekân. Yakınından
geçerken aç olduğunuzu düşünüyorsanız; uğranmalı.




DESTERECİLER LOKANTASI

 Tekirdağ merkezde bulunuyor. Direkleraltı dendi mi
bulmak çok kolay. Aklımda kalan; çorbanın keyfidir:))




Sahil Kervan Lokantası
Oldukça geniş imkanları ve çeşidi olan bir yer.
Deniz menzaralı. Yani bol yosun ve iyot kokulu.:))
Bu güzel mekanda aklımda kalan ve hiç çıkmayacak
olan;güveçte kuzu :)) Leziz. Fiyatlar her büçteye
uygun


TOPALOĞLU BALIKÇILIK
Oludukça geniş bir yerde hizmet veriyor.
Balık kilo ile satılıyor. Ucuz ve leziz. İster ızgara,
ister tava yaptıra bilirsiniz. Laf aramızda çoban
salatayı muhakkak isteyin.:)) Sahilde tam
Turizm ve Hotelcilik binasının karışısında.


ELİT LOKANTASI

Sıcak bir gündeyseniz ve soğuk bir şeyler
içmek istiyorsanız Elit derim. Hem sahil
hem canlı müzik,hem romantizm diyorsanız;
yine Elit derim. Buyrun o zaman :))


SAMPİ PİDE SALONU

Tüm pideler denendi tadına bakıldı..)) Gönül
rahatlığı ile yiyebilirsiniz..)) Şu an; indirim
günleri yaşanıyor. Kavurmalı pide; tercihmdir.:))


KÜÇÜK MUTLULUKLAR

Çoğumuzun hayalleri büyüktür. Erişilmez dokunulmazdır. Üzerlerine toz kondurmayız hani. Kaf Dağlarının ardında saklı olan hayaller kim bilir kaç neslin düşlerinde dolaştı durdu.

Biz Kaf Dağlarının hayallerine ulaşmayı düşledikçe kim bilir belki de Zeus Olimpos Dağı tepesinden gülümseyerek bakıyordur.

Küçük ve mütevazı mutlulukları olmalı insanın. Küçük derelerin şırıltısı gibi akmalı öylesine. Beslenmeli küçük başka derelerin birleşmiş sevgileriyle. Ve bilmeli ki insan; küçük dereler büyük ırmakları oluşturur. Büyük ırmaklar çok şey borçludur derelerin küçük ve mütevazı oluşuna…

Dokuz ay önce üç kişi bir karara vardık. Bundan böyle her on günde bir şehrimizin herhangi bir yerinde buluşacağız diye. Tekirdağ Şehrimizin göze, gönle, damağa ve bütçeye hitap eden mekânları ile işe başladık.

Altın kurallar; küçük ve mütevazı mutlulukları aramanın buluşmasını yapmak olacak. Yemek yerken, sohbet edeceğiz siyasetin, ticaretin, yanıltıcı pırıltıların dışında. Küçük derelerin büyük ırmaklara koşması gibi akmaya başladık bedenlerimizden. İnsan, büyük bir sanat eseri! El verdikçe büyüyor, yol alıyor. Mazeretlerin efendisine sığınmaya başladıkça da yok oluşun küflü kokularına, katmerli sancılarına dönüşüyor.

Altan, Ersin ve ben. Biz üç kişi çıktık bu yolculuğa. İlkönce şehrimizin göze, gönle, bütçeye kucak açan mekânlarına uğrayacağız dedik. İlk ziyaretimiz şehrimizin köfte markası olmuş, ünü şehrimizden çok öte ulaşmış Özcanlar Lokantasıydı. Sahil manzaralı yeni binası, keyiften öte keyifler için hazırlanmış.

Özcanlar Lokantasının hoş, konforlu ve manzaralı yerinde disiplin, temizlik, hizmet ve bol ışık var. Dikkat buyurunuz; güneye bakan balkonunda yemek yerseniz; sahilin çam ve yosun kokularını hissedersiniz. Ve bizim gibi yapıp, bazen de kuzey balkonunda köfte yerseniz; usta mimar Sinan’ın harika eserini seyredersiniz. Rüstem Paşa Camii çamlar ile masalımsı bir manzara oluşturuyor.

Laf aramızda Özcanlar Lokantasında köfte ve ayran ziyafetini tatlı ile sonlandırmanın özel keyfini unutmayın derim.

İkinci ziyaret yerimiz birinci ziyaret yerimiz olan Özcanlar Lokantasına çok yakın olan; Elit Lokantası oldu. İkinci katta hizmet veriyor. L biçimindeki balkonu bulvar ve sahili farklı açılardan resmetmenize olanak sunuyor. Fiyatlar odlukçu ucuz. Hizmet aksasa da iyi niyetli bir oluşum var. Haftanın üç günü canlı müzik keyfi yaşamanız mümkün. Damak zevkinize bir de kulak zevkini ilave edebilirsiniz.
Üçüncü ziyaret yerimiz Topaloğlu Balıkçılık oldu. Mevsim balıkları ve diğer çeşitlerinin taze ve güvenilir bir şeklide tabağınıza gelebileceği bir yer. Oldukça uygun bir fiyat listesi her bütçeye hazır olduğunu gösteriyor. Manzaralı ve çok kattan oluşan mekân; ızgarayı, balığı ve tenha bir yerde yemekli, sohbetli keyfin hatıralarını kayıt edebilirsiniz.

Dördüncü ziyaret yerimiz, sahildeki yeni binasına geçmiş olan Sanayi ve Ticaret Odasının Lokantası oldu. Bizler şimdilik öğle yemeklerine gittiğimiz için, bu mekânda da öğleyin, seçmesiz yemek servisi olduğundan seçeneğimiz olmadı. Kısacası o günün yemek çeşitlerinde ne varsa onu yedik. Üç kez geldik ve üç kez de yemeğin damak tadına vardık. Üç ve dördüncü katların deniz manzarası, sahil görüntüsü yemek ve sohbetle taşkın bir suya dönüşüyor. Konforlu mekânın hizmet anlayışı oldukça nazik bir kültüre dönüşmüş. Işık ve görüntü yemeğin ucuz ve seçkin keyfi ile birleşince; hatıralara iyi anılar olarak yazılıyor.

Küçük ve mütevazı mutluluklar her insana çok yakın. Doğanın küçüğe saygısı oldukça büyük! 250 milyon yıl önce yaşamış devasa dinozorlar yok olurken; o zamanlarının yaşayan hamam böcekleri, karıncaları hâla var. Doğa küçük mutluluklara, canlılara oldukça cömert davranır. Ve çıkmış olduğunuz yolculuk, küçük mutlulukların büyük keyfiyetine yaklaştıkça heyecan duyarsınız.

Alışagelmiş yemekler, içkiler, aşklar, kazançlar, dalavereler; küçük mutlulukların mütevazı elleri, gönülleri, iradeleri ile beslenmediği sürece; hiçbir şeydir. Sadece adı; yemektir, aşktır, kazançtır, dalaveredir…

Küçük mutlulukların kültüre dönüşecek birkaç saatlik buluşmaları; yemek, sohbet ile yoğrulurken; aynı zamanda hayatın mizahı, resmi, siyaseti de anlaşılır olmaya başlar…
Ve siz o hayatın bir parçası olduğunuz için el verdiğiniz küçük mutluluğun büyük besleneni olursunuz…






                                            Güven