Kamera; Güven Kumbağ-Tekirdağ
Bir varmış bir yokmuş...Bir medeniyet varmış,
diğer medeniyetlerin hemen yakınında...
Şafaktan süzülen kızıllık;akıp giden sınırsız zaman
ve hiç durmadan genişleyen evren...
Ya insancık? Mülkiyetin deli ve divanesi olmuş
o muazzam şaşkın,budala canlı...
Kuşların en heyecanlı zamanı;yuva kurma
besteleri;büyük yarış...
Gezi arkadaşlarım; Yunus Usta ve Bülent...
Gücümüz,grubumuzun küçüklüğünden geliyor.
Oysa,ne çok insanla doğada şenlenmek ister insan...
Kamera; Bülent
Kumbağ-Tekirdağ
Leyaklar;yörenin öz çocukları mı;yoksa onların tohumlarını oraya
bir kuş mu getirdi? Bilinmez;yörenin yamaçları çoktan
kucak açmış bu çocuklara...
Kamera; Güven Kumbağ-Tekirdağ
Ben gene sana vurgunum...
Yamaçların bonkörlüğü,yaşama olan düşkünlüğü;
ben gene sana vurgunum;heeey...Heey...
Kamera, Bülent Kumbağ-Tekirdağ
Tabiatın sofrası-masası,sandalyesi;yaşlı kayalar...
Heey;ben yine sana vurgunum;lay lay lay lay lay....
Kamera; Güven
Deli bir ressam,fırçasını sürmüş olmalı bu diyara.
Kavak ağaçları;bir ağaçkakan sabah çalışmasını,
bu yılın yuvasını inşa ediyor...
Kamera; Güven
Yunus Usta ve Bülent...
Kamera; Güven Kumbağ
Önde ayva ağacı. Hemen arkada kavak;buğdaylar-ekinler...
Gün yine ışığı doğurdu;ışık yasladı kendini toprağa,yamaçlara,
tepelere...
Ben gene sana vurgunum;heeey...Minnetle Nükhet Duru;
selamla,muhabbetle...