ŞİİRİMSİLERİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ŞİİRİMSİLERİM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mart 2025 Cumartesi

KENAN OFLAZ

 



                           KENAN OFLAZ: ŞİİRİMSİLERİM

    İğneyi kendine batıran bazı insanlar görüp şaşırsak da, hem iğneyi hem de çuvaldızı kendisine batıran ender insanlardan birisi Kenan Oflaz’dır…

   2019 yılında ŞİİRİMSİLERİM ismindeki kitap, çuvaldızı da kendine batırdığı bir ömre yayılmış çalışmaları, hiçbir ticari düşünce, ünlü olma düşüne kapılmadan yayın yaşamına giren eserlerini bir araya toplamış.

  Kitabın ilk sayfaları bir ders niteliğindedir. Beyaz sayfanın ilkinde şöyle bir sesleniş;

“ Bütün çağlarda yaşamış olan ve günümüzün gerçek ozanlarıyla yazarları manevi varlıkları önünde eğilerek; saygıyla selamlıyorum.”

    Sonraki sayfalarda ise şiirin tanımından, dönemlerinden tutun da bu çalışmayı niçin yapıp, kitabını yayınlama amacına kadar tüm çıplaklığıyla anlatıyor. Üreten ve üretmeye yazgılı dimağlar için yaşama tutunmak ve bildik insan yaşamlarının sonrasında yaşamak, geride sözcüklerle inşa ettikleri eserleri bırakmaktır. Bilirler ki sözcükler de, ışın demetleri gibi, açık olan ve karanlık her yere sızar; kendi ülkesinin aydınlığını taşımak için…

 Kenan Oflaz’ın yazar tarafını biliyoruz. Hiç doymadığı ÖĞRETMEN sevdasını da… Yaşadığı şehir ve alacaklı olduğu bu ülkeye “Borçluluk, vatanperverlik” duyguları içinde, her türlü kaygı ve tasadan uzak doğanın yarattığı doğal bir orman gibi faydalı olmak…

    Almadan vermek; Kenan Oflaz için sıradan ve oldukça insanı; filozofun dediği gibi; “ Pek insanca” bir görev…

  112 sayfalık Şiirimsi kitabı, şiir tanımlamaları ve ozanın-yazarın hissiyatıyla başlıyor başlamasına ama çok ilginç aşamalardan geçiyor. Bildiğimiz, geleneklerimizde çok önemli yer tutan; Çıraklık, Kalfalık ve Ustalık dönemleri gibi dönemleri gözledim.

  Haklı olarak ilk önce “Şiirimsi” dediği eserlerle çıraklık döneminin saf ve samimi dokunuşlarıyla yeryüzüne çıkmış mısraları paylaşıyor. Sabır edip diğer sayfalara ilerledikçe artık “Kalfalık” dönemine geldiğini sadece gözlerinizle değil zihninizle de anlıyorsunuz.

   2017 yılında yazdığı, bir yerde yaktığı bir ağıt gibi; Deniz ve Hasret şiiri, Kumbağ’da ki yazlıktan sesleniş… Ana ile oğlun konuşması da diyebiliriz; dalgalar vurup, bu şiire eşlik ederken Kumbağ kıyılarında.

   Kenan Oflaz’ı biraz tanıyorsanız Cumhuriyet ve ATATÜRK sevgisini, iliklerine işleyen o yüce destanların bir parçası olduğunu Ebediyen Atatürk şiiriyle bir kez daha kazımış; beyaz kâğıdın, sonsuza dönük sayfasına.

   1995 yılında yazdığı şiiri;  Gelmezsen Eğer Seni Özlerim, eseri özlem nedir bilen herkesin sahipleneceği bir şarkıdır aynı zamanda. Şiir sevgisine aç olan birisine okutsanız; “ Bu benim şiirim, beni de anlatıyor” diyerek hemen sahiplenecektir.

   2016 yılında yazmış olduğu Gözüm Tok her şeye şiiri tam manasıyla Kenan Oflaz felsefesini iyice dışa vuruyor. Önce şehrine, sonra da ebedi hayatın açıklanamayan gizemli sonsuzuna bir haykırış olmaktan öte, bir ömrün de nasıl geçtiğinin öyküsü…

   Hey Yar isimli şiiri, türkü tadında; defalarca okunup, dinlenecek ritme, hissiyata sahip…

   Filozof yanı ve ustalık dönemi içine alınabilecek bir şiir İdam Mahkûmuyuz, isimli eseridir. Çok nettir görüşü ve düşüncesi;

  “ Doğanın idam mahkûmuyuz/İdamımız ne zaman acep/Sur-i İsrafil mi çalacak ne/Kavuşuverecek aslında beden”

   Dünyevi koşuşturma, unutmaya yazgılı insanı ve insanlığı belki de en güzel Olacak Bak, şiiriyle anlatmaya, uyarmaya çalışıyor. İçindeki öğretmen sızısı, öğrencilerine doymamış bir öğreticinin yürek yangını; ÖĞRENCİLERİM şiiriyle; sadece dile gelmiyor, karanlığa, duygusuzluğa, pişkinliğe de sesleniyor.

   Kitabının sonlarına yaklaşırken bir babaya, bir Yunus’a sokuluyor ozan. Herkes sinerken “Ölüm” sözcüğünden, O ise; “ Ölümüm, bir hisli müzik dinlerken olacak” diyerek, evrim karşısında saygı duruşuna geçiyor.

   Sonra; bir Köroğlu iniyor sahaya. Sesleniyor Bolu Beyleri gibi haksızlık yapan bütün ağalara, beylere. Ve kitap, Yunus şiiri ve Zor Zamanlar dediği 1946 yılının öyküsüyle son buluyor.

  Kenan Oflaz’a nasıl TEŞEKKÜR edeceğimi bilmiyorum. Yitik köylerin, yitirilecek kasabaların, Kerem ile Aslı gibi sevme ve inanma biçimlerinin eriyip, kayıp medeniyetler denizine aktığı bu zamanlara not düşüyor. Sürekli iğneyi de, çuvaldızı da bir kez olsun “Canım yanmadı ki” diyerek kendine batırmaktan geri kalmadığı, koca bir ömrün imbiğinden geçirip en tabi halde şehir ve ülke insanına sunduğu bir demet; bilgi, samimiyet, edebiyat, felsefe ve insaniyet içinde…

   Vedasal bir selam ve sevgiyle; taşmış-dolmuş bir ruh alemi içinde…

 Güven SERİN 










21 Mayıs 2022 Cumartesi

SON İSTASYONA DOĞRU: KENAN OFLAZ

 

Kamera; Güven 

                                SON İSTASYONA DOĞRU: KENAN OFLAZ

 

   2019 yılında yayınlanan, ŞİİRİMSİLİRİM isimli kitabının 7.sayfasında söz ediyor yazar yaşama dair bakış açısının en olgun haliyle;

 “ Hızla son istasyona doğru yol alıyoruz. Önümüzde fazla istasyon yok!”

   Kenan OFLAZ’IN eğitimci, öğretici tarafının yanında yönetici geçmişi de bulunsa da, seçmiş olduğu veya tercih ettiği yaşam biçimi; felsefeden, edebiyattan, tarihten beslenmektir. Bunca deneyim, zorluklarla mücadele, iyi olanın karşısında her daim var olan kötülükle savaşma, insan denen insanı ister istemez çok daha hassas yapıyor. Hele bir de öncümüzün, atamızın “Bağımsızlık benim karakterimdir” sözü, karaktere yansıyan genlerde gizliyse…

   Kenan OFLAZ, bu şehrin, bu toprakların yetiştirdiği en hassas, deneyimli ve bilgili insanlarımızdan birisidir. Eğitimci ve idareci tarafını bir yana bırakmış, yazma enerjisini, bir ömür biriktirdiği henüz esere dönüşmemiş sayfaları, derleyip, toplama düşüncesi, bireysel tatmin ve alkış aramaktan ötedir. Onun tek derdi, toplumsal olma, bölüşme, paylaşmadır…

   Kenan OFLAZ ile tanışmadan önce ismini çok duydum. Onunla anıları olan Mehmet Çevik, söz ederken eski arkadaşı, komşusundan yüce bir dayanıklılık testinden geçen insan duruşunu hissettim.

   Sonra, atölye sohbetlerinde dopdolu bir insan, bir ömrü daha olsa, insana süzülecek bir yazar, filozof telaşı, heyecanı ile karşı karşıya bulundum. Zor ve basit olanı seçmişti, nice yazar, filozof, araştırmacı, bilim insanı gibi…

Zor ve basit olan yan yana gelir mi? Sorusu karşısında:-Evet gelir, diyeceğim.

    İyi, dürüst, bilgili, görgülü olmak; zordur; gelişimini ileriye taşımamış, okumanın, dansın, şiirin, edebiyatın, felsefenin, tarihin, kısacası özgürlüğün tadını almamış toplumlarda. Kavgaları kör dövüşüne benzer; sağlı, sollu, tekmeli, tokatlı ve her daim bireysel ve günlük çıkarlara sımsıkı sarılmış ve bulanık vaziyette…

   Uygar insanın özüdür sosyallik, toplumsal düşüncenin erdemi içinde olmak. Daha iyiyi, daha güzeli, estetiği, haykırışı, özgürlüğü ister kendinden önce toplumu için… Kenan OFLAZ böyle insanların başında geliyor.

   Bu yüzden düşünceleriyle şiirlerini hiçbir şairi kırmadan, gücendirmeden, şiir sevgisi olanlara bir şair olmadığını, şiirin ve şairliğin yüceliğini neredeyse kitabının her sayfasında hatırlatır. Boşuna değildir kitabının baş sayfasındaki sözcüklerinin ozanlara olan o büyük ve derin saygı sunması;

 “ Bütün çağlarda yaşamış olan ve günümüzün gerçek ozanlarıyla yazarlarını manevi varlıkları önünde eğilerek; saygıyla selamlıyorum.”

   Bu erdemli çıkışı-seslenişi tesadüfü veya laf olsun diye söylenmiş bir söz değil, tam da Kenan OFLAZ gerçeği, felsefesidir. Kitabının sayfalarında sıklıkla geçmişe dönüyor. Sadece anıların organik olduğu zamanlara değil, besinlerin de, komşulukların da, ANNE ile BABA sevgisinin de natürel zamanlarına…

   2011 yılının 16 Ocak günü; bir Pazar sabahı, yağmurlu bir günde babasının ölümünü duyurması da Kenan OFLAZ felsefesiyle uyum içerisinde; koşulsuz, sımsıkı, dupduru bir sevgi akışı içinde gerçekleşir.

   Babasından kalan asker bavulu tahtadan, baston kesme daldan ve uzun saplı şemsiye, onun en kıymetli hazinesi; baba mirasıdır;

 “ BABAM ÖLDÜ

 Yaşım dolu dolu altmış beş

Babam öldü.

Bugün acımız çok taze, çok yeni,

Kim ister ki babasının öldüğünü…”

   Şiirimsilerim kitabının 78.sayfasında öğretmenliği, öğrencilerine olan düşkünlüğü iyice su yüzüne çıkar ve konuşur Kenan OFLAZ öğrencileriyle, adeta dertleşir;

 “ Bir şiir yazdım size

  İçinde siz varsınız

  Hep okullardayım ben

  Siz sınıflardasınız

   Sabahları günaydın

  Deyiverdiniz mi önce

  Tüm âlem ışıklanır

  Sizin istencinizle.”

   Kenan OFLAZ, bu şehrin diğer aydınları, uygar düşünceli insanları gibi sessizce dolaşır şehrin sokaklarında ve caddelerinde. Bilgiyi, bilme duruşundan, savurganlığından çok öte taşıma coşkusu her daim bir çocuk aşkıyla; bölüşmeye, öğretmeye, anlatmaya yazgılı bir yazar; ÖĞRETMEN…

 Güven SERİN