Notre Dame de Paris etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Notre Dame de Paris etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ekim 2017 Cuma

BENİ YOK EDECEKSİN!



BENİ YOK EDECEKSİN,
-----------------------------------------

  Israrla tekrarlanan nakaratın ilk sözcükleri; Beni yok edeceksin, beni yok edeceksin! Bir rahiptin bu sözlerin sahibi. Ona göre tanrının evinde, tanrıya adanmış bir vaziyette…

  Kutsal Kitap; 77. Mürselât Süresi, göklerin açılacağı zamanın haberini duyuruyor yüzyıllar ötesinden. Dağların savrulacağını ve belirlenen yere elçilerin ineceğini söylüyor.

  Victor Hugo’nun rahibi oldukça korkuyor. İnandığı kitabın tanrısından değil; âşık olduğu çingene kızın aşkından… Ve bu yüzden ölüm sancıları çekiyor; sıklıkla bağırıyor; müzikal şölenin Paris sokaklarında; “Beni yok edeceksin, beni yok edeceksin/Ve seni lanetleyeceğim hayatımın sonuna dek.”

 Rahibin aşkı yorumlayışı, lanetlemenin diliyle yankılanıyor yaşamların içinde. Kutsal Kitabımızın Mürselât Süresi ise, helak oluştan bir kez daha söz ediyor; hüküm gününü gelecek oluşundan. Büyük ateşin büyük sıcaklığı karşısında üççatallı gölge bile koruyamayacağını bildiriyor.

 Nice bildiri, hatırlatma ve peygamber uyarısı, insan dönüşümünü bir türlü tamama eriştirmiyor. İzin vermeyen şey ne? Her daim lanetlenen şeytan? Ya inansı anlatan bilim dalları? İnsan ihtiyaçları? Tamam, olmayınca, eksik kalınca o büyük çatlamaların esrik haline ne demeli?

  Rahip, ısrarla yok olmaktan korkar ve yok edeceği için Esmeralda’ya büyük öfke duymakta. Siyah yüzlü, çıtı pıtı Esmeralda ne yapsın? Üç erkek sevmektedir kendini. En çok rahibin sesi çıkar; “ Beni yok edeceksin, beni yok edeceksin/Günahım suçum, beni allak bullak eden tutkum/Beni zavallı eden/Parçalayan ve utanç veren/Ben, kendimi kış sanan/İşte, yeşil bir ağacım/Ben, kendini demirden sanan/Etkileyici ateşine karşın/Eriyor ve bitiyorum/Bir yabancının gözleri için.”

  Victor Hugo, bir sosyolog, psikolog, besteci rolüne bürünür. Rahibi de, şaşı gözlü, kamburu olan çirkinlerin çirkini Quasimodo ve güzeller güzeli çingene kızı Esmeralda’yı insanların tümünü içine alan bir sosyolojiyle perçinler; yazgımızla yüzleşme fırsatını, tüm yüzyıllara armağan ediyor.

  Belki de insan sürecini, yaşam iksirini anlamamız için; zıtlıklar savaşını ve çekim kuvvetini anlatıyor kendi sanatıyla…

 Güven Serin 


12 Ekim 2017 Perşembe

AŞK VALESİ




                                                Notre Dame de Paris Müzikali



AŞK VALESİ
--------------------------

  Notre Dame de Paris Müzikalinde, müzikalin doğmasına katkı veren Victor Hugo’nun anlatımında; O,Aşk Valesi denen yer; Paris’in gizli bir yerinde, aşk sunmaya devam eder; esrarlı dansların, işvelerin, kokuların yayıldığı renkli ve gizli mekânlarda.

  Aşk valesi; hangisi? Sinek mi? Karo, kupa yoksa siyah maço mu? Bilmiyorum… Bir gösteri yaptığı, her daim insanı; erkekleri kendine çeken bir koku, iştah, arzu salgıladığı; o büyük günahın çağrısını yaptığı yer… Üstelik niçin günah olsun? Kör, kısır, bahtsız ve bastırılmış insanlar değil midir; asıl suçlu olan? Suç işleyen? …

 Her daim yarım kalmış bir hikâyedir bu konu; konular. Eksik yanları tamamlamak için yetmez kavganın, pafta, parsel ve karizmaların kütüphanesiz, danssız, operasız ülkeleri, şehirleri. Yetmez, sözcükleri, inançları bu büyülü sahnenin bütününün tamamlamaya…

  Aziz Dennis Caddesinin hemen üzerinde. Saklı, gizli bir yerde! Mumlarla aydınlatılır; parfüm kokan kadınların bulunduğu loş odacıklar. Aşk valesi ve aşk kadınları karşı karşıya gelir. Üstelik birkaç kuruş karşılığında; temsil edilen kuruşun karşılığı olan bedenlerin yoksulluğunu da anlamaya uzak durmamızı da istemez Hugo.

  Sadece birkaç kuruş yeterli olur; Aşk valesiyle aşk kadınlarının bir araya gelmesine. Ya şimdi? Teknolojiyi, sermayeyi, reklâmı, medyayı eline geçirmiş büyük oluşumlar; aşk valelerini, kıtalar ötesine; Uzakdoğu ve güzel Ukrayna diyarına yollamıyorlar mı?

 Üstelik birkaç kuruş karşılığına değil, oldukça yüksek meblağı bulan mal alış verişlerine karşın verilen bir hediye…

Güven Serin