İhsan Göçmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İhsan Göçmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Eylül 2025 Perşembe

YÜRÜYEN YAŞAR,SOSYALLEŞEN GENÇ KALIR

 



Kamera; Güven
İhsan Göçmen ve Osman Kamil Doğru

Kamera, Güven
Raşit Yavuz


              YÜRÜYEN YAŞAR, SOSYALLEŞEN GENÇ KALIR

  Bir otobüs yolculuğuna karar verirseniz… İneceğiniz duraktan birkaç durak önce inersiniz. Kalan yolu yürürsünüz. İşte hayat dediğiniz şey, bazen böylesine basit bir seçimden ibarettir. Adımlarınız sizi yalnız gideceğiniz yere değil, sağlığınıza, huzurunuza ve yeni bir karşılaşamaya da götürür.

 Kumbağ ziyaretimde birkaç durak önce inip yürürken rastladığım Raşit Yavuz tam da vereceğim örneğe uygun bir buluşmadır. Toprağına, kırlarına, yaşadığı yere sımsıkı bağlı… Zeytinyağıyla, kavunuyla, üzümüyle hem kendi rızkını hem de yaşadığı yerin bereketini sırtlamış. Temiz, bakımlı ve güler yüzlü. Yıllarını aşındırmamış, tersine yıllara gülerek, yürüyerek direnmiş. Çünkü aidiyet insana yaşama gücü verir; kök saldığı topraklarla birlikte diri kalır.

 Bir gün sonra Süleymanpaşa sahilinde oturmuş, Nesip Bey’in getirdiği çayı yudumlarken yine aynı hakikati gördüm. Yan banka gelenler, iki kıymetli öğretmendi: Tarih derslerinde bize ışık tutmuş Osman Kamil Doğru ve yıllarca komşuluk yaptığım,”öğretmenler öğretmeni” diye anılan İhsan Göçmen. Daha da anlamlı olanı, İhsan Bey’in, Osman Kamil Doğru’nun Namık Kemal Lisesi’ndeki hocası olmasıydı. Yani orada üç kuşak bir araya gelmişti. Kısa bir sohbetti ama değeri ömre bedeldi. Çünkü hareket eden, insan içine karışan, dostlarla yüz yüze gelen kişi ömrüne ömür katar.

 İşte tam da burada şu düşünceyi dile getiriyorum: Uzun ve huzurlu ömrün sırrı nedir?

 Aslında cevap, yaşadığımız bu küçük anların içinde gizlidir. Bilim insanlarının yıllardır araştırdığı,”Mavi Bölgeler”de-insanların çok dağha uzun yaşadığı Okinowa, Sardunya, Ikaria gibi yerlerde-ortak bir sır var:

 Doğal ve ölçülü beslenmek. (Sofradan doymadan kalkmak, bitkisel ağırlıklı beslenme.)

Günlük hareketi hayatın içine katmak. (Yürüyüş, bahçe işleri )

Stresle başa çıkmak.(Dua, meditasyon, doğayı seyretmek)

Güçlü sosyal bağlar kurmak.(Aile,dostluk,komşuluk…)

Kötü alışkanlıklardan uzak durmak.

Yaşama daima olumlu bakmak.

 Aslında bunların hepsi, Raşit Yavuz’un tarlasına, bahçesine bağlılığıyla, sahildeki karşılaştığım iki kuşak öğretmenlerimizin-Osman Kamil Doğru, İhsan Göçmen’in yaşamın içinde kalmaları, sımsıkı yapışıp kök saldıkları yerle büyük bir aidiyet bağı geliştirmeleridir anlatmak istediğim huzurlu ömrün ve huzurun karşılığı…

 Yani uzun ömür, huzurlu hayat, büyük sırlarla değil; sürekli ama küçük adımlarla kuruluyor.

 Hayatın sırrı, en basit haliyle: Yürümek ve paylaşmak… Yürüyen hem genç kalır, hem de ruhuna sağlık katar. Paylaşan ise yalnızlığı aşar, huzuru bulur.

Güven SERİN  



9 Eylül 2015 Çarşamba

GÖMEÇ HANIM, İHSAN BEY ACINIZI PAYLAŞIYORUM


Ezgi Göçmen Sefer 

Güle Güle Ezgi Öğretmen

GÖMEÇ HANIM, İHSAN BEY ACINIZI PAYLAŞIYORUM

  İşyerine hazlı her zamanki telaşlı adımlarla yaklaşıyorken Gömeç Hanım ile İhsan Beyin evlerinin kapısı önündeki kalabalığı fark ettim. Gömeç Hanım güçlükle durmaya çalışırken İhsan Bey belki de erkeklere özgü “güçlü olmalısın” genetik uyarısıyla soğukkanlılığını korumaya çalışıyor, derin acısını içine hapsetmenin buğulu duruşunu sergiliyordu.

 Göçmen Hanım ile İhsan Beyin yüreklerine acı düşmüştü. Kızları Ezgi Göçmen Sefer’in bu dünyadan ayrılış acısı… Şairin sözleri çınlasa da kulaklarımızda; “ her ölüm erken ölümdür” mısralarını bir kez daha hatırlasak da yine erken bir ölüm…

 Tam da Iğdır’da şehit olan polisleri içine sindirmeye çalışan, ölüm ve öldürmeleri sadece şehitlik ve terör yüceltmesi ve lanetlemesiyle haykırmanın insani tarafını irdelerken… Yanlarından süzülüp geçtim. Küçük bir derenin kendi yatağından, taşların, toprağın içinden süzüldüğü gibi Gömeç Hanım ve İhsan Bey’in yanından; öylesine, cesaret edemeden…

 Biliyorum; elini sıkmak, acılı bedene sarılmak, yaşına yaş katmak; tuzlu suyun yüce yaşatma sanatıyla bir başka yüce esere dönüşmek önemli; biliyorum. Cesaret edemedim; bilmiş olmanın korkularıyla, içlerine, kılcal damarlarına yayılan hüznü, sorgulamayı, ölüm ile yaşam arasındaki sıralamanın şaşmasını sorgulayan anne ile babaya “başınız sağ olsun” diyemedim… Demenin yetersizliğini gördüm; içimin engin yaşam seslenişleri içinde…

 Hermann Hesse Göçebe Knulp’da yaşamın sonsuz seçenekler içinde en altta bile nasıl bir yücelik içinde ölüme yürüdüğünü anlatır. Bu anlatıma bir de şiir ekler;

Yorgun bir yolcu göçebe
Bir lokantada oturur,
Başkası sanmayın sakın
Kaybolan oğuldur

  Buradaki oğul, evden çekip giden ve sonra büyük bir pişmanlıkla tekrar eve dönen ve ailesi tarafından neşeyle karşılanan oğuldur.

 İşte burada Kesmekaya Sokakta da bir kız gider… Tekrar buluşulacağı, geri döneceği bilinirken yine gözyaşları bilinen yataklardan süzülür onların kutsanacağı denize doğru… Canlı olmanın yüceliğidir ölüm. Herkesin bildiği halde, hiç kimsenin kendi ölümüne inanmadığı gibi…

 Ezgi Göçmen Sefer; gittiğin yolu-yolculuğu herkes kendi inancı, bilgisi ve sezgileriyle yorumlayacak. Kimi, ışıklar içinde, kimi, huzur içinde diyecek… Senin ruhunun seçeneklere dokunuşu içindeki engin bilgi, görgü ve felsefenin tercihi ile olacaktır. Biliyorsun ki yaşam, son anıyla ölümle, gidişle değerlendirildiğinde büyük acı sunar.

 Hâlbuki senin doğumunla şenlenmişti Göçmen ailesi. Senin bebek gülüşün, kokularınla dolmuştu evin içerisi baş döndürücü kokularla. İlk sözcüğün, ilki adımın nasıl da coşku yaratmıştı. Okula başlayışın, eve koşuşun, sarılışın ve yaşamın o eşsiz sanatı içinde değişime serpilişin…
 Hepsi mutlu etmemiş miydi Göçmen ailesini. Sana sarılan Gömeç ve İhsan Göçmen insan kimyasının en üst erdemini, sıcaklığını, kılcal damarlarda bile hissetmemişler miydi?

  Gömeç Hanım, İhsan Bey acınızı paylaşıyorum. Bu acıdır ki insanı biraz daha insanlaştıran. Kaybedişi bir başka var oluşta, buluşmada bütünleyen; insanın içindeki düşleri, ümitleri bir ressamın, heykeltıraşın, bestecinin sezgi, görgüsü gibi bütünleyen ve en sonunda o yüce yaşam algısı; hissedişiyle bir başka boyuttan gelmiş gibi esere dönüştüren şey…

 Ezgi Göçmen Sefer; benin inandığım yolun yolculuğunda ölüm, değişim, DÖNÜŞÜM demek…
 Yaratanın yüce dünyasında bir kıymığın dahi ziyan olmadığı, hepsinin toplayıcısı, değerlendiricisi düşünüldüğündü, senin de yolun, yolculuğun bir başka yaşamın esin, esinti dolu gidişidir; hoşlukla, esenlikle…

Güven Serin