KAMBER ATEŞ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KAMBER ATEŞ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2015 Salı

KAMBER ATEŞ NASILSIN?


Kamera; Güven   Tekirdağ 


KAMBER ATEŞ NASILSIN?

  Kim bilir kaç gün oldu peşimi bırakmıyor bu sesleniş;

“Kamber Ateş nasılsın?” seslenen bir kadın. Bir ana. Kamber Ateş’in hiç Türkçe bilmeyen anası… Dönem 12 Eylül dönemi. Sapla samanın karıştığı, aklın, sanatın, felsefenin darmadağın olduğu dönem.

  Kamber Ateş’in varlığından yeni haberim oluyor. Hâlbuki o genç adam 35 yıl önce üniversite öğrencisiyken 12 Eylülün kurbanı olduğunda biz de babam için fısıltıyla sesleniyorduk;

“ Yusuf Serin nasılsın?” Tabiî ki bize cevap veremiyordu. Karanlık hücrelerde, soğuk ve ıslak küfürlerin tehditleriyle ifadesi alınıyordu. Üç ay süren, zamanın durmuş olduğu dönemler…

 Kamber Ateş’in varlığından 35 yıl önceki ana, oğul konuşmasından yeni haberim oluyor. Selçuk Özbek Kızılışık hocama bana armağan ettiği kitap, aynı zamanda Kamber Ateş ve anasının da var oluş gezegeninde bir zamanlar yaşam savaşı verdiğinin edebi anlatımıyla kendi anıtlarını dikmişler.

 Bu kitap Sunay Akın’ın Onlar Hep Oradaydılar kitabından başkası değildir. Üst kapağında yaşlı bir Kızılderili adam ve sağ kolunda küçük bir kız çocuğunun fotoğrafı var. Kapağı çevirince Selçuk hocamın kendi zarif el yazısıyla yazmış olduğu not;

 “ Barış ve huzur içinde bir dünya umuduyla… Dostlukla…”

 Bir dostun bir dosta hediye edebileceği en güzel nesnelerden birisidir kitap. Hele hele, henüz o yazar, o şair, o hikâye ile tanışmadıysanız yeryüzüne bir yeryüzü daha eklenir…

  Bir Anadolu ozanına göre (Sunay Akın’ın ifadesi) ;

Dil bir anadır. Kucağında çocuğu!

 Anadolu zenginliği ihtilallerin akılcı oluşuna katkı yapmıyordu ne yazık ki… 12 Eylül etrafı kasıp kavuruyordu. Genç insanları, düşünceyi, akılı, sanatı yerle bir ediyordu…

 Kamber Ateş’te tutuklananlardan 11 yıl hapis yatanlardan sadece birisi. Belki de ölmediği için, o ağır işkencelere dayandığı için şanslıdır. 12 Eylül’ün en acımasız olduğu zamanlarında Kamber Ateş’in annesi ziyaretine gelecektir. Kamber Ateş’i büyük bir telaş alır. Annesi hiç Türkçe bilmiyordur. Ve Türkçe bilmeyenler görüşmeden hemencecik alınıyordur. Kamber ateşin kız kardeşi annesine sadece üç kelime öğretmiştir. Oğlunun ismi ve soy ismi ve bir de ne durumda olduğunu bilme adına, nasılsın, sözcüğü.

 Görüşme günü gelir çatar. Kamber Ateş anasıyla göz göze gelir. Annesi karşısında görüp dokunamadığı sadece üç dakikalık görüşme zamanına üç kelimeyi sığdırır. Çünkü başka bir Türkçe sözcük bilmiyordur. Hâlbuki dilbilimcilere göre 6 Binden fazla dil vardır dünyada. Bunlardan biriside Kürtçedir. Ne hazindir ki kardeşiz diye diye, göz göre göre anadillerini yok saymışız. Üstelik onlarca uygarlığın üzerine oturma şerefine sahibiz diye övündüğümüz büyük millet olma düşüncesini yaşarken…

 Kamber Ateş anasına bakar. Anası ona. Annesi seslenir;

Kamber Ateş nasılsın?
-          İyiyim anacığım sen nasılsın?

Kamber ateş anasının Türkçe konuştuğunu duyunca şaşırır ve sevinir. Ama anası yine aynı sözcükleri tekrarlar;
Kamber Ateş nasılsın?
-          İyiyim Anacağım, sen nasılsın?
Üç dakika bu tekrarlarla dolar. Sözcükler hep aynıdır ama bakışlar, seslerin tınıları ana ile oğlun evrensel konuşmasına birbiriyle kucaklaşmalarına neden olur.

 Sarkis Türkiye’de doğmuş, Fransa’da yaşayan bir sanatçıdır. 56. Venedik Bienali’nde Türkiye’yi Respiro-Nefes projesiyle temsil edecek. Kavramsal sanatın öncülerinden kabul edilen Sarkis yapacakları sanatsal çalışmayı şu şekilde anlatıyor:

 “ Zamanların başlangıcına, ilk gök kuşağına, diğer bir deyişle ilk kırılma anına gideceğiz. Tarih içindeki belirli anları sabitlemek yerine, bugünün ve uzak geçmişin güncelliğine aynı anda sahip çıkacağız. Durağanlığa karşı dönüşmeye, dönüştürmeye, nefes almaya, hissettirmeye devam edeceğiz.”

 Dostlar; edebiyat, sanat, felsefe insan aklıyla uyuşup evrensel koşusunu ancak bu şekilde yapar. Kin, nefretten arınıp, aklın, sanatın, edebiyatın dallarına tutunarak karartılmış, donuklaştırılmış, puslu ve ürkek zamanı yerle bir eder.

 Teşekkürler Selçuk Özbek Kızılışık. Teşekkürler Sunay Akın. Teşekkürler Sarkis…


 Güven Serin