17 Şubat 2026 Salı

TEKİRDAĞ’DAN YOLA ÇIKAN DİSİPLİN: 66.TUGAY

 


                          TEKİRDAĞ’DAN YOLA ÇIKAN DİSİPLİN: 66.TUGAY

  Telefon çaldığında Kumbağ sahilinde denize bakıyordum. Lodos vardı o gün. Dalga, kıyıya vuruyor; köpük, taşlara tutunuyor; rüzgâr insanın yüzüne sadece serinlik değil, düşünce de bırakıyor.

  Tam o sırada arkadaşım Bayram aradı. Sesi heyecanlıydı. Hızlı hızlı konuşmaya başladı; “ Tekirdağ’dan NATO Almanya tatbikatına giden tugayı izledim,” dedi.”Bunu mutlaka yaz.”

   Bir dostum cümlesi bazen bir şehrin duygusuna tercüman olur. O an dalgaların uğultusu ile Bayram’ın sesi birbirine karıştı. Deniz nasıl bir ritim içinde kıyıya vuruyorsa, disiplin de öyledir diye düşünmeden edemedim.

   Araştırıp öğrendim. Almanya’da icra edilen NATO tatbikatı Steadfast Dart 2026 kapsamında Tekirdağ’dan katılan birliğin 66’nici Piyade Tugay Komutanlığı olduğunu gördüm.

  Bir şehirden kalkıp uluslar arası bir askeri koordinasyonun paçası olmak çok değerli bir başarıdır… Bu küçük bir haber satırı değildir. Farklı ülkelerle aynı sahada uyum göstermek, ortak komuta sistemleri içinde görev almak, teknik yeterlilik ve disiplinle sınanmak: Bunlar modern dünyanın askerlik sanatıdır.

  Ve biz askerliği çok ciddiye alan bir milletiz. Türk insanı için asker ocağı sadece bir kurum değildir; bir terbiye mektebidir. Evladını birliğine uğurlayan anne, aslında ona şöyle seslenir; “Sorumluluk al.” Üniforma giyen genç sadece emir almayı değil, temsil etmeyi öğrenir. Bir tugay görev yaparken arkasında bir şehir durur; bir şehir dururken arkasında bir millet durur…

  Tekirdağ’dan yola çıkan 66’nci Tugay’ın mensupları da işte bu temsil sorumluluğunu taşıyor. Fakat burada biraz durup daha büyük bir hakikati hatırlatmak istiyorum.

  Savaş meydanlarından zaferle çıkan bir komutan, Mustafa Kemal Atatürk,”Asıl savaş şimdi başlıyor” dediğinde cepheyi değil; ekonomiyi işaret ediyordu. Üretimi, kalkınmayı, bilimi, kültürü…

  Bu cümle, askeri dehanın sivil ufka açılan kapısıdır. Gerçek güç, sadece silahlı kuvvetlerin disiplininden ibaret değildir. Gerçek güç; sağlam ekonomi, nitelikli eğitim, üretken bilim ve köklü kültürle tamamlanır. Bir milletin caydırıcılığı sadece sınır hattında değil; fabrikasında, üniversitesinde, laboratuarında, sanatında ölçülür.

  Kumbağ sahilinde dalgaları izlerken akan düşüncelerim şunu anlatıyordu: Dalgalar kıyıya şiddetle vurur; ama kıyıyı şekillendiren asıl şey, süreklilik…

  Aynı şekilde bir milletin yükselişi de bir anlık heyecanla değil; istikrarlı emekle olur…

  Bugün NATO tatbikatında görev yapan askerlerimizle gurur duyuyoruz. Bu gurur çok haklıdır… Ama gururu büyüten, yaşatan şey, sadece üniformanın ağırlığı değildir; arkasındaki sistemin sağlamlığıdır. Eğitimdir… Planlamadır… Üretimdir…

  Disiplin kışlada öğrenilir. Ama kalkınma atölyede inşa edilir. Gelecek ise sınıflarda şekillenir. Bilim laboratuarlarda doğar.

  Ne hamaset yazarak haykıralım, ne de bağırarak abartalım! Sadece şunu ifade etmeliyim:

Evet, Tekirdağ’dan giden 66’nıcı Tugay NATO sahasında görev yapıyor ve bu onur vericidir. Heyecanım büyüktür. Ama aynı ciddiyetle üretmeli, aynı kararlılıkla çalışmalı, aynı disiplinle bilim üretmeliyiz. Herkesin bilip gördüğü gibi çağımızın asıl savaşı, refah savaşıdır. Bilgi ve nitelik savaşıdır…

  Bayram’ın telefondaki heyecanı büyüktü ama içinde belki de bir beklenti de vardı:

Her alanda güçlü bir Türkiye…

  Bir millet askerine güveniyorsa; ekonomisine de güvenmeli. Bilimine de, gençliğine de...

  Tekirdağ’dan yola çıkan, şehrimizi ve ülkemizi en iyi, en yüksek iradeyle temsil eden evlatlarımıza; selamlar yolluyorum. Ve bu memleketi her alanda güçlü görmek isteyen herkese de; selamlarımı iletiyorum.

   Disiplin bir başlangıç, asıl zafer, hayatın her alanına taşıdığımızda gelir.

Güven SERİN 

 

  


Hiç yorum yok: