ŞABAN MAHALLEDE,
KARAGÖZ BANKADA
Televizyonda, Ali Sunal’ın banka reklâmında izlediğim, dinlediğim bu cümle;
“ Ali ağabey, dert ettiğin şeye bak; cep mobille ödeme yaparsın olur biter.”
Reklâm içinde bu söz gülerek, tebessüm içinde söylendi. Hafifti, pratikti ve modern görünüyordu. Ama insanın içine bazen en hafif cümle an ağır taş gibi oturur.
O söz, sadece bir ödeme kolaylığını anlatmıyor. Bu çağın zihniyetini de özetliyor: Dert etmeyin… Düşünmeyin… Sistem var… Oysa bir zamanlar başka bir şey öğretilmişti bize.
Kemal Sunal filmleriyle sadece güldürmedi. Halkın içindeki adamı oynadı. Saf görünüp akıllı ve vicdanlı olanı. Ezilen ama boyun eğmeyeni. Ve her kahkahada küçük bir uyarı gizliydi: “Aklını kullan.”
Yüz Numaralı Adam filminde bir anda ünlü olan karakterini hatırlayalım. Reklâm yıldızı olur. Şampuanlar, makineler, kampanyalar… Işıklar altında reklâmını yaptığı ürünleri över. Çok para kazanır ve alkış alır.
Ya sonra? Gerçekle yüzleşir. Tanıttığı, reklâmını yaptığı ürünlerin beklediği gibi olmadığını fark eder. Halkın güvenini paraya çevrildiğini görür. Tam da o kritik anda tercihini yapar: Markalara değil, mahalleye döner. Halkın arasına karışır ve özür diler. O sahne bir komedi değil, bir vicdan terazisidir.
Üstelik bu sadece bir filimde kalmamıştır. Eşi Gül Sunal’ın bir söyleyişi de anlattığı gibi, Kemal Sunal gerçek hayatta da reklâm konusunda son derece seçici davranmış, halkı yanıltma ihtimali olan işlere mesafeli durmuştur. Görünen o ki onun için asıl sermaye para değil, güvendi…
Yıllarca birikir, bir yanlış tercihle sarsılır. Bugün başka bir sahne var karşımızda.
Ali Sunal, sevilen bir isim. Bir banka reklâmında Karagöz kılığında ve çok aceleyle markete giriyor. Setten çıkmış, kostüm üzerinde. Cebinde nakit yok, her şey sette bıraktığı giysilerinin üzerinde.
Marketçi gülüyor:
“Ali ağabey, dert ettiğin şeye bak, cep mobille ödeme yaparsın olur biter.”
Reklâmın dili net: Hayat kolay…Sistem hazır…Para cebinde olmasa da sorun değil.Ama hayat herkes için bu kadar kolay mı?
Bu ülkede milyonlarca insan için ödeme “olur biter” değildir. Asgari ödeme ay sonuna sarkar. Faiz büyür. Dosyalar kabarır. Reklâm zinciri göstermez, sadece parlak halkayı gösterir. Asıl mesele de burada başlar.
Karagöz dediğimiz figür, halkın zekâsıdır. Güce mesafeli, paraya şüpheli, akla yaslanan bir mizahın temsilidir. Şimdi o figürün finansal kolaycılığın yüzü haline gelmesi, kültürel bir kırılmayı anlatıyor.
Bu çalışmam bir insanı hedef almaktan çok ötedir. Reklâm hayatının gerçeğine bir dokunuştur. Ekonomi çarkları döner ve insanlar kazanır. Kimsenin kazancında gözüm olmadığı gibi söz de söylenemez.
Fakat halkın gönlüne yerleşmiş kişilerin başka bir sorumluluğu vardır. Onların kredisi banka kartlarından çok daha değerlidir. O kredi, yılların biriktirdiği bir eserdir…
Eskiden sanatçı hikâye anlatırdı; şimdi hikâye marka anlatıyor. Eskiden mizah sistemi dürterdi; şimdi sistem mizahı kullanıyor. Eskiden “aklını kullan” uyarıları yapılıyordu; şimdi “dert etme” deniyor.
Birilerine göre çağ çoktan değişti. Belki oyun devam edecek, belki “olur biter” cümlesi daha çok duyulacak.
Karagöz bankada olabilir bugün. Ama biz yine de Şaban’ın mahalledeki sandığın üzerine çıkıp söylediği sözü hatırlayalım:
Güven, en değerli sermayedir… Ve bazı şeyler cep mobille ödenmez…
Güven SERİN

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder