ERCAN DUYGU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ERCAN DUYGU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2025 Perşembe

İNSAN ve MEKAN BULUŞMALARI

 


Soldan Sağa; Güven SERİN,Emin DIRAK,
Berkay BEY,Ümit BAŞYAZGAN,Ercan DUYGU


                                     İNSAN ve MEKÂN BULUŞMALARI

    “Kentler bir yuva ise, mekânlar da sığınılacak, öyküler yazılacak yerlerdir.” Sözünü nerede okudum, hangi yazarın veya filozofun bilemiyorum. Buna benzer bir sözdü, mekânı dile getiren anlatıcı gözünde…

   Bir hafta önce genç öğretmenimizin ölümü nedeniyle ertelenen buluşmamız 11 Şubat günü öğle vakti, Atatürk Mahallesi sınırları içinde olan mekâna, Hürriyet Mahallesi Muhtarı Emin Dırak’ın davetine katıldık.

   Gitmeden, atölyeden çıkmadan önce şu düşünce geçti aklımdan; “ Buluşmaları tetikleyen, insanı çağıran, mekân ve insan ile bağ kuran etkenlerin başında zihin ve kültürün gücünün baskın gelmesi ne hoş…” Bu güç, kaba ve yozlaşmış diyalogları alt ediyorsa, mekân ile insan arasında kurulan bağların, tadı -tuzu olduğu gibi, kentlilik bilincine, kültürüne de hizmet etmeye, kendi yatağında akmaya başlayan nehirler gibi geçtiği, dokunduğu yerlere bereket taşımaya başlıyor…

   Ercan Duygu’dan gelen telefon aynı neşeli ses tonuyla, Ertuğrul Mahallesi sınırları içindeki köşede beklememi, birazdan aracıyla oradan geçerken beni alacağını bildirdi.

—Hazırım Ercan Hocam, diyerek o küçük ana birkaç espri de sığdırdık. Ercan Duygu’nun olduğu yerde, nasıl ki insanın, canlıların olduğu yerde hava, su olması gerekirse daima seviyeli espriler, şakalar, öyküler vardır…

   Mekâna geldiğimizde Emin Dırak, Emin Öğretmen gelmişti. Kendiliğinden, araçta devam eden sohbetin devamı- akışı başladı. Konumuz Tekirdağ’ın eski hanları, o dünyaların öykülerle dolu hanları, hamamları, kömür, hayvan pazarları, bir çırpıda Ümit Başyazgan’gelene ve o geldikten sonra da dokunduğumuz konulardı. Yetmeyen zamanın, yudumluk sohbetleri, mekân ile insanın en birleştirici gizemlerinden birisidir.

  Tatlı başlayan sohbet, huzur içinde olan mekânın yemek tatlarına da yansımış hallerini; yudumlarımızda, içtiğimiz çayda, en az mekânın özenerek ortaya çıkarttığı ürünler kadar biz de bu ürünlere katkı sunduk. Teşekkür ettik, zihnin gücünü; kültürel ve sosyal dünyalara adanmış bedenleri taşıdığımız için…

  Emin Dırak Muhtarımla konuştuğumuz konulardan birisi, şahsi sorum; “ Gençleri nasıl görüyor ve buluyorsun?”

—Çoğunun gelip geçerken selam dahi vermekte zorlanıyor. Cevabı, öğretmen içtenliğiyle verdi.

    Hepimizin tanık olduğumuz ama yarınları onlara emanet bırakacağız diye geçmiş kuşakların dilinde tüy bittiği halde, bazı gençler şöyle soruyor olabilir:

—Hangi yarınlar? Bizlerin yarınları başka ülkelerde!

  Tam olarak bu işin hakkını vermek için sosyolog, filozof ve Köy Enstitüsü içinde yoğrulmuş bir felsefe ve zihnine hükmeden iradeye sahip olmak gerektiğini düşünmeden edemiyorum…

  Ercan Duygu’ya;

—Emeklilik nasıl gidiyor? Canın sıkılıyor mu çoğunluk gibi? Sorusuna alacağım cevabı önceden bilsem de yine sordum ve cevabımı aldım;

—Canımın sıkılmasına zaman yetmiyor Güven Bey. Bahçe, kır dünyası, araştırmalarım, aile içindeki huzurlu birlikteliğim; bana zaman yetmiyor. Sıkılmaya ise hiç vakit kalmıyor…

   Aynı soruyu Ümit Başyazgan’a sordum. Hep aynı cevap… Gördüm ki, araştıran, merak eden, öğretmenliği sadece memur olarak benimsemeyip, yurttaşlık bilincini üst seviyelere taşıyan insanların emekliliği olmuyor. Onların sıkılmaya zamanları olmuyor. Her daim, yaşadıkları kenti, otelin çok üstüne görüp; bir yuvaya hizmet eden neferler olarak çalışıyorlar. Adeta koşuyorlar…

  Mekân ile insan arasında kurulan birlikteliklerin şanslı tarafında olan benim… Bir ömrü dopdolu geçiren; “ Artık yeter” demeyen insanların heyecanına, dostluklarına, arkadaşlıklarına ve anılarına şahitlik etmek, katılmak; mekâna akan enerjiyle ruhunu yıkamak; şanstan öte bir onur değil de nedir dostlarım?

   Emin DIRAK Muhtarıma ve Öğretmenime; TEŞEKKÜRLERİMLE…

 Güven SERİN 


 

 

 

  




11 Kasım 2024 Pazartesi

BİÇORBA

 


Güven Serin,Ercan Duygu,Ümit Başyazgan ve Emin Dırak


                                     Bİ ÇORBA: HOŞ GELDİNİZ


   Tanıdık mekânlar, anılarımızın olduğu yerler birer birer yok olup giderken ( TARSAL ve LİMAN BALIKÇI BARINAĞI ) gibi, kendi heyecanı, umudu ve önce HİZMET anlayışı içinde gelen-açılan yerleri de fark etmemiz gerektiğini vurgulamak isterim…

  Ümit Başyazgan öğretmenimizin öncülüğünde başlayan kültürel, sosyal yolculuğumuz zamanın denetimi ve baskısından uzak bir şekilde ilerliyor. Israrla söylemek istediğim ve söylediğim bir söz var; “ Kültürel ve sosyal yaşam, emek ister, istikrar ister…”

  Atölyede telefonum çaldığında arayanın Ercan Duygu olduğunu gördüm. Hemen aklıma gelen şey; “ Ercan Duygu, yine sosyal, kültürel önemi olan bir haberi verecek” heyecanı oldu. Ercan Duygu öğretmenim, bir gün sonra henüz yeni sayılan ( Sekiz ay önce açılan Bi Çorba ) mekânında öğle yemeği buluşması yapma önerisini dile getirince hemen kabul ettim. Daha önceleri olduğu gibi; görmüş, geçirmiş, yüzlerce deneyim sahibi olmuş ve binlerce öğrenciyi yaşama hazırlamış üç öğretmen, öğretici ile birlikte birkaç saat zaman geçirmek, kendi adıma harika bir şans…

   Hepimizden önce Ercan Duygu Bi Çorba mekânına gelmiş. Neredeyse her gün yanından geçtiğim ama yeniyi hemen kabul edemeyişimiz adına bir kez daha içsel bir sorgulama yaptım. Mekânın içindeki aile sıcaklığı, hizmet anlayışı şehrimizin eksik olan parçalarından birisinin geri dönmüş olabileceği fikrini Ercan Duygu ile paylaştım.

   Osman ve Buket çifti, iki genç ve idealist insanın, anne babalarıyla çıkmış oldukları hizmet yolculuğu şehrimiz için ayrıcalıklı bir kazanç… Her şey çürürken, yeni filizlere, koruluklara, ormanlara ihtiyacımız var…

   Ercan Duygu öğretmenim ile sohbet ederken Ümit Başyazgan ve Emin Dırak öğretmenlerimiz geldiler. Gönüllü buluşmanın heyecanı sürerken, antik uygarlıkların birbirleriyle ne çok birlikte olduğunu, sosyalliğin, kültürel yaşamın çok ileri seviyeye ulaştığını ayrı bir acı ve günümüzün ıssız yaşamlarını düşünmeden edemedim.

  Düşüncelerimi sofraya, Bi Çorba mekânındaki masadaki yerlerine geçen dostlarım; Ercan Duygu, Ümit Başyagzan, Emin Dırak ile paylaştım… Birlikte ve gönüllü bir irade içinde olmanın vakit geçirmenin karşılığı ister yemek, ister çay kahve olsun; sözcüklerin, komşulukların, akrabalıkların hızla birbirinden kopup, ayrı kıta’larda buzullara hapsolduğu bu zamanlarda, buna çok ihtiyacımız var…

    Şehir olarak, ülke olarak; birlikte olmanın erdemi; hele sanatsal, sosyal, kültürel ve toplumsal olaylar karşısında kendi enerjimizi, gücümüzü, gönlümüz ile zihnimizi bir özgürlük anıtı gibi kaidesine oturtmak; çok yüce bir duygu ve kalıcılık olmalı…

   Osman-Buket çifti ve ailesine, yemeklerine kattıkları insan sevgisi için teşekkürümü borç biliyorum. Hoş geldiniz bizim diyarımıza; HOŞ GELDİNİZ…

   Dostlarım; Ercan Duygu, Ümit Başyazgan ve Emin Dırak öğretmenlerime hatıralar ormanına bir gün daha katkı sağlama gönüllülüğü içinde olup, bir yerde kültür hizmeti öğreticiliğine kattıkları değer için ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum…

   Bİ ÇORBA, mekanı nerede diye merak edenler olursa, Ortacami Mah.Mevlana Çk.Sk.No: 1 Süleymanpaşa adresine Bİ uğramalarını,yeni kapı aralamanın,yepyeni kültür deryası için çok faydalı bir şey olacağını söylemek isterim…

 Güven SERİN