2 Mayıs 2023 Salı

AĞLATAN BAĞIŞ

 

İnternet

                                                AĞLATAN BAĞIŞ

    Bitmeyen vahşet ve vahşetin ayak seslerini duyan insan çığlıkları… Kim bilir kaç kez adaletten yardım isteyen genç kızların, annelerin sırayla ölüm haberlerini duyuyoruz; ülkece…

     Her dinleyen, her vahşet kendi tepkisini yaratırken bile, apartmanların, sokakların ve hasta ruhların sessiz kuytu köşelerinde bir başka vahşet hazırlıkları yapılıyor…

    Ülkemiz, şehirlerimiz büyüyor, gelişiyor derken; araç ve apartman sayılarıyla birlikte ÜRKÜNTÜ haberleri de artmaya devam ediyor. Bir taraftan trafik cinayetleri, kuralsızlığın verdiği genç ölümler; diğer taraftan akıl almaz kadın ölümleri…

    Küçükçekmece Sefaköy’de yaşanan trafik kazası-cinayeti sonucunda ağır yaralandıktan sonra ölen,19 yaşındaki üniversite öğrencisi Begüm Kartal’da bu cehaletin, sefaletin kurbanlarından birisi…

    İbretsel ölümler, bunca insanı uyandırmaya yetmiyor; yetemiyor… İnsanın aklını zorlayan şey; daha ne kadar, kaç kişi ölmeli? Diye sorduğu soruya cevap alamayışımızın çöküntüsü kor olup aklımızı, ruhumuzu dağlıyor.

   Begüm Kartal’ın anne ve babası, kızlarının ölüm haberiyle yüzleşir yüzleşmez bir odaya çekilip, kızlarının organlarını bağışlamak hakkında düşünürler. Begüm, sağlığında her daim insancıl ilişkiler peşinde koşan bir kızdır. Bu sebepten dolayı on binlerce organ bekleyen hastaların umudu olması adına anne ve baba Begüm’ün organlarını bağışlamak için yetkili memurun yanına gittiler.

   İşte tam da burada, gözyaşı, insan denen canlının muazzam güzelliğiyle birleşiyor; Begüm’ün anne ve babası bağış için başvurdukları sırada bir şey öğreniyorlar; Begüm, organlarını çoktan bağışlamış…

    19 yaşında sönen nice hayatın bir parçasıdır Begüm Kartal. Üniversite öğrencisi ve insancıl mücadelesiyle tanınıyor. Kendi ölümünden çok önce bağışlamış olduğu organları şimdi dört insanda; dört Begüm’de yaşıyor…

                                                                                        

  Burada, edebi dünyanın başka insancıl dehası devreye giriyor; Balzac;

 “ Bir ruhtan fışkıran bir sesi beklerken, kayalıkların arasında, kanatlarını açarken,’Başaracaksın!’ diye haykıran bir melek…”

  Acaba, uygar olmayı, insan öldürmenin vahşetini, barbarlığını, kavgalarla, yüce saldırılarla hiçbir uygarlığın yüce ve huzurlu bir yaşam yakalamadığını öğrenebilecek miyiz? Bunca cinayetin kusurları, bilimin yardımıyla, güvenlik kuvvetleri ve sağlık kuruluşlarımızın çabalarıyla önlenebilecek mi? Böyle bir irade-bilinç var mı bu eşsiz ülkenin kaderinde…

 Güven SERİN 


 


Hiç yorum yok: