5 Nisan 2019 Cuma

ONURLU BİR ADAM ÖLÜYOR






ONURLU BİR ADAM ÖLÜYOR
-----------------------------------------------


    Tanıdığım birçok insan sessiz sedasız öldüler. Artlarından ağıt yakacak insanlar bırakmadan gittiler; usulca… En son Kemal Ağabey, Şerif Ağabey de böyle ayrıldılar gökyüzünün maviliği altında, dönüşümün karlığı olan toprağa doğru.

  Ya diğer tanıdığım insanlar; Sabahattin, Ali’nin, Ahmet’in, İbrahim’in arkadaşı Yusuf’un ayrılığı? Bir akşamüstü Balkanlara doğru süzülürken güneş; bir pirinç tarlası yakınında, biberler ve domatesler en olgun zamanların-dayken…

  Tanıdık bir şair, yazar arkadaşları yoktu. Bir şiir, hikâye ve bir satır yazı yazılamadan ayrılıp gittiler sonsuzluğun zamansız krallığına doğru.

  Ve şimdi, bu satılar onları tekrar sahneye davet edecek anonsu yapıyor. Soluk alıp veren bir yazar; hikayesi yazılmayanların, yazılmamış, anlatılmamış olanların peşine düşmüş, bir yazgı ve bir yetenek arası, ölüm ile yaşam arasında ki o ince çizgide kendi ruhunu şenlendirme telaşı içinde, şehrinin, bölgesinin edebi, sosyal hayatına; suya susamış topraklara düşen sular gibi küçük damlalar bırakıyor.

  Onurlu bir adamın ölümünü hatırlatır Fransız yazar; Balzac ölümü, onurlu bir ayrılışı anlatırsa böyle anlatır;

  “ Beethoven’in büyük senfonisi finalindeki büyük ezgiler yükseliverdi. Cesar, büyük davetli topluluğu elinde günahını çıkarttırdığı papazın elini sıktı ve başını, diz çöken karısının göğsüne yasladı. Göğsünün içinden bir damar kopmuştu. Bir atardamarın tıkanıklığı yüzünden güçlükle soluk alabiliyordu.

  Orada bulunanlardan birisi; ölen adamı; Cesar’ı göstererek, derinden gelen bir sesle;’İşte, namuslu adamın ölümü’ dedi.”

  Beethoven’in büyük senfonisi, büyük orkestra tarafından seslendiriliyorken onurlu bir adam da ölümü gidiyordu. Kim bilir kaç onurlu insan; sessizce ölüme gitti. Onların hikâyelerini anlatacak, destanlarını söyleyecek dostları yoktu.

   Bir şiir, bir resim ve hikâye; umulmadık sınırları, zamanları zorlayıp, evrimin dönüşümü gibi bir dönüşüm; bir sinema, tiyatro ve opera olup, yeniden dirilir, onurlu insanın ölümü…

Güven Serin  



4 yorum:

Zeugma dedi ki...

Ölümü irdelemek, sonsuz bir uçurumda ürpererek yol almak gibi.
Ne mutlu ardında kendiyle bütünleşmiş eserler, daha doğrusu kendinden bir parça bırakıp ebediyete göç edenlere. Elinize sağlık..

GÜVEN SERİN dedi ki...



Dünyamızı şenlendiriyor böyle insanlar;onları anıyoruz,yaşamın içine davet ediyoruz;hiç ölmemiş gibiler ve edebiyatın soluğu,felsefenin ruhuyla bahtsız nice insana,kıt olan yaşam sevincini sunuyorlar;eğlenceli hale geliyor,dünyevi kargaşa...

deeptone dedi ki...

eh oluyo ivit :) çok genç sanatçıları sevelim o zaman :)

GÜVEN SERİN dedi ki...


Hatta onlara gözümüz gibi bakalım:)) Kıt olan canlılar:))