28 Kasım 2015 Cumartesi

GÖKSEL BAKTAGİR ve DOĞU RÜZGARI


Kamera; Güven   ANTALYA


GÖKSEL BAKTAGİR ve DOĞU RÜZGÂRI GRUBU

  Süleymanpaşa Belediyesi Konservatuarı Türk Sanat Müziği Korosu Kasım Ayı Etkinliği nedeniyle konuk sanatçı olarak Göksel Baktagir ve Doğu Rüzgârı Grubunu davet edilmiş.

 Konser Tanburi Cemil Bey’in Peşreviyle başladı. Şunu belirmeliyim ki Tekirdağ’a yeni Kültür Merkezleri lazım; acilen… Kültür Merkezleri içinde tiyatro sahneleri ve konser salonları; bu şehre sunulacak lüks bir şey değil…

 Konuk sanatçı ve gurubu; Göksel Baktagir artık bir dünya sanatçısı. Kanunu bilinen dilden öte başka başka dillerde konuşturan, kanunun ritmini, tınılarını heyecana, yenilenmeye, ülkemizden öte ülkelere tanıtan dinleten birisi.

 İyi olanı, başarılı olanı herkes takdir eder. Bu değerli sanatçıyı ve gurubunu Tekirdağ’a getiren sanatçı ise Nevzat Avcıdır. Nevzat Avcıyı ne kadar takdir etsem, ne kadar da eleştirsem azdır.

 Yenilenmenin, farkı aramanın, farklılık yaratmanın en yeni, en son ismi ve isimleri Göksel Baktagir ve Doğu Rüzgârı Gurubuysa, klasik kalmanın, neredeyse kıpırtıları büyük hareket sanan Nevzat Avcının içinde barındırdığı büyük yeteneği artık bırakması gerektiğini arzu, coşku ve inatla istiyorum.

 Göksel Baktagir ve Doğu Rüzgârı Grubu, bize ait olanlardan, bizden öte tınıların peşinde koşan, sanatın derinliğini, sanatın yüceliğini kanun, ney, keman, viyola ve vurmalı çalgılar ile büyük bir gösteri zevki, coşkusu içinde koltuklarına, salona sığmayan seyirciye imbikten geçen kültür misali dinlettiler.

 Coşkunun bir başka hissedileni Göksel Baktagir’ın Trakyalı yani Kırklareli doğumlu oluşuydu. Derhal hemşeri ve “toprağım” söylemleriyle sanatçıyı önere etmek istendi. Ne kadar doğrudur? Bir kötülük aramadım elbet. Ama o sanatçı, kanunuyla, besteleriyle, müziğe olan sevdasıyla gelmişse; hangi şehirli olmanın önemi çoktan geçmiştir…

 Göksel Baktagir ve Doğur Rüzgârı Grubu Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan tarihsel, edebi, kültürel yolculuğu kanun, vurmalı çalgılar, keman, viyola ile dinletiler. Orta Asya’nın; o uzak diyarın genlerimize işleyen tınıları, şamanın hakka, adalete, bencilliğe, iradeye seslenişini duyar gibi oldum.

 Programı oldukça neşeli şarkılardan hazırlamışlar. Garip ile Neşet Ertaş’ı andılar. Bu bestenin sanatçı tarafından Neşet Ertaş’i ithaf olunmuş besteyi dinledik. Neyin, kemanın ve kanunun alkışları içinde; sanat sanata aktı…

 Âşık Veysel de unutulmamış. Dillere destan, Veysel’in klasiği olan Uzun İnce Bir Yol bestesi seyirciyle birlikte hayli neşeli, hayli içten söylendi.

 Göksel Baktagir ve Doğur Rüzgârı programlarına Keyif isimli besteleriyle başladılar. Bir çay keyfini anlatıyordu. Siz, kahve keyfi, ıhlamur keyfi hatta nargile keyfi olarak da kabul edebilirsiniz. Her an herkesin yapabileceği bir keyif… Kendinize çok görmeyin hissiyatını, keyfinizi her daim taze ve temiz tutun uyarısı içinde bir keyif bestesi dinledik.

  Gül Bahçesi, Mahur, Ekin Zamanı, Uzun İnce Bir Yol, Garip ve en son eser, tıpkı en baş beste gibi çok şeyi anlatıyordu; kemanla, viyola, vurmalı çalgılar, ney ve kanun ile… En son beste; AĞLAMA DEYMEZ HAYAT BU GÖZYAŞLARINA bestesi oldu. Yine seyirci seslendirdi.

 Yaşam çok kıymetli, bu kıymet avucumuzda bir damla candan, soluktan ibaret. Buna kıymak yerine, bestelerin rehberliğine, tınıların, renklerin, mevsimlerin, edebi ve sanatın içine azcık uzanmak kim bilir neleri kazandıracak; bunca hengâme içinde belki de anlamlı bir törensel hissiyat oluşacak.

 Alkışlarımla; Şef Nevzat Avcı… Alkışlarımla Göksel Baktagir ve Doğur Rüzgârı… Alkışlarımla sanata değer veren, sanatın koynunda heyecan, coşku aryan Tekirdağ Türk Sanat Müziği Korosu…


 Güven Serin 






  

Hiç yorum yok: