10 Mayıs 2014 Cumartesi

DÜNYAYI GÜZELLEŞTİREN KADINLAR


Kamera; Güven Karşıyaka-İzmir Latife Hanım Köşkü

Anı Evi
Bildik,ölü anılardan değil;yaşama,görgü,neşe,hüzün taşıyanlardan...


Kamera; Güven   Karşıyaka

Zübeyde Hanım; 

"Oğlum beğenmiş o kızcağızı."


Kamera; Güven  Karşıyaka İzmir 
Latife Hanım Köşkü

Akıl ve duyguların şaşmaz terazisi; bitmeyen öğrenim ve öğreti
açlığı;

" Annem çok çekti.Annemi kaybettiğim için çok üzgünüm.
Tek tesellim ana vatanı, yoksulluğa sürükleyen idarenin yok oluşunu
görmüş olarak ölmesi." 


Kamera; Güven Göztepe 
Vişne likörü. İçinde neler var, neler yok... Formülü göz nuru
döken,üreten dostlukta saklı... 


Kamera; Güven Göztepe

Yorgunluk,gün batımı... Bira,güzel tercih...



DÜNYAYI GÜZELLEŞTİREN KADINLAR

  Sosyal medyada bir söz dolaşıyor;

Akıllı erkek güzel kadını değil, dünyayı güzelleştiren kadın ister. Aynı şeyi, kadın gözüyle de tam tersi düşünebiliriz. Dünyayı güzelleştiren herhangi bir insan, yine evrenin o muhteşem ödülünü alır; GÜZELLEŞİR…

 Yakın tarihimize izler kazımış, kadın olmaktan öte özel güzellikleri bu ulusa armağan etmiş kadınları, bir kadın olan annelere adanmış kabul edilen bu zamanlarda anmak isterim.

 Zübeyde Hanım ve Latif Hanım. Zübeyde Hanım, Mustafa Kemal’in biricik annesi. Yerle bir olan ulusun, yeniden kurtuluşa giden kurucusunun anası.

  Latife Hanım, 1898’de İzmir’de doğmuş. Çok iyi bir eğitim almaktan öte algıları oldukça gelişmiş, üç yabancı dil bilen bir hanım. Zübeyde Hanımın Rumeli şivesiyle söylediği gibi;

 Benim oğlum beğenmiş o kızcağızı. Gidip bakayım, bir göreyim…”

 Mustafa Kemal yaverine bağırdı;

“ Görmüyor musun çocuk?.. “Benim kimseyle görüşecek vaktim yok…”

“Genç kadın aralık kapıdan heyecanla odaya girdi. Mustafa Kemal’in önünde durdu. Mustafa Kemal davetsiz misafirin sağanak halindeki konuşmasını dinlemeye başladı;

 Paris’te okuyordum. Güzel İzmir’in işgali beni kahretmişti. Beni bu bunalımdan Sakarya Zaferi kurtardı paşam. Ailem kardeşimin tedavisi için Fransa’da. Ben sizi İzmir’de karşılamaya geldim.”

 Bu davetsiz ve heyecanlı konuk Latif Hanımdır; üç dil bilen, kadın ile erkeğin arasında hiçbir fark olmadığını, bütün yobazlığa, bütün korkaklığa, zavallılığa anlatan kadın… İşte bu kadın 29 Ocak 1923’te Mustafa Kemal ile evlenen o örnek kadındır. Kadını yerle bir eden geleneklerin, seçme ve seçilmeden, miras hakkına kadar yok sayılan zarafetin ilk örnek nikahını kıyan kadın…

 Kadim zamanların dostuyla buluştuk İzmir’in garında. Bir sevdalı gibi sarıldık, kadim zamanların kokularını bilerek. Sonra, ver elini Konak… Karşıyaka ve Latife Hanım Müzesi. Zübeyde Hanımın hastalığında Latife Hanım tarafından ağırlandığı, iki kadının birbirini tanıma telaşıyla kadına yüklenen o güzel duyguları, merak, öğrenme ve öğretilerin yüz yüze, koyun koyuna yaşandığı konak…

 Bu konak, Karşıyaka'nın gururu gibi, tertemiz, pırıl pırıl ve anılara hiç dokunulmamış gibi; mimarinin, mühendisliğin, plastik sanatların ve insan sezgilerinin dünyayı hiç terk etmediğini sandığımız soylu ruhların bulunduğu yer.

 Gerçek bir dost anıları mezar taşlarına taşımaz. Gerçek bir dost, geçmişe ölü gözüyle bakmaz. Bilinir ki, mesafeler, akan zaman, insanın yüksek sezgileri, yaşama her an kattığı muhteşem iksirlerle yeniden yenilenir; ilk günkü gibi, insanı vaftiz eder.

 Kadim zamanların dostu ile İzmir caddeleri, sokakları ve İzmir sohbeti, nağmelerden nağmelere akarken, günün, gün sürprizi yine onun tarafından yapıldı. Karşıyaka vapuru ile Göztepe’de gün, geceye ilerleme telaşı içindeyken, küçük likör bardakları çıktı önce. Sonra, vişne likörü; el emeği, göz nuru…

 İnsanlığı güzelleştiren, zarif ve zarafet temsilcilerine; kadınlarımıza kaldırdık küçük kadehleri; baş dönmesi, küçük esinti ve büyük döngünün soylu hatırına.

 Gece düşmüştü Basmahanenin üzerine. Hiç bitmeyen tekrar; gün geceye, gece güne… Dostumla el sıkışarak, hoş çakaldan öte buluşmanın, görüşmenin dilekleriyle ayrıldık. Gecenin içinde Basmahane Olimpiyat Otelin loş sokaklarındayım; yine bildik o türküye yakın olan yerde; Agora Meyhanesinin kadehlerinin hüzne, sevince kalktığı yerlerde…

 Gün, Ege’den Akdeniz’e göç zamanı. Olimpiyat Otelin küçük, temiz, mavi beyaz salonunda diğer günün birikimleriyle güzel bir kahvaltı. Otel görevlisi İhsan;
 —Teşekkürler İhsan; temiz, samimi, güvenli ve huzurlu bir mekân
İhsan, esnaflığın, ticaretin bildik, akılcı hamlesini yapıyor; gülümsüyor, üretmek, devamlılık ve var oluş adına; samimi bir gülümseme.

 Bavullarım hazır; hoşça kal dedikten sonra son bir defa arkama bakıyorum; otel hizmetlisi bayan temizliğe çoktan başlamış; sanki tüm güzellikleri temsil eden başı, ışıldayan yüzüyle göz göze geldik. Belki birkaç saniye; ama işte asıl mesele o; zaman var mı yok mu bilinmez; bazen yıllar yetmez, bazen birkaç saniye...

Güven Serin 










2 yorum:

Makbule Abalı dedi ki...

Dünyanın değişimine, güzelleşmesine katkıda bulunan o güzel ve güçlü kadınlar... Atatürk'le evliliği sona erdikten sonra Latife Hanım İstanbul Ulus'ta, Atatürk'ün büyük heykelinin karşısında bir daireye taşınır. Hayatının sonuna kadar orada oturur.
Geçmişteki evliliği hakkında hiçbir açıklamada bulunmaz, röportaj tekliflerini reddeder. Bazı insanlar için, paraca paha biçilmez tekliflerdir bunlar.Oysa O hayatının sonuna kadar asil ve vakur bir şekilde suskunluğunu ve gizemini korur.
Ölümünden yıllar sonra saygıyla anıyorum.

Guven dedi ki...


Saygıyla Makbule Hanım.Teşekkür ederim. Büyüklüğün özverisi çok büyük; o insanlar, sanki başka boyutun, başka gezegenin insanları gibi...