7 Ağustos 2012 Salı

DERS 1

Kamera; Güven Burgaz Ada- İstanbul

Doğa iyi anlaşıldığında, ona saygı gösterildiğinde
almaktan çok vermeyi bilir.

Kamera; Güven   Burgaz Ada 

Güzel eser, huzur verici mimari, insan
ruhunun da güzelliğini çıkarır ortaya.
Güzel ruhlu,bilgili,görgülü ve saygılı
insanın kalıcılığını anlatır baktıkça
bakasın gelen insanlara.

DERS 1

  Ders deyince akla eğitim ve öğretimle ilgili tartışmalar geliyor. Sanırım hiç bitmeyecek tartışmalar ve yaz-boz hikayeleri, olan aklı karışık, çelişkiler içinde kalan öğrenci velileriyle boğulacakmış gibi olan öğrencilere oluyor. Bir koşuşturmaca, bir yutturmaca ve bir hayal kırıklığı…

  Benim bugünkü konum, hayatın içinden ve benim kendi almış olduğum bir dersle ilgili. Sanatın sanatçının hangi mertebede olursa olsun insan ruhunu vicdan ve merhametle süsleyen saygınlığından vazgeçmemenin dersidir bu ders.

  Erdal Atabek haftalar önce köşesinde Jose Carrera’yı tanıttı. Bu tanıtımdan sonra dört ders çıkarmıştı.

  Birinci ders; Güç durumda olan meslektaşlarına dargın da olsan yardım etme insanlığını göstereceksin. Soylu davranış budur.

  İkinci ders; En güç durumda bile değişme umudunu taşıyacaksın. Her sorunun bir çözüm yolu olacağını unutmayacaksın. Elinde yoksa başka çareler arayacaksın.

  Üçüncü ders; Sana yapılan iyiliği unutmayacaksın. Teşekkür etmek soyluluğunu göstereceksin. Nankör olmayacaksın. İnsanlık budur.

  Dördüncü ders; Bu dersi de şimdi yazarın köşesinden olduğu gibi aktaracağım hikâyeden sonra aktaracağım.

  Jose Carrera kimdir? Dünyaca tanınmış İspanyol tenor. Yani ünlü üç tenordan birisi! Placido Domingo, Luciano Pavarotti. Pavarotti bu dünyadan ayrıldı elbet.

  Jose Carrera bu yıl Antalya’da yapılan D-Marin Klasik Müzik Festivali’nin konuğuydu.

   Yazar, Erdal Atabek çok güzel bir yerden yakalamış konusunu. Sanatçının beğenilmesini, alkışlanmasını, ülkemizin konuğu olmasını anlatmış anlatmasına ama esas konuya, sanatçının yaşadığı trajediye ve bunun sonucunda ortaya çıkan insanlık derslerine yer vermiş. Defalarca okunup kalınlaşmış vicdanlarımıza zımpara gibi sürülecek güzel bir makale.

 Yazar bildiği, öğrendiği yaşam gerçeğini yine yaşamın içinde olan bizler için anlatıp yazıyor;

  “Jose Carrera İspanya’da Katalan bölgesinin sanatçısıdır. Placido Domingo da İspanyol, Madritli. Birlikte çalışan sanatçıların bir süre araları açılır.

  Artık birlikte çalışmak istemezler. Öyle ki, birisi konser verme çağrısı aldığında ötekinin gelmemesini şart koyar. Durum böyleyken Jose Carrera hastalanır. Tanı lösemidir ve durumun gidişi ölümcüldür. Carrera konserlerden çekilir, tedavisine başlar. Ancak, tedavi çok pahalıdır ve giderler karşılanamaz olur.

  Ne yapacaklarını bilemedikleri sırada Madrit’te bir vakfın olduğunu öğrenirler. Lösemi ile Mücadele Vakfı kurulmuştur ve lösemili hastalara yardım etmektedir.

  Carrrera’nın dostları vakfa başvururlar ve gereken desteği alırlar. Büyük tedavi giderleri artık karşılanmaktadır ve Carrera düzelmektedir. Gerçekten de büyük tenor yavaş yavaş sağlığına kavuşur.

  Bir süre sonra konserlerine yeniden başlar. Bu arada Placido Domingo ile de barışmışlardır ve ortak konserleri yeniden başlamıştır.

  Madritt’teki bir ortak konserlerinde, Jose Carrera söylemekte olduğu şarkısını keser, Domingo, Carrera’nın elini tutar, kaldırır ve ona sarılır.

  İzleyenler şaşkınlık içindedir. Jose Carrera öğrenmiştir ki, Madrit’teki vakfı Placido Domingo tarafından Carrera’ya yardım için kurulmuştur. Gururlu Basklı elden yardımı reddedeceği için Domingo böyle bir yol bulmuş, meslektaşına destek olmuştur.

  İşte Jose Carrera bunu öğrenmiştir. Ve bütün müzikseverlerin önünde şükranını böyle ifade etmiştir.
Müzik kadar anlamlı! Bence müzikten daha anlamlı!

  Ders dört; Placido Domingo’ya sormuşlar. Neden çok kırgın olduğunuz kişiye yardım ettiniz? Yanıtı şudur; Öyle bir sesin kaybolmasına razı olamazdım.

 Sahip olduğunuz değerleri bileceksiniz. Değerlerinizi heba etmeyeceksiniz.”

  İnsan denen canlı sürprizlerle doludur. Karanlığı, çürümüşlüğü delip geçen tazelik, erdem, saygınlık ve insaniyet kokan sürprizler de vardır bu hayatta.

 Güven Serin

    



1 yorum:

hasret senfonileri dedi ki...

Gece yarısını geçeli çok oldu. yazını o kadar duygulanarak okudum ki sevgili Güven, hem kulaklarımda bir ninni kadar kalıcı, hem de uykularıma gem vuracak kadar duygusal..
Teşekkür ederim sanatı seven ve anlayan dost..