23 Ocak 2014 Perşembe

PERA'DA SON GÜN


Kamera; Güven Pera Müzesi  Osman Hamdi



Kamera; Güven   Pera Müzesi- Yıldız Moran


Kamera; Güven Pera Müzesi-Sophıa Varı

Pera’da Son Gün

  Pera Müzesi, müze olmaktan öte; ülkem için, şehrim için belki de yepyeni bir yaşam biçimi olabilecek bir mekân. Sinema gösterimleriyle, müzik konserleriyle, müzeye ait değerli sanat eserleriyle ve çok önemli olan sergileriyle; çok yönlü, çok sesli ve çok renkli bir sunum içerisinde; yoğun ve ince, zarif duyguların da yeşermesine katkı yapıyor.

  Kabalık, hoyratlık, insana verilen saygı, alabildiğince azalıyorken; Pera gibi müzelerin; Suna ve İnan Kıraç Vakfının öncülüğünde yepyeni duygular; kendi öğretileriyle, aydınlatması ve her şeyden önce insana verilen saygının kök salmasıyla devam ediyor.

 Bir yaz gününü andıran güneşli gün; Tekirdağ şehrine çok yakın olan İstanbul’u ziyaret etmem için, bir çağrı niteliğindeydi. Üstelik de sevdiğim, dinlendiğim mekân; Pera Müzesi süreli olarak gösterime açtığı; Heykeller ve Resimler isimli çalışmayı; Sophia Vari gibi bir sanatçının eserlerini, felsefesini biraz olsun anlayabilmek adına son gündü.

 Diğer çalışma da Zamansız Fotoğraflar isimli Sergi, Yıldız Moran’a ait 8000 negatifin içinden seçilmiş eserlerden bir bölümü.

 “ 24 saat düşünülen, yaşanılan, ikinci plana atılmayacak bir konudur fotoğrafçılık. İnsana, hayata özgün, bir aşamanın bir yerini kavramsal olarak dolu, yoğun, ağırlıklı olarak verebilen kişidir fotoğrafçı.” Bu sergi için söylenen sözcüklerden birisi de budur işte…

  Yıldız Moran için çok şey söylenmiş. Onlardan birkaçı da şunlar;

“ Işığı büyük ustalıkla kullanarak elde ettiği teknik başarının ötesinde; ruhunu, aklını, kalbini yani kendini katarak görüntünün izini derinleştirmiş bir fotoğrafçıdır. Fotoğrafın en temel fonksiyonu olan tespitin yanı sıra çok katmanlı tasvir diline ulaşmış, karelerinde zamansızlığı yakalayabilmiştir."

 Heykeller ve Resimler Sergisinin eserlerine değer, amaç ve anlam katan sanatçı Sophia Vari için yapılan değerlendirme ise;

“ Yapıtlarında doğduğu Yunanistan’dan ilham aldığı renkleri, hacme ve boşluğa dair arayışlarıyla bilinen Saphia Vari, kariyerine bir ressam olarak başladıktan sonra kendisini özgürleştirecek bir ifade aracının peşine düşerek heykelle buluştu. Geometriyi, hacmi ve şekilleri alıp onları boşlukta insanlaştırma amacıyla yola çıkan sanatçı, mermer ve bronzdan kıymetli madenlere uzanan bir malzeme çeşitliliği içinde çalışıyor. Anıtsal heykelleriyle dünyanın dört bir yanına konuk olan Vari, tuval ve kolâjlarında ise yine hacim, katman ve yüzeyler arası ilişkiler arasında çalışıyor.”

 Bir taş mekân Pera; içine süzülen tarih, boyaların renkleri ve yaşamlara sığmayacak kadar kocaman düşlerin sonsuza adanmış eserleri; hepsini, bir parça zamanla, kendi anılarınıza en cesur ve en zarif bir hatıra olarak veya yaşamınızın içine bir parça güzellik, heyecan, dinginlik adına seçilecek; hatta kültürleştirilecek bir yer…

 Her emeğin, hareketin bir karşılığı vardır; görsellik, kulağa gelen tınılar ve içe süzülen dokunuşlar. Pera Müzesi yaşamın içinde, yaşamış ve yaşayanlar ile yaşamın bu anına yaşam ritimleri katmaya devam ediyor. Bu ritmleri sizde duymak isterseniz, iç içe geçmiş zamanların, zamansızlığa meydan okuduğu yere; bir kahve içmek, bir film, bir konser veya sergilerden size süzülecek evrensel seslenişlere kulak vermek isterseniz; bu kültürün içine süzülün…

 Sophia Vari resim için şöyle diyor;

“ Resim bir yanılsamadır, göz aldatmacasıdır; Ben dokunmak istedim, hacim istedim. Eserin etrafında çepeçevre dönebilmeyi, mekânda ona biçim vermeyi, yarattığım şeyin gerçekten var olduğunu hissetmek istedim.”

  Güven Serin











2 yorum:

Adsız dedi ki...

I was curious if you ever thought of changing the page
layout of your site? Its very well written; I love what youve got to say.
But maybe you could a little more in the way of content so
people could connect with it better. Youve got an awful lot of text for only having 1 or
two images. Maybe you could space it out better?

my web page :: seo company manchester

Guven dedi ki...

I love my classical; life as a bank ...