29 Ağustos 2011 Pazartesi

ARINMA HESAPLARI

Kamera; Güven Sultanahmet Meydanı-İstanbul
Bazen arınma; taş, mermer bir eserin insan
eliyle bize sunduğu sanatta başlar.

Kamera; Güven Sultanahmet Meydanı/Camii
Gösterişli bir eser. Rekabetin mimaride, sanatta
olması ağlayacak kadar güzel..


Kamera; Güven Eski Şark Eserleri Müzesi
Tanrıça Bastet
Cinselliği, doğurganlığı, çocuklara şifa dağıtmayı,
dans, müzik, ay ve analık, aşk tanrıçası.


Kamera; Güven Eski Şark Eserleri Müzesi-İstanbul
Çift Sfenksli
Geç Hitit Dönemi M.Ö. 8 yy

El sanatı; belki de ruhun görünen yüzüdür.


Kamera; Tamer Kaptan Arkeoloji Müzesi İstanbul
Ey, taşa mermere hayat veren keskinin hünerli
elleri; sanatının önünde eğiliyorum.


Kamera; Güven Arkeoloji Müzesi
Sidon Kral Nekropoli


Kamera; Güven-Pera Müzesi-
KARANLIK İNSANLAR 1882
Ressam; Konstantin Savitski


Kamera; Güven Pera Müzesi-İstanbul
NOEL FALI
Ressam; Nikolay Pimonenko

Ne sanatan, ne de felsefeden uzak durun. Hiçbir uğraş
için usta ve çok zengin olmanız gerekmiyor. Sadece
Tabiatın döngüsü ve hareketi gibi hem bedeninizi
hem de ruhunuzu harekete emanet ediniz.

Bayramlarınız, sanat tatında, dans, müzik, felsefe
tadında geçsin. Ayıpsız, günahsız ve korkusuz;
insanlığın doğum anındaki mis kokan
bebeğin masumiyeti gibi...

ARINMA HESAPLARI



 İktidar tarafının sözcülerine bakılırsa ülkemiz daha çok demokrasi, daha çok hukuk, daha çok huzur ve özgürlük içine girdi. Yılların kirliliği, temizlenmeye; yani arınmaya başladı. AB ülkeleri ve büyük müttefik ABD’ye göre de (idareciler) her şey yolunda; Türk topraklarında her şey normal ve güneş hâla doğudan doğuyor.

 Muhalefet tarafında olan ve kendini bu vatanın vatandaşı gören sorumlu insanlara göre de “büyük temizlik “ adı altında büyük hukuksuzluklar, adaletsizlikler, ekonomik getiriler yaratılıyor. Beklenen asıl temizlik bu değil. Hiçbir ayrım yapmadan, daha baştan kokmuş, kokular salan bütün kurumlar ve o kurumlardaki yanlış işlere bulaşmış insanlar adalet terazisine çağrılması beklenirken, yalnızca belli inancın, belli kurumların insanlarının büyük bir telaş içinde toplatılması, Türk Hukuk tarihine ayrı bir sayfa açıyor.

 Arınmanın tarafında olanlar, her şey yolunda, ülke düze çıktı derken; düze çıkmamış ülkemizin her geçen gün dışa bağımlı olması ve borçlanması ise muhalefetin; bizlerin çok önemli bir sorunu haline gelmiştir.

 Arınma nasıl olur? Ulus olarak birbirine yaslanmış; iç içe geçmiş; hangi inanç, renk, ırk içinden gelirse gelsin; adalet ve hukuk önünde eşit yargılanarak olur. Ülkenin zenginliği arterken, giderleri, borçları da azalarak olur. Her gün batırılan insanların “zavallı” hale düşmeleri, idarecilerin vicdanlarını yaralar ve akşam evlerinde mutlu gülümseme içinde olamayacak kadar vicdan azabı duymaları ile olur. Devasa işyerleri açılırken, küçük ve orta işyerlerinin de geleceği hesaplanarak olunur.

 Arınma hesapları yapılırken en çok bastırılmış duyguların, ayıplı düşüncelerin ortaya çıkan özürlü davranışları adına üzülürüm. En aydın dediğin insan bile yeri gelince; “bu kadar özgürlük olur mu? Hiç, parkta, sokakta da öpüşülür mü?” Azmış ve kösnül duygularımız apış arasına öyle bir yerleşmiş ki; öpüşmenin, pornografiyi çağrıştırdığına adanmış birer robotlar haline geldik. Öpüşmek kadar masum bir şey olabilir mi? Sevgiden beslenen bedenlerin ve yaratılışımızda olan çıplaklığın bizi bu kadar korkutuyor olması; inanılmaz bir eğitim eksikliğinin ve tıbbı sorunların işareti değil midir?

 Bütün alkışlar arınma için! Arıtılmış bölgelerde yalnız ibadet, yemek, içmek ve bol kazançlar elde etmek için! Hiçbir ibadet ve din; günlük hayatın değişimine, gelişmelerine karşı duramaz. Sizler, istediğiniz kadar gerçekleri sadece büyük kaleler içine hapsetmeye çalışın! Bu diyarlarda, gönül ve saygı esasına dayalı milyonlarca sessiz insan var. Birbirine “merhaba” derken, ne ırk, ne din, ne zenginlik hesabı yaparlar. Bu insanların, duygularını arınma adı altında bulanıklaştırıp, bu insanları farklı yönlerin tek taraflı algılamalarına itersek; sonu hüsranla bitecek olayların korkunç şahlanışına da tanıklık edebiliriz!

 Ben ülkemi; bu diyarları Cumhuriyet ile çok daha fazla sevdim. Ülkemin insanlarının, diğer insanlara hakaret etmeyişi, diğer insanların malına, mülküne, arazisine göz koymayışını düşünerek daha mutlu oldum. Ve ben, Meriç Nehri kıyısında, dağlardan, vadilerden süzülerek gelen suları ve bereketli milleri, ılgın ağaçları altından gözlemlerken; ülkemin, bir gün Atatürk’ün hayali olan; zengin, mutlu ve kendi kendine yeten; ilim, bilim ve sanatta öncü ülke olabilecek hayallerde sevdim.

 Bugün zenginlik diye sunulan, kulakları sağır eden araç gürültülü caddeleri, sokakları, az zenginliğin olduğu yavaş şehirlerin çoğaldığı, araçsız, kibirsiz, koşulsuz insanların bir araya geldiği ve çoğaldığı yaşam yerlerini tercih ederim.

 Şimdi arınma zamanı! Büyük dostlarımız ve soylu yandaşlarımız arınmayı tek taraflı ve bedenin kemiklerine işleyecek kadar sert ve devamlılık içinde yapmak istiyorlar. Ve bizler de arenanın büyük seyircileri; izliyoruz; tutkularımızı, arzularımızı, hayallerimizi dondurmuş; donuk heykeller gibi izliyoruz; yarının ne getireceğinin harika hesaplarını yapmadan…

 Sımsıcak ülkemin bereketli toprakları üstünde, donmuş, tırsmış, suskun bedenleri içinde üzüldüğüm bir şey daha var; “üzüm üzüme baka baka kararıyor.” Kara üzümler, büyük kararsızlıklar içinde artıyor, artıyor…

 M.Ö 30- Yaşayan ve çok güzel diye bilinen Mısır’ın kraliçesi Cleopatra, tam tamına 9 dil biliyordu. Zeki idi ama bilindiği gibi güzel değil; tam aksine çirkindi. Çirkin de ama zekâsı üst düzeydi; birleştirme, arınma düşünceleri de öyleydi. Roma ve Mısır imparatorluklarını birleştirip dünyaya sahip olmak istiyordu.

 Sonuç; 9 dil bilen Cleopatra Batı Roma İmparatorluğu ile yapılan savaşı kaybedince kendini kobra yılanına ısırtarak intihar etmiştir. Arınmalar, yüksek beklentiler bazen şaşıyor ve son; yılanın güçlü zehri ile son buluyor; birbirine benzeyen binlerce son gibi…

Güven Serin






4 yorum:

momentos dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Guven dedi ki...

Momentos, hoşgeldiniz. Farklı duruşların, renklerin,seslerin, bölgelerin insanları olarak; tabiat,müzik, dans,felsefe sevgilerinde buluşmak ne güzel. Zaten bu buluşmalar olduğu sürece, rekabet ne kadar olursa olsun; sanırım uğraşlar esere, güzelliğe, faydaya dönüşmüş oluyor:))

Begonvilli Ev dedi ki...

Yine harika fotoğraflar ve enfes bilgi paylaşımları. Üstelik satır aralarında duyguların paylaşımı da olunca yazılarınızı büyük bir keyifle okuyorum. Bu dost sohbetleri tadında paylaşımlarınız hiç bitmesin.

Mutlu bayramlar..

Guven dedi ki...

Merhaba Begonvilli Ev; merhaba :)) Dost sohbeti tadında bayramlar; özün dağların tepesinden inip insanlığa inmiş, insanlık tarafından özümsenmiş naturel bir öz tadında İYİ BAYRAMLAR.

Acaba çok şey mi istiyoruz:))