internet; Salvador Dali
JEOLOJİK YANKI;
PİETA
1949 yılında yayın
hayatına başlayan Yaprak Dergisinin ikinci sayısını okudum. Derginin üst sol
yaprağında Ahmet Muhip Dıranas’ın bir şiiri; Bir Tren Yolculuğu da yer alıyor.
Dranas’a özgü,değerli bir şiir.Eserin on üçüncü dizesi;
“ Yeşil ışıktan bir damla beynimde “ diye başlayıp;
“ Yeşil ışıktan bir damla beynimde
Koşuyor sağa sola inimde
Ama-şairane, mahzun bir hayvan
Aya dalmış öyle bir dal ucunda!
Ya bu yüzler ne yüzler, maske gibi.
Yüzler; güzeli, çirkini, garibi…”
Şiirin dizelerindeki
derinliği bir yana, bir tek sözcüğün bir başka eserle buluşması, kendi evrimsel
süreci için izin istemesi ayrı bir yana… Yıllar önce Sakıp Sabancı Müzesi’nde
Salvador Dali sergisi vardı. Aradan yıllar geçtiği için sergide izlediğim
eserleri unuttum sanıyordum. Ta ki, Sabancı Müzesinin yapmış olduğu değerli
çalışmaları, eserlerin video tanıtımlarını izlemeye başladığım an; Dali’nin
Gala aşkını, sanata duyduğu koşulsuz, sansürsüz ve uçsuz bucaksız arayışlarını
karşılığı olan eserlerini izledikçe, bugünkü hissiyatım ve bir başka ruh âlemi
içinde kavradım eserin iç yankılarını.
Bir şiir ve bir
mısra ve bir tek sözcük; “Yeşil” şair ile ressam arasındaki seslenişi,
gösteriyi kendi bakış açımla kaleme alma fırsatına dönüştü. Salvador Dali,
Jiolojik Yankı-Pieta isimli çalışmasını yaşamının son zamanlarında yaşlılık
hallerini yaşarken yapıyor. Yarım yüzyılı birlikte paylaştıkları karısı Gala hastadır!
Onun acısı sanatına, düş gücüne baskı yapıyordu. Tıpkı, karısı için söylediği
sözlerin anlamlarını hiçbir zaman yitirmeyecekleri kadar yeşil rengin ölüm
örtüsü içinde;
“ Gala, beni evlat edindi. Ben onun yeni doğan çocuğu, oğlu,
sevgilisiyim. Gala benden ölümün etkilerini söküp attı. Delirmememin nedeni,
deliliğimi onun üstlenmesidir.”
Dali, her ne kadar
ölüm korkusunu yendiğini ifade etse de, yolun sonuna gelmiş, elli yıllık
karısını fiziksel sevgiden beslenen dünyevi zevkler içinde değil, ruhani ve
sanatsal bir sevgi içerisinde, başka sanatçıların hayran olduğu eserleri tekrar
yorumlama kudreti içinde; Michelangelo’nun Pieta isimli heykel grubunu yorumlar.
Bu çalışmanın ismi; Jeolojik Yankı; Pieta olur.
Bu eser oluşurken,
Dali’den alınan eser hakkındaki bilgiler;
“ Geçici heveslerin, rüyaların, otomatizmin peşinde değilim.
Artık, kendi yaşamımdan, hastalığımdan, anılarımdan olan önemli şeyleri
resmetmek istiyorum.”
Böylece Jeolojik
Yankı; Pieta doğar. Ölümü anlatan bir çalışma. Çalışmanın temelinde ise Roma’da
bulunan heykel grubu; Michelangelo’ya ait Pieta vardır. Meryem kucağında
tuttuğu ölü oğlu için derin acılar içindedir. Esere sinen soğuk yeşilimsi
renkler ölüm duygusunu vurgular. Denizdeki kaya, resmin-eserin her yanında tekrarlanıyor.
Salvador Dali için akıldan hiç çıkmayan bir anı, üzerine çöken yaşlılık,
Gala’nın hastalığı ve ölümü ve hayran olduğu sanatçının eseri bir başka esere dönüşüyor.
Yıllar sonra yerel basının gazete köşesinde belki bir başka insana ilham verecek,
cesaret bulacak yeni ufuklara adım atacaktır…
Okuduğum Antik
Felsefe kitabından geriye şu notlar kalmış;
“ Çoğaltır toprak kendi şeklini. Su suyu, ateş de ateşi…”
Güven SERİN