3 Mayıs 2018 Perşembe

YERYÜZÜNDE HUZUR BULMAYAN YOLCU



YÜRYÜZÜNDE HUZUR BULMAYAN YOLCU
------------------------------------------------------------

  Neredeyse tüm yaşamını piyanosu ve İstanbul’da bulunduğu sürenin büyük çoğunluğunu kocasının işi olan gazetecilik görevinde bulunan bir kadın; Anna Grosser’in 86 yıllık yaşamının sonunda, geriye bıraktığı arşivsel notta; insanoğlunun, yani kendisinin de temsil ettiği bizlerin hissiyatı şöyle kazınmıştır edebi kayanın üzerine;

“ İnsanoğlu yeryüzünde huzur bulmayan bir yolcudan başka bir şey değildir. Varılacak hedef her zaman gölgeler ardındadır, ne olduğunu bilinmez. Ama ne önemi vardır ki, asıl olan insanın gideceği yolu bilmesidir.”

  Kaçınılmaz sona yaklaşırken, her insanın hissiyatına tercüman olmak mı istemişti Anna Grosser? Yoksa yazgının, evrimsel oyunundan başka her şeyin yalan olduğunu mu göstermek istedi?

  Bu son, huzuru hiçbir zaman bulamayan bu insanoğlu; bu kadar belge, hikâye varken dahi, niçin her daim huzursuzlukla beslenmekten kaçınmaz? Göklerin yüceliğine erişemediğimiz zamanlarda, konu edindiğimiz, çıkar yol aradığımız masallar, mitoloji; bugünün kozmoloji bilgileriyle ulaştığımız diğer galaksiler, evrenin sınırsızlığına doğru çevirdiğimiz gözler-teleskoplar; kıyamet gibi bilgi, uçsuz bucaksız bir yıldızlar cenneti; yine de kavgaları bitirmeye yetmiyor.

 Ülkeler arasında olsa yine iyi! Kentler, ilçeler, köyler, mahalleler arasında; olsa, yine; kötünün iyisi! Apartmanda yaşayanlar, arasında da olsa… Kardeşler, ısım, akraba arasıda; bazen bir kaşık, bazen bir kazma ve bazen de birkaç metre yer için…

  Huzur adına söylenen ne çok söz biriktiriyor insanlık. Ne çok şeyler de yapıyor. Giyiniyor, süsleniyor, kokular sürünüyor. Hele hele, çekilen fotoğrafların, videoların haddi hesabı yok!

 Bu kadar çok emek, kalgıma, zıplama, coşku, romantizm ve korkunç düş kırıklığı; bilinen bir yolculuk; son değil midir? O zaman? Diyeceksiniz ki niçin bu büyük telaş? Büyük zahmet? Her nesil denediği gibi, belki de farklı olanı yakalamak; ölümsüz olanı…

 Bu arada; ABD de yapılan bir araştırma 75 yıl sürmüş. 700 küsur insan üzerinde yapılan, bir insan ömrü kadar süren araştırmanın ana konusu; insanın huzuru, nasıl ve hangi şekilde yakalayabileceği üzerine!

 Bu araştırma Harvard’da yapıldı. Özü tam olarak; Zenginlik ve ün, mutluluk getirir mi? 75 yılın sonunda çok titiz yürütülen araştırma sonuçları; mutluluğun, iyi ilişkilerde saklı olduğunun bilimsel kanıtı; varın siz bir şey çıkartın gayri…

Güven Serin  



2 yorum:

deeptone dedi ki...

çok güzel demiş anne grosser, çok doğru demiş :) bence huzur ise yalnızlıktaaaa :) e bir de bizim ülkede huzur bulmak zor ama :) avrupada daha kolay :)

Güven Serin dedi ki...


Ne çok yakın ve ne kadar da çok uzak bu değerli;beşli;h-u-z-u-r...Tabiatın formülü gayet basit;huzurlu yaşamak,kainata huzurlu bakmak;çevremizi huzurlu kılma çabalarıyla başlıyor sanki...

Her şey bu beşli çeteye ulaşmakla başlıyor güya;bir ömür ve ömürler iç içe geçmekten başka;tabiat için harika birer gübreye dönüşme telaşı,şamataları :)) Ne desek zor;kah seyrederim alemi;kah alem beni;şiirini en azından bir parçasını hatırlamak iyi geldi...