26 Mart 2018 Pazartesi

KAHVE FALI AÇAN KADINLAR






KAHVE FALI AÇAN KADINLAR
-------------------------------------------

  Hepsi modern giyimli; tamamı altı kişi; altı kadın… İki kadın çay içerken, değerleri kahve içtiler. Bilindik o felsefe; “ Fala inanma, falsız kalma!” kültürleşme mi diyelim, kalıplara sığınma mı? Ne derseniz deyin; modern giyimli, bakımlı kadınların kahve fincanları ters dönmüştü bile.

  Fala kim bakacak? Kim baktı? Göremedim. Çünkü Anton Çehov’un Martı Oyunu ile meşguldüm… Martı; yani Nina niçin öldürülmüştü? Nina da kahve içen kadınlar gibi bakımlı, iyi eğitimliydi…

  Öldürülmesi fiziki değil; duygusal olarak, sevgisine karşılık bulamamış Treplev’in önce bir Martı vurması ve sonra Nina’yı gönülden çıkartması veya çıkartamaması adına kendi ölümünü gerçekleştirmesi…

  Altı iyi giyimli; halk dilinde; modern kadın; saçları, başları kuaförden yeni geldiklerini de gösteriyor. Bir parça buluşma anı bile değerli olmalıydı onlar için. Bunca güzellik, yarım saate denk geldi.

  Günümüzün modasıydı; az, çabuk ilişkiler… İletişimde hız, uzayda hız ve genişleme; insanın binlerce yıllık evrimine haykırı gibi görünse de; meşgul olmak, hızlı koşmak; bugünün popüler kültürü haline geldi.

 Hızlı sözcükler; yani yarım yamalak. Hızlı yemek biçimleri; atıştırmalık ve fabrikasyon… Hızlı komşuluklar; komşunun hastalandığından, öldüğünden bile haberi olmamak…

  Velhasıl hızlı âşık olmalar; yuvarlanma, ah çekme, intikam seyrüseferlerin… Bizim altı bakımlı kadınımız; altı dakika dinlemediler birbirlerini. Konuşmalar, birbirini duymayacak, dinlemeyecek kadar hızlı ve telaşlıydı. Fallar bakılmış olmalı! Sözcükler de sahile; kuma yazılan cinsten; ilk dalgaya kadar…

  Aynı anda dünyada bir yavaşlama söz konusu… Simgesi de Salyangoz… Yani sakin ol, yavaş ol; dinle, izle, irdele öyle konuş-yaşa… Bu yüzden sakin şehirler yayılmaya başladı. Doğal ürünler, doğal çevreler destek görmeye; bununla birlikte sakin yazarlık, yazılar da aranmaya başladılar.

 Bağış Erten’in yazısı; yüreklere su serper cinsten; Aman yavaş, aheste! Mikrodalga ısıtmalarla, odun ateşini de anlatıyor; bir başka oldum; ait olduğum, savunduğum felsefeyle yüzleşmek, denk düşmek; güzel ve anlamlı bir şey…

Güven Serin 

 





2 yorum:

deeptone dedi ki...

heey artık netten bakıyoz fal daha kolaaaay :)

Guven dedi ki...


Vay canına; :))