14 Nisan 2016 Perşembe

ŞARKIMIZIN İÇİNE ETTİ HAYVAN HERİF



ŞARKIMIZIN İÇİNE ETTİ HAYVAN HERİF!

  Böyle bir sesleniş ancak romanlarda mı olur? Yoksa masallarda mı? Belki Gorki’nin Ayaktakımı Arasında ki Tiyatro Oyununda…

  Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir ALBAYRAK da gazetemize verdiği röportajda; “ Tiyatro, insanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahiptir” diyor. İnsanın geçmişini, güne taşıması, kendi değişimini sahnelemesi ise ancak sanatın gücüyle; hem güldürür, hem de ağlatır bizi.

 Söz ağlamaktan açılmışsa, Gorki’nin bu oyunu yazdığı zamanlarda Rusya da sulu gözlü bir edebiyat vardır. Tıpkı şu an ülkemizde, gerçeğin reformunu halen yapmamış olduğumuz gibi; çektiğimiz acılar, korkular miller ötesine; hatta uzayın derinliklerine yayılacak kadar uzun ve çok…

 Çoğu da boşluğa güzel bir hoşluk bırakacak kadar köksüz, bilgisiz ve görgüsüz… Ama niçin, en güzel bilgilerin, görgülerin, bize sunulan değerlerin peşinden koşmuyoruz? Hele, günümüz bilgi, teknoloji çağıysa, bir parça elemeyi de biliyorsak, seçice bir çağrının kucaklamasıyla nelere ulaşırız; biliyor musunuz? Deryalara…

 Ülkemizin ağıtlarını eski ağıtçıların benzer türüyle yapmaya devam ediyoruz. Tüh! Yazık oldu! Ne olacak bu… Bittik! Öldük!

 Sadece bir tek sözü bile gerçeğe ulaşılmak için ilk söylendiği zaman kadar sağlam değil midir? Kimin sözü? Elbet bu Cumhuriyetin kurucusu Mustafa KEMAL’İN…

 “ İlerleyen zaman içerisinde ihtiyaçlar, algılar, yaşam biçimleri değişebilir. Benim sözlerimle çelişkiye düşerseniz; BİLİMİ seçiniz!”

 Boşuna mıdır; daha Cumhuriyet kurulur kurulmaz, eğitime, sanata, ekonomiye, bilime tutunmak…

 İşte, günümüzden 114 yıl önce, adı “acı” anlamına gelen Gorki de sanata tutunmuştur; hem de insan sanatına. Eğitim almadan, yaşamın kendisini eğitim görerek insan düşüncesini en üste zorlayıp, eserlerinde ve yaşamında merkeze insanı-emeği alan Gorki; sulu gözlü ağlamaları bir kenara bırakın, diye en altta yaşayanlara da ASİL bir karakter vermiştir.

 İnsanın, özellikle kendini üst kimliğe sokan, kalıplara esir olan, yaşarken ölümü, yüz bir kere tadan insanın hikâyesidir Gorki’nin hikâyeleri, oyunları…

  Gorki’nin Ayaktakımı Arasında oyununda aktör kendini asmıştır. Baron (soylu kişi) kapıdan girer ve salonda yemek masası, insanlar eğleniyor. Ve Baron seslenir;

Aktör kendini asmış! Serserilerden birisi de cevap verir;

ŞARKIMIZIN İÇİNE ETTİ HAYVAN HERİF!

 Gerçeğin cevabıdır bu cevap. Çoğu zaman, bir ölüm töreninde tam da gözlerimizin önünde yaşanır gerçeğin sulu gözlü, yanıltıcı hali;

 Ölen kocanın arkasından ağlayan, eş, çocuk; “ Şimdi biz sensiz ne yapacağız? “ diyerek gözyaşı dökerler; GÜYA! Hâlbuki bütün korkuları, alışılmış yaşamın içinde, alıştıkları güvenceyi, tatları, korunmayı nasıl yapacaklarını bilmemektedir.

 Hâlbuki orada bir serseri bulunsa ve kâinatın duyabileceği alçak ses tonuyla haykırsa;

 “ Törenin içine ettiler; hayvan herifler” dese; soylu kişiler, gerçeği örtmek için, ölümü bile örtmeden serselinin peşine düşerler…

 Başkanın seslendirdiği gibi, insanlık tarihi kadar eski tiyatroyu biraz önemser seniz, Gorki’nin şu sözleri de sizinle birlikte olacaktır;

“İnsan! Ne güzel, ne gurur verici… İnsana karşı doymak bilmez bir arzu besle, doğayı al ve ondan bütün güzellikleri çıkar. O senindir…”

 Yunus der ki ; “ 29 hece, okusan uçtan uca. Sen elif dersin hoca; manası ne demektir? Yunus Emre der hoca; gerekse var bin hacca. Hep sisinden iyice bir gönül’e girmektir.”

 Güven Serin 



Hiç yorum yok: