2 Ocak 2016 Cumartesi

TEKİRDAĞLI MUSTAFA ZİYA ŞİRA


Kamera, Güven  - TEKİRDAĞ


TEKİRDAĞLI MUSTAFA ZİYA ŞİRA

  Birkaç yıl önceye kadar Mustafa Ziya Şira ile ilgili hiçbir bilgim yoktu. 1881 de tam da Mustafa Kemal’in doğduğu yılda Zihnizaler ailesinde de bir doğum gerçekleşiyor.

  Selanik’te doğan bebeğe Mustafa ismi verilirken, Tekirdağ’da doğan bebeğe de Mustafa Ziya ismi verilmiştir. Tıpkı daha sonra Selanik’te doğan Mustafa’nın Kemal ismini alıp Mustafa Kemal olması gibi…

 Mustafa Ziya Şira ilk önce Tekirdağ Mekteb-i Rüştiyeyi bitirdi. Daha sonra Heybeliada Deniz Harp Okulu’ndan mühendis olarak mezun oldu. İlk görev yeri Hamidiye Kruvazörü Topçu Komutanı oldu.

  1914 yılında Fatma Macide Hanım ile evlenen Mustafa Ziya Şira 1915 yılında baba oldu. Kızı Ayşe Semahat doğdu. Çanakkale Savaş yılları Hamidiye Kruvazörü İkinci Kaptanı (Süvari-i Sani) oldu. 1920 yılında Yavuz Zırhlısı İkinci Kaptanlığına yükseldi. Daha sonra Hamidiye Kruvazörü Kaptanı (Süvari) oldu.

  Mustafa Ziya Şira 1923 yılına kadar görev yaptı. Binbaşı rütbesiyle Korvet Kaptanı olarak emekli oldu.

 Velhasıl dostlar; Mustafa Ziya Şira şehrimizin önemli isimlerinden birisidir. Hani sıkça vatana, millete hizmet deriz ya! Böyle hizmetleri inanmış, adanmış olarak yapmış insanlardan birisidir. Yaşadığımız şehri sadece köftesiyle anmak, hatırlamak ve bu şehri diğer şehirlere anlatmak yetmediği gün gibi ortadadır.

 Bir şehri anıtlarıyla, müzeleriyle, dinlence, eğlence yerleriyle de anmak ister; geleceğe inanmış, günü, geçmişiyle yaşayan vefakâr, görgülü, aydın ruhlu insanlar.

 Mustafa Ziya Şira aldığı bir sürü madalyayla geçmişten geleceğe uzansa da, hızla değişen yaşam şartları, çok hızla oluşmuş büyük, önemli değerleri de yerle bir edebiliyor. Sonra; geçmişimizi bizden öte, ama bize, insanlığa adanmış insanların ortaya çıkartmasını bekliyoruz.

 İngilizler, Almanlar, Fransızlar, Amerikalılar olmasaydı, antik kentlerimiz gün yüzüne değil, toprağın derinlerine bakar; hazine avcılarının hoyrat elleri, doymak bilmeyen gözlerini beklerlerdi.

 Tarihimiz de öyle. Abartılmaya da ihtiyacı yoktur bize ait olan tarih; yerin dibine batırılmaya da gücümüz yetmez. İnsanlığı diğer insanlara, canavarlıktan, barışa, sevgiye taşıyan da tarihin gerçeklerle anlatılması ve aktarılmasıdır.

 İşte bu yüzden bu şehrin yaşayanları olarak Ertuğrul Firkateyninde görev almış Süvari Ali Bey’i de bilmemiz; en az Namık Kemal’in heykellerinin niçin dikildiğini, en son Yahya Kemal ile Üç Kemaller Parkının ne anlama geldiğini de bilmek; bizi ne daha kötü ne daha iyi yapar; ama başka bilmelere, insanın ulaşacağı en pahalı şeye getirir; ERDEME…

 Yaşamın anlamı, çetrefilli bütün ilişkileri, yığın haline gelmiş stres bataklıklarını işte bu bilmelerin erdemiyle aşabiliriz. Sadece ilaçlara, falcılara ve at yarışlarına, iddiaya, lotoya kaldıysa bizim ümitlerimiz; VAY HALİMİZE…

  Mustafa Ziya Şira bu şehre aittir. Doğumu, yaşama, ülkemize adanması bu şehrin sokaklarında, mahallelerinde, okulunda şekillenmiş; karaktere, iradeye büründü. Ertuğrul Mahallesinde yeniden yükselen, onarılan evlerden birisi de Mustafa Ziya Şira’nın evidir.

 Mustafa Ziya Şira’nın kızı halen 90 yaşını geçmiş olarak hayattadır. Ellerinde bulunan eşyalar kızından, torununa onlardan bu şehre aitlik önemi içinde beklemektedir.

 Kültür Müdürümüz, Büyük Şehir Belediye Başkanımız ve kültüre, Tekirdağ Aydınlığına, sevdasına adanmış her kim varsa Mustafa Ziya’nın evini MÜZE yapmaya, müzeleri, geçmişi eksik; yarım yamalak olan kentimize yeniden kent olgusunu, getirmeye tıpkı Öksel Demir’in şiirinde geçen Frişka rüzgârı gibi esintilere muhtacız.

 Bu muhtaçlıktır bizim çocuklarımıza onuru, haysiyeti getirecek olan... Her nerede yaşarlarsa yaşasınlar, dönüp baktıklarında şehirleri Tekirdağ’ı saygıyla, sevgiyle, onurla hatırlıyorlarsa, geçmişlerini unutmak için uykunun, uyuşukluğun haplarını yutmayacak, dinlemeye, gezmeye ve belki de yeniden yaşamaya bu huzurlu kente geri gelecekler.

 Frişka rüzgârını aramak, şairlerin mısralarında geçen; limanın kuytusunda kuzey rüzgârına boyun eğen, iğde ağaçlarını, çamları, ılgın ağaçlarını, çınarları görüp merhaba diyecekler esintili bir frişka gününde.


 Güven Serin 

4 yorum:

Stratis Parelis dedi ki...


Βόρια καλέστε τον άνεμο, περνώντας τους στίχους των ποιητών? Το απάνεμο λιμάνι στη βόρεια άνεμοι υποχείρια, την ελιά, πεύκο, αλμυρίκια, τα πλατάνια είδε να πω γεια σε μια δροσερή μέρα στην Βόρια.
!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Guven dedi ki...

Teşekkür ederim Parelis Stratis

Stratis Parelis dedi ki...



Την θερμή καλημέρα μου!
Καλή Χρονιά!

Guven dedi ki...

Teşekkür ederim. Günaydın. Yeni Yılın Kutlu Olsun.