25 Haziran 2014 Çarşamba

ANNE


Kamera; Güven  Kaleiçi  Antalya


ANNE! …

  17:30 otobüsü Tekirdağ sahilindeki durağına yanaştı. İzmir’den yola çıkıp, Çanakkale, Keşan’dan sonra Tekirdağ ve İstanbul'a gidecek Truva Seyahat genç anneyi bekleyen 7 yaşlarındaki küçük kızı, heyecandan yerinde duramaz hale getiren otobüs, yüzlerce km kat edişin, bildik yollarda ilerleyişin soğukkanlılığıyla yanaştı yolun kenarına.

 Otobüsün yolcusunu bekleyen bir erkek ve küçük bir kız çocuğu. Sarı saçlarıyla annesinin bir kopyası… Tıpkı onun gibi, hafif utangaç, ince, beyaz tenli… Erkek, küçük kızın elini sımsıkı tutmuştu. Esmer yüzünde, sevinç mi var, özlem mi Moğol Savaşçılarının hissiyatını yitirmiş bakışlarıyla tutuyordu küçük kızın elini; sımsıkı…

 Beklenen anne nihayet göründü. Otobüsün dik merdivenlerinden ağır ağır indi. Beyaz teni, temiz yüzü yorgundu. Otobüsün bagajı açılırken annenin bir tek bavulu indi aşağı. Bavul inerken, Moğol Savaşçı görünüşlü, bütün hissiyatı donmuş, yerin dibine itilmiş esmer yüzlü erkeğin elini tutan kız çocuğu; “ ANNEE !” diye seslendi.

 Kız çocuğunun özlemi, sesinin taşıdığı hissiyat, en zalim savaşçıları merhamete, yüzleşmeye getirecek kader etkiliydi. Yerinde duramıyordu, daha anne otobüsten binmeden önce üzerine zıplamak, boynuna boynunu, yanaklarına yanağını yapıştırmak istiyordu.

 Hissiyatını büyük erkek titizliğiyle, “el âlem ne der” mantığıyla gizlemiş erkek, kız ile anneye seslendi;

 “ Şöyle kenara geçin, rahat rahat sarılın birbirinize.” 

 Anne, erkeğin yaptığı uyarıya, uyuyan, uyur gezen bir insan tepkisizliğiyle olumlu yanıt verip erkek ile kız çocuğunun arkasından ilerlemeye başladı. Ama kız; o küçük, sarı saçlı, anneyi bekleyen o muhteşem yaratık; erkeğin elinden elini kurtardı ve kollarını açtı…

  Küçük kolların büyük kollu anneye açılışını görmeliydiniz! Hiçbir şato, yalı, sanatsal oluşum bu manzaraya kafa tutamaz, alt edemez; iç içe geçmiş milyarlık canlı duygularının en üste tırmanmış sanatının; seslenişin, kavuşmanın, sarılmanın, koklamanın, öpmenin büyük şöleni yaşandı; kadın da kollarını açtı ve kız çocuğu koşarak boynuna sarıldı…

 Sarı saçlı küçük kız çocuğu ile yorgun annenin sarılışı bu kadar büyük bir tusun emi oluştura bilir miydi? Elbet oluşturdu, büyük dalgalar içine kaldım. Boğulmamak, yüzme bilmenin çırpınışlarıyla kıyıya zor attım kendimi.

 Ve sonra, annenin boynuna sarılmış sarı saçlı küçük kız ve anneyi otobüs durağında bırakıp iğde kokulu Tekirdağ sokaklarında ilerlerken, beynimin hücreleri de ilerliyordu; boğulmamış, çıldırmamış olmanın ilerleyişi; annenin nereden geldiğini anlamaya çalışıyordu. İzmir’den olsaydı, bavulları daha fazla olması gerekirdi. Muhtemelen Çanakkale veya Keşan’dan geliyor olmalıydı.

 Annenin ince yüzü, Trak Uygarlığının annelerinin yüzü gibiydi; incecik ve yorgun… Muhtemelen bir ziyaretten, belki de bir ebediyet uğurlamasından; bir yakınını hüzünlü bir törenle uğurlamış halinin hüznünü de taşıyordu.

 Ne muhteşem manzara… Yaşadığım gel git, birden bastıran sağanak, fırtına çok kısa sürede geçmişe benziyordu. Onarılması gereken, yazılması gereken görüntüler, yazının ebediyetine akmalıydı; ancak o zaman, anne ile kızın bronzdan heykelini bırakabilirdim şehrimin toz-toprak içindeki meydanına; bir eser diye…

 Bu yüzden önemsenmeli çocuklar; küçük kollarındaki büyük güçlerin, sarılma istekleri, çocuk zamanları yaşama hak edişleri, koşmaları, oynamaları, düşmeleri, gülmeleri için önemsenmeli; bu yüzden çocuk gelinlere karşı çıkmalı! Erken evliliklerde hemen çocuk sahibi olmamanın yüksek erdemi de anlatılmalı; anlatılmalı ki moda olan boşanmalarda, küçük yüzlerindeki büyük enerji ile lanetleme sinler bizleri…

 Güven Serin 





2 yorum:

Makbule Abalı dedi ki...

"Çocuklar önemsenmeli" gerçekten; Bir birey olduklarını anlamaları için, hayatı ciddiye almaları için, insani değerlere inanmaları için, dünyayı tanıyıp anlayabilmeleri için çocuklar önemsenmeli.
Büyüdüklerinde insanları tanıyıp anlayabilmeleri için, bencil olmamaları, öfkeden,şiddetten uzak olmaları için küçümsenmeden, çocuk yerine konmadan "insan" sayılmalı.

Guven dedi ki...


Günaydın öğretmenim;haklısınız, haklısınız... İlla ki çocuk dünyası;akıl ile,sanat ile, sevgiyle...