10 Nisan 2014 Perşembe

ERGUVANLAR ÇİÇEK AÇIYOR


Kamera; Güven   Tekirdağ


ERGUVANLAR ÇİÇEK AÇIYOR

 Baharın duyurusunu erguvanlar da yapıyor, mor, mavi, pembe çiçekli zarif erguvanlar. Bir zamanlar Bizans'ın, sonra İstanbul’un simgesi haline gelen, efsanelerin dilden dile aktarılışında da var olan güzel şeyler…

  Yakın zamanda çıkan bir araştırma makalesinde insan burnunun sanıldığından çok daha fazla koku algıladığı tespit edilmiş. Şimdi dikkat; burnumuzun algıladığı koku miktarı 1 milyar. Bir milyar farklı kokuyu algılayacak muhteşemlik içindeyiz.

 Kokular hakkında yapılan açıklama onların ne kadar karmaşık olduğunu da anlatıyor. Sadece gül çiçeğinin 275 farklı bileşimden oluştuğu biliniyor. İnsan mucizesi sadece kokularla sınırlı değil; aynı zamanda 7,5 milyon farlı rengi görebilir, 340 bin farklı sesi duyabiliyor.

 Dostlarım, insan; yani sizler işte böyle bir mucizesiniz. Elbette bu mucizenin bir parçası olarak, Tekirdağ'ın aylak bahar gününde, uçurtma şenliklerindeki çocuklar gibi sevinçli çıktım sokağa, caddelere. Çünkü kırlardan kokular geliyordu, beton yığını, mimari özürlü şehrimin meydanlarına.

 Poyraz, tam bir deli fişek, eski günlerdeki gibi esiyor. Kırlara biraz daha yaklaşınca erguvanların da çiçek açtığını gördüm. Kirazlar, çiğdemler, laleler gibi… Tekirdağ Gençlik Spor İl Müdürlüğünün bünyesinde bulunan yüzme havuzu ve Atatürk Spor Salonu, kırların hemen başladığı, çim kokularının, çam, buğday, erguvan kokularına karıştığı yerde bulunuyor.

 Şüphesiz ki bu yatırım insan denen canlının kahve köşelerinin kuytularından, dedikodunun hiçliğe düşüşünden kurtulmasına, kendi cevherini, yüksek algıların bize sunduğu muhteşem hazineleri fark etmeye yardımcı olacaktır.

 Olimpik yüzme salonuna gittiğimde çeşitle yaş aralıklarında onlarca çocuğun; kızın, erkeğin yüzme dersi aldığını izledim. Salon görkemliydi görkemli olmasına ama bana ait olan ısı tercihinin çok üzerindeydi. Bir saat kadar anca dayana bildim; çocukların küçük kurbağalar, balıklar gibi yüzmesine.

 Hemen bitişikte bulunan Atatürk Spor Salonuna gittim. Çok amaçlı kullanıma açık 1500 seyircili güzel bir bina. Masa Tenisi Müsabakaları yapılıyordu; heyecan dorukta, top ile raketin esrik kavgası yaşanıyordu.

 Şehrimin, ülkemin bitmeyen kavgalarını da irdeleyerek, yeni yatırımların sadece bir avuç insana hizmet sunmasını, şimdilik bir kenara unutmadan bıraktım. Yürüdüm, erguvan kokulu 100. Yıl Mahallesinde. Buraları kötünün iyisi şehir kokuyordu; daha bakımlı evler, evlerin bahçelerinde yeşil, pembe, mor, beyaz, sarı çiçekli ağaçlar…

 İnsan bedeninin mucizevî koku alma algılarına minnet duyarak, bahçelerden sarkan erguvanları kokladım; tıpkı çocukluk günleri gibi, bahçemde beslediğim, büyüttüğüm ve koklamaya doymadığım erguvanların mor kokusu…

 Bitmeyen insan-insanlık kavgaları devam ede dursun; Türk insanı da anlayacak evrenin büyük ritmini; bilginin, sanatın, felsefenin, sevginin o muhteşem evrensel gücünü… Bu Cumhuriyet o bilgilerin, o kokuların, o seslerin, o renklerin ışığında, mimarlığında kuruldu. O yüzden, burnunuza dokunurken, gözlerinize bakarken, kulaklarınızı algılarken, kendinize minnet ile bakın; bir milyar kokuyu algılaya bileceğinizi bilin! 7,5 milyon rengi, 340 bin farklı sesi görüp, duyabileceğinizi unutmayın! İşte, mor renkli erguvanlar; onlara usulca dokunun, küçük bir çocuğu, yeni doğmuş bir bebeği, zarif sevgiliyi koklar gibi koklayın; incitmeden…

 Bir not, bir yazı geldi aklıma; kadim zamanlardan;

“ Ötekiler belki daha iyi söyleyebilecek bu şarkıyı”

 Bu şarkı, kokuların, renklerin ve seslerin şarkısıdır; tabiatta ve insanda en bulunan şeyler; hoyratlığı, kabalığı, cehaleti bir kenara bırakmanın çoktan zamanı geldi; çünkü hayatımız, kokular, renkler, sesler kadar değerli; dokunun güzel kokulu mor erguvanlara; dokunun şehriniz Tekirdağ'a; sevgiyle, saygıyla…

 Güven Serin 



2 yorum:

Mehmet Osman Çağlar dedi ki...

Gençlik ve talebeliğimizi anımsatan ve sevdiğimiz erguvanı sizin üslubunuzdan okumak keyifliydi, teşekkürler Güven.

Guven dedi ki...


Ben teşekkür ederim Mehmet Osman Bey;erguvan çiçeği,tıpkı,karanfil,gül,yasemin gibi sevdiğim bir çiçek