17 Mart 2014 Pazartesi

KİRLİ ARAÇLAR


Konyaaltı Antalya 

Akdeniz bir enstrüman gibi kullandığı çakıl taşları,
bir kaplıca duyarlılığında dokunuyor insanın bedenine.

KİRLİ ARAÇLAR

  Araçlar da insanlar gibi kirlenirler. Onlar da bakıma, yıkanmaya, temizlenmeye ihtiyaç duyarlar. Araçlara olan özencimin azalması, belki de ona istediğim gibi bakamayacağım bir garajımın, bahçemin olmayışının da etkileri olduğunu biliyorum.

  Sahip olduğumuz eşyalar, araç ve mekânlar aslında bizim yaşam içindeki görgümüzü, bilgimizi, aydınlığımızı da gösterir. Bir eşyanın lüks olmasından çok, insana özgü paylaşım ve bakımların, uyumların birlikte diğer insanlara verdiği bir parça güven ve tebessüm ile fark edilir.

 Her sabah yürüdüğüm caddenin dükkânlarından birinin önüne yanaşan siya araç her geçen gün, kirlenmeye, siyahtan griye, sarıya dönüşmeye devam ediyor. Gün karanlığın içinden sıyrılırken araç da de sürücüsü ile birlikte her sabah aynı saatte aynı dükkânın önüne park ediyor. Sürücüsü genç bir adam! Aracın sürücüsü olmaktan dolayı kilolarına rağmen oldukça gururlu ve pehlivan görüntüsü içinde yürüyor. Öyle ya, kocaman araba onun emrinin altında; o ne derse yapıyor; bir de kendi kendini temizlese! …

 Siyan arabanın sürücüsüne dikkatli baktığımda, uykusuz şiş gözlerinde, beş on günlük sakalında araç ile aynı kaderi paylaştığını da anladım. Gösterişi, göstermeyi ve daha büyüğe sahip olmanın yüksek baş döndürücüsünü seven bir halkın bireyleriyiz. Genç adamın da, bu gösteriş çilesi içinde kendine bir oyuncak edinmesi, her türlü borç, harç ve vergi ve sorumluluklar karşısında zorlansa da değer… En azından, geçici de olsa alınan hazlar, atılan büyük çalımlar oldukça önemli!

 Bazılarının yaptığı işle ilgili olarak kullandığı araçların kirli ve bakımsız olmasını anlarım. Özellikle arazi araçları için, geçici bir durumdur. Bazılarının da sahip oldukları araç sayısı birden fazladır; onlar hangisine bakacaklarını şaşırdıkları için ve bazı araçlarını gözden çıkardıkları, o araçları kirli ve hoyrat kullanmalarına neden oluyor. Bu insanları da anlıyorum; büyük midelerinin büyük iştahları ve teknolojinin harika araçlarına meydan okuma istekleri, zenginlikleri, ukalalıklarıyla orantılıdır.

 Fakat yolumun üzerindeki siyah aracın düştüğü, hatta düşürüldüğü bu zavallı durumu bir türlü anlamıyorum. Ona sahip olan genç adamın arazi işi yapmadığını, yapsa da her sabah gelmek zorunda olduğu şehir merkezindeki işyeri olması nedeniyle araç ve kendisinin bakımlı olmasını isterdim. İnsanlara, kullandığımız ve sahip olduğumuz eşyalara saygının, ruhumuzdaki zarafetin ayrıcalığıdır diye düşünüyorum.

 Kabalık, hoyratlık, kirlilik ve bakımsızlık o kadar arttı ki, sanki yaşamın değişmez parçaları gibi; estetikten, duyarlılıktan yoksun evlerden, bahçelerden, insan kılıklarından ve sahip olduğumuz araçların bizim ile karakter sahibi olmalarına kadar her şey lüks ve gereksiz gibi algılanıyor.

 Hazin bir toplumsal sorun; algıladığım, tespit ettiğim görüntüler-gösteriler. Sınırlarımızın kontrolsüzlüğü, medeniyete uyum adı altında sadece ithal ve taklit merakımız, sanat ve felsefeden, bilimden öcüden korkar gibi korkmamız; kirliliği, hoyratlığı, haksızlığı kurnaz bir zenginlik gösterisi haline getirdi; ne büyük bir yanılgı, insan ruhunun temizliği, doğa ile sonsuza uzanan değerli uyum adına…

  Güven Serin 




2 yorum:

Hamiyet Akan dedi ki...

Estetik de, güzellik de, yürekler de tozlandı, hatta çamurlar altında...

Guven dedi ki...



Günaydın Hamiyet. Hep düşünürüm,bataklıklarda bile doğan o güzel Nilüfer çiçeklerini;yeşilin üzerine beyaz,beyazın içine sarı;bir şey anlatın;döngünün,değişimin baş döndürücü gizemli şeyini...