12 Aralık 2013 Perşembe

YEMEK MASASINDA DUA


Termessos-Antalya 

Kaya mezarlarının, sunak taşının hemen yakınında
geçmiş zamanların tanıklığını yapmış bu taşı öptüm;
bir dostu,arkadaşı,sevgiliyi öper gibi;özlemle...

YEMEK MASASINDA DUA

  Dua etmek, belki de insanlığın her dönemlerinden beri var. Gerek dini açıdan, gerekse insanın büyük evrenin karşısındaki acizliğini anlatan ve bu anlatım içinde içsel teşekkürü, şükran duygularımızı aynı zamanda gelenek haline gelmiş öğretileri anlatır.

 Ninemin ağzından düşmeyen seslenişi özellikle yemek zamanı daha bir netleşir, dualarımızla duyduğumuz şükranlarımızı yüksek sesle, yaratıcının büyük evrenine bırakırdık. İnsanın korkusuzluğu tıpkı ömrü gibi sınırlıdır. En katı, en görkemli insan bile sıkı bir gök gürültüsü karşısında kaçak bir yer arar. İçindeki mırıldanmalar artar…

 Amerikanın önemli sanatçılarından Norman Rockwell 1951 yılındaki Şükran Günü için bir dergiye yapmış olduğu “Yemek Masasında dua” karşılığında 3500 dolar almıştı. Bugün ise bu resim Amerikanın en pahalı resmi olarak sanat tarihine geçti. 46 milyon dolara satılarak, bugün hayatta olmayan ressamın ruhunu, evrene olan inancını daha da mutlu etmiş olmalı; bu yüksek eder, aynı zamanda insanlığın zamanlar arası yolculuğunu da anlatır bize.

 İnsanın milyarlık hücreleri inanmış olduğu yolda, meydana getirdiği esere büyük zenginlikler adına fiyat biçemez. Onurlu bir yaşamın var oluşu, yeterlilik adına bir yudum suya duyduğu minnet gibi alçak gönüllülük içinde emeği karşılığında verileni kabul eder. Norman Rockwell de 1951 yılındaki çalışmasının karşılığı eserine biçilen 3500 doları bu duygular içinde kabul etti. 62 yıl sonra 3500 dolar karşılığı yapmış olduğu resminin 46 milyon dolara satılacağını bilemezdi. Bu değeri bilemezdi ama içindeki evrenin sonsuz yolculuğu gibi resminin de sonsuzluk içinde kalıcı bir sahiplenme içinde büyük tutkular yaratacağını da hissetmiştir. Zaten büyük eserlere imza atan sanatçıların en büyük şansları; çok hassas sezgilerinin oluşudur…

 Yaptığınız iş her ne olursa olsun, hisleriniz, zanaatini ve sezgileriniz bir araya gelme ihtiyacı, o büyük heyecan sizi sarmışsa; şiir yazıyorsanız şiir yazın; resim yapıyorsanız resim yapın; hikâye, anı, hatıra veya günlük yazıyorsanız yazın; o heyecan, o adanmışlık ve sezgiler onun kendi zamanından öte, diğer zamanlara bırakacaktır.

 Bu yüzdendir ki, inanmış bir heykeltıraş, ressam, şair, yazar, besteci eserlerini örerlerken kaç paraya satacaklarını, ne kadar büyük alkış alacaklarını düşünmezler; onlar bu zamanın en değerli misafirleri gibi, tüy gibi hafiflemiş bedenlerle, diğer zamanlara güzel, anlamlı şeyler bırakmanın telaşı içinde tatlı bir yorgunluk ile bir yudum suya, ekmeğe, küçük bir esintiye dua eder gibi şükranlarını kazırlar; tuvallere, kağıtlara, mermerlere, notalara…

 Güven Serin 






4 yorum:

yolcu dedi ki...

Bir fotoğraf çekerken Yaratıcısını düşünürüm. O an ne ben olurum ne de diğerleri. Çok da ilerisini düşünmem. O fotoğrafı paylaşmamın sebebi diğer insanlarla bu mutluluğu yaşamaktır.

Ama bir sanatçı nasıl düşünür onu bilemem. :)

Guven dedi ki...


Günaydın Yolcu;ürpertici,güzel düşünceler;dokunmak bile cesaret işi;ulvi bir kıpırdama...

DERİN AYRAL dedi ki...

Her zamanki gibi güzel düşünceler... Güven Bey, bi ara size e-posta yolladıydım, muhtemelen ulaşmadı, instagramda var mısınız, bu ara pek bloga takılamıyorum, takip etmek isterim yolculuklarınızı, benim ordaki adım DERİNSEY, görüşmek dileğiyle

Guven dedi ki...


Günaydın Derin Hanım. Günün ışıltısına hoş geldiniz. e-postanız ulaşmadı. İnstagramda yokum. Blog tutkum eskiye dayanıyor;bu dünyayı evrenin içindeki dünyalar gibi görüyorum;milyarlık dünyalar... Yakın zamanda İnstagrama üye olur çalışmalarınızı takip etmek isterim; saygı ile...