9 Kasım 2013 Cumartesi

YETERSİZ SİYASET


Kamera; Güven Bozcaada 

Taşın,denizin,mitolojinin üzüm bağlarıyla taçlandırıldığı diyar...


YETERSİZ SİYASET

  Siyasetin, siyasi düşüncenin ülke geleceği açısından önemi tartışılmaz derece büyüktür. Demokrasiye inanmışsak, onun sevdası ile yanıp tutuşup daha özgür, daha mutlu ve bol seçenekli yaşamın içinde var olmak istiyorsak siyasete-siyasetçilere ilgi-alaka gösterip, seçeceğimiz insanları, bizi temsil edeceklerine inanarak destek vermeliyiz…

  İktidar yürüyüşünde sıkmadık el, öpülmedik yanak bırakmayan siyasetçi iktidarın gösterişli aynalarına bakınca, sarhoş edici odalarına girince kendinden geçer adeta… Mazeretlerin ardı arkası kesilmez… Ne iktidarın mazeretleri, ne de muhaliflerin mazeretleri bitmek bilmez. Hâlbuki mazeretten çok çare üretmek, çarelere ciddi somut fikirlerle destek vermek hem iktidarın, hem de muhalefetin saygınlığına, geleceğine ciddi katkı yapar.

 İktidarın büyük nimetleri, vazgeçilmez borçlanmalarıyla yapılan yatırımlar sanki yoktan var edilmiş, sihirli bir el tarafından yapılmış gibi anlatılırken, geçmiş sürekli karalanır. Geçmiş ile uğraşmanın bugüne hiçbir faydası olmadığı gibi, geçmişe saygı duyan, değer veren insanları da şüphe içinde, hüzün içinde bırakır. Muhalefetin de kendi güzel bahaneleri hep mevcuttur…

  Muhalefette hizmet veren değerli bir partimizin içinde yıllardır görev alan arkadaşım az konuşmanın acısını yakaladığı dinleyiciler sayesinde hitabet sanatına dönüştürdü. Neredeyse hep aynı tekrar, değerli ve kıymetli siyasetçi arkadaşımın da ağzından yapıldı;

  İktidar sürekli dini kullanıyor. Kömürle, unla, yağla oy avcılığı yapıyor.” Bu tür açıklamaların haklılığı yaşanan ve yaşanacak bir sürü deneyimlerimiz sayesinde doğrudur da. Sanatçının muhalif olmasını, ezilenden, kaybedenden, acı çekenden, hüzünlere boğulmuş olandan yana sanat geliştirip destek vermesini anlarım. Muhalefetin de saf gerçeğin, doğruluğun, hak ve adaletin savunuculuğunu yapıp, daha iyi yönetimler için ses çıkartmasını anlarım…

 Ama asıl anlamak istediğim şey şudur; muhalefette bulunan herhangi bir partinin iktidar olma durumu da vardır. İktidar yolunda ilerlerken, kuşkusu olanların sitem, merak dolu sorularına çok ciddi, olumlu ve yapıcı cevaplar vermesi gerekir.

 Muhalefet partilerinin, bu partiler içinde bulunan siyasetçilerin görevi, iktidarın neyle başarı sağladığı, seçmeni ne şekilde etkilediği değil, bu etkilenmeye muhtaç halkımızın yoksulluğu, muhtaçlık içinde düştüğü sebepleri ortaya çıkartıp, o sebepleri azaltmak değil midir?

 Büyük şehirlerimize kıyamet gibi göçler olurken, bu göçler sayesinde sürekli göç eden insanların yeni mahalleleri kurulurken, bu insanlara uzatılan bir el, sunulacak bir bardak su bile insanın gönlüne ekilecek bir sevgi-saygı tohumu gibidir. Üstelik bu insanlar hızla şehirleri niye dolduruyorlar; dedelerinin, atalarının ve doğdukları topraklardan niye göç ediyorlar; yaşadıkları yerler, o güzel topraklar, dağlar, ormanlar, vadiler bu insanları niye kaçırıyor diye bir derdimiz olmuyor; bu nasıl iştir?

 İnsanlarımızın zorunlu göçü iyi irdelenmese, hızla kurulan şehirlere sığınan insanların yalnızlığı, korukları ve çaresizlikleri bilimin, sosyolojinin, felsefenin ışığında incelenmez ise, muhalefet kalmak hiçbir zaman iktidarın yüzünü göremeyecek olmak demektir…

 Ülke sevdası, insanın kendi içindeki büyük mutluluk, yaşadığı ülkesine katacağı değerlerle gün ışığına çıktığı gibi kalıcılığın saygın ve onurlu ödülüyle sembolleşir… Yok, oluştan kimse kaçamaz; hiçbir birikim insana yapılan kadar kalıcı olamaz…

 Şimdi bahane üretmek değil, çözümleri bilmek, iktidarın hemen yakınında durduğunu hissetmek bir insanın, siyasetçinin ülkesine yapacağı en kalıcı, en erdemli hizmettir…

  Güven Serin 



  

2 yorum:

Mehmet Osman Çağlar dedi ki...

Görüşlerinize aynen katılıyorum. O koltuk sevdası ne menem bir şeyse oturan yapışıyor... proje bazında bekleyen onca sorun, üretim olanağı varken. Teşekkürler Güven bey.

Guven dedi ki...



Günaydın Mehmet Osman Bey. Kesinlikle,eylem,eylem;hareket hareket ve daha iyi çözümler...