12 Ekim 2013 Cumartesi

YAŞAM DEĞİŞİMLERE GEBEDİR


Kamera; Güven  Kaleiçi-Antalya


YAŞAM DEĞİŞİMLERE GEBEDİR

  Yaşamın olduğu her yerde değişim de vardır. Siz, istediğiniz kadar direnin; değişimin içten içe yanan korunun ısısını, zamanı geldiğince aleve dönüşecek ateşini engelleyemezsiniz.

  Değişimlerin uygarlığı hak edişleri, ödenen bedellere, insana yapılan yatırımlara uygun bir süreç izler. Örnek aldığımız Avrupa Ülkeleri, dünyaya yön veren İngiltere,Almanya, Rusya, ABD, Fransa, İspanya değişimin kanlı bedenlerini ödeyerek, insan aklının; deneyimlere, geçmişe ve bilime saygı duyup sarılmasıyla yükseldiler.

  70–80 yıl öncesinin Almanya'sı yerle bir edildi. Tükenmiş, bitmiş bir Almanya şimdi söz sahibi olan 10 ülkeden birisi. Acaba bunun gizemi nedir? Üretmeye, çalışmaya ve bilime saygıdır derim.

 Uygarlığın değişim süreçleri, bir başka uygarlıkları yok ederek, sömürerek ve onların üzerlerine çökerek ilerler. Bazı değişimler de, geçmişin en karanlık, en çirkin ve en kanlı görüntüleriyle yüzleşerek daha iyiye geçiş yapar; geçmişini utanmanın, sorgulamanın, insan vicdanının örekesinden geçirip, ipek bir ipe dönüştürür gibi, imbikten geçen şarap gibi yepyeni uygarlığın selamını verir.

  Fransız düşünür Montaigne şöyle sesleniyor; “ Her insanda insanlığın bütün halleri vardır.” Filozofların felsefeye, sorgulamaya ve esas gerçeğe varışları; yine değişimin o muhteşem yolculuğunda; insanın kendi dünyasını tanıyıp, kendi dehlizlerinde hiçbir korku yaşamadan dolaşmasıyla ortaya çıkıyor.

  Goethe’nin bir kitabında şair ile filozof arasında bir diyalog vardır. Filozof Goethe’ye soruyor; “ Daime değişecek sonunda ne bulacaksın? Goethe cevap veriyor; “ Hayatı bulacağım.”

 İşte bu yüzden, hayat değişimlere mecburdur. Evrende duran hiçbir şey yoktur. Kocaman dağlar, muhteşem denizler, okyanuslar sürekli değişir. Her yüzyılda bir bütün dünyanın suları yer değiştirir. Kimi dağlar yükselirken, kimileri çöker. Kimi adalar batarken, kimileri yeninde doğar. Değişim, mevsimler gibidir; baharı, yazı ve kışı vardır. Sevişmeleri, doğumları, yaşamları ve ölümleri vardır…

  Henry Burgson ise değişimi şöyle sıralıyor;

Var olmak değişmektir, değişmek olgunlaşmaktır. Olgunluk ise kişinin kendisini sürekli yeniden yaratabilmesidir. “

 Siz istediğiniz kadar değişime karşı çıkın. Evrenin yasalarını bilmeyişimizin korkunç cehaleti, kendi içinizdeki hücrelerin bile değiştiğine, hızla büzülüp, öldüğüne kulak vermeyişin girdabına kapılıp korku tünelleri içinde yol alın!

 Değişim kaçınılmaz bir sonsuzdur; bizden öncede vardı, bizden sonra da olacak… Evren bu yüzden genişler, yıldızlar bu yüzden söner ve doğar. Kötülük bu yüzden acıları eker, kin ve nefreti destekler; iyiliği mağarasından uyandırmak, ışığa çıkarmak için…

  Güven Serin


  

2 yorum:

Adsız dedi ki...

dogum gununuzu kutlarim

Guven dedi ki...


Teşekkür ederim;kalan bir kaç kırlangıç ömre;minnet ile...