26 Ekim 2013 Cumartesi

TURNALAR YOK OLMASIN


Kamera; Güven Uluslararası Katılımlı
Plastik Sanatlar Sergisi


Kamera, Güven   Doğuş Üniversitesi 


Kamera; Güven  Turnaların Dansı-
Sanatçı; Selçuk Kızılışık
Serginin en göz alıcı eserlerinden birisi;bu esere ilgi büyüktü.


Kamera; Güven   Maviden Siyaha
Sanatçı; Sonay Demirhan Demir

Serginin önemli eserlerinden birisi daha... 


Kamera; Güven  TURNA ÜÇLÜSÜ
Sanatçı, Mustafa Akbay


Kamera; Güven - TURNALAR
Sanatçı, Pesent Doğan

İlk göze çarpan güzel bir çalışma daha...


Kamera; Güven   İSİMSİZ
Sanatçı, Biles Öcal

Turnalar böyledir işte; gökyüzünde özgürce ve inanmış olarak
uçarlar. İnsana insandan akan bir şeyler de taşırlar;
sevgiyi, bereketi, saygıyı, onuru...


Kamera; Güven  ÇIĞLIK
Sanatçı, Mehmet Sabri Haspolatlı

Ne güzel çığlık atıyorlar; sağır olmuş insana, kör olmuş
insanlığa...


Kamera; Güven  ALLI TURNAM
Sanatçı, Semra Bolat


Kamera; Güven HAYAL KIRIKLIĞI
Sanatçı, Nazan Hansoy Sezer

Bu eser çok şey anlatıyor; diğer eserler gibi; turnanın
gözüne, tam göz bebeğine bakmalı...


TURNALAR YOK OLMASIN

   Selçuk öğretmen sergi haberini yaptığı çalışmasını bitirmek amaçlı Tekirdağ'a getirdiği zaman verdi. Doğuş Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi “ turnalar yok olmasın” Projesi, Uluslar arası Katılımlı Plastik Sanatlar Sergisine dönüştü.

  Her an yok olan yüzlerce canlının yok oluş serüveni bilim insanlarını korkutuyorken, tabiata gönül vermiş nice insanı da aynı hüzünlere sürüklüyor. Doğuş Üniversitesi “turnalar yok olmasın” projesi için yapılan söyleyişiler bu işe gönül vermiş doğa dernekleri ve onların üyeleriyle birlikte, tabiata ve doğallığa inanan insanların, sanat ve sanatçıların bir araya gelmesiyle güzel, çok renkli ve çok sesli bir sergi çıktı ortaya.

  Turnalar insanın içinde barındırdığı, bütün savaşlara, kötülüklere rağmen terk etmediği sevgiyi, mutluluğu, şansı, güzelliği, bereketi anlatıyor. Dünyanın bütün kültürlerinde çok önemli bir yere sahip turna kuşu, Anadolu Alevileri tarafından da kutsal kabul edilir. Saflığın, temizliğin, dürüstlüğün, sadakatin, sabrın, onurun, özgürlüğün simgesi olarak kabul görür.

  İnsanın olduğu her yerde, kötülükler, yok edişler kendi girdabını oluştursa da, yine insanın tabiatın ve o tabiatta yaşayan canlıların da yardımıyla saflığı, temizliği, sabrı, sevgiyi koruduğu bellidir. Turna kuşu da önemli simge olmanın yanında, bizim dünyamızda bizden çok önce var olan güzel bir kuştur.

 Turnaların dansları, yuva kurmaları, yavrularını büyütmeleri ve sonra, tekrar o muhteşem göç hazırlıklarıyla birlikte tekrar güneye, sıcak ülkelere gidişleri; insandan çok önceye gider. Geçmişe, geçmişten bugüne miras kalan bütün değerlere; canlara ve canlılara saygı, yine iradesi, insaniyeti olan insan tarafından yaşatılacak, insanın hiçlik girdabına düşmesi önlenecektir.

 Sergide oldukça güzel çalışmalar gördüm. Selçuk öğretmen ve mavi gözlü eşi; bir aylık, yaklaşık 300 saatlik çalışmanın bir ömre yayılan üretimleri olan eserlerinin yanındaydılar. Özlemle ve saygıyla hal hatır sorduktan sonra diğer eserleri tek tek gezdik ve irdeledik. Akılda kalacak önemli çalışmalardan bazıları;

 Sanatçı Biles Öcal’ın İsimsiz, tuval üzerine yağlı boya çalışmasıydı. Gökyüzünde uçan iki turna; huzurla dönüyorlar göçebeliğin yollarında. Oldukça yumuşak renklerle ulvi bir gökyüzü ve bütün insan çirkinliklerinden uzak; arınmış iki turna kuşu…

 Sanatçı Mehmet Sabri Haspolatlı’nın Çığlık eseri ise suyun kenarında üç turnanın havaya kaldırdıkları başlarıyla, etrafa yayılan seslerini; aslında çığlıklarını anlatıyor. Hızla yayılan insan, gelişi güzel yapılan yerleşim alanları; turnaların göç yollarını, yaşam alanlarını her geçen gün daraltıyor; işte bu üç turna ve sanatçı bu çığlığı insanlığa yolluyorlar.

 Sanatçı Mustafa Akbay’ın Turna Üçlüsü çalışması da oldukça ilginç ve güzel eserlerden birisi. Üç turna kuşunun düşünceli ve hüzünlü halleri; yaşam alanlarının, yaşam haklarının biz insanlar tarafından yok edildiğinin acı gösterisine dönüşmüş…

  Sanatçı Nazan Hansoy Sezer’in Hayal Kırıklığı çalışması kanvas üzerine yağlı boya. Tek bir turna kuşu doğduğu yere geldiğinde artık o yerin olmadığını görüyor. O sulak, sazlık alan insanlar tarafından yok edilmiş ve bu hayal kırıklığı içindeki turna kuşu, tüm güzelliğiyle insanlara yalvarıyor; “Neredesiniz? Hey insanlık!” der gibi…

  Serginin çok dikkat çeken eserlerinden birisi de sanatçı Selçuk Kızılışık’ın “turnaların dansı” çalışmasıyla ortaya çıkan eseridir. Her çalışma ilgiyle izlendi, irdelendi ama bu çalışma; kâğıt üzerine mürekkepli kalemle çok titiz ve uzun bir emek sonucu doğdu.

 Sanatçının çalışması oldukça evrensel temalar işliyor. Anadolu Aleviliğinin turna sevgisini, semah törenlerini, geçmişi 11 bin yıl öte dayanan Göbeklitepe dünyanın en eski dini yapıların; tapınaklar topluluğunu, orada bulanan bir taş sütün ve taşın üzerinde semah gösterisi yapan semah âyini yapan kadın ve erkekler…

 Dans eden iki turna kuşu; sazlıkların, gölün hemen kenarındalar. Belki yuva kuracaklar, belki göçten yeni döndüler; ama ikisi de dans ediyor. Dans eden turnaların hemen arkasında Göbeklitepeye ait bir taş sütun. Sütunun hemen üzerinde göğe yükselen küçük bir kız çocuğu. Hiroşimo’da atılan atom bombasında hastalanan ve yaklaşık 10 yıl yaşadıktan sonra ölen genç kızın anısına…

 Sanatçı Selçuk Kızılışık dünya ve Anadolu kültürüne geçmiş turna kuşunu, turna kuşunun simgelediği anlatımları, hikâyeleri insanlığa adanmış insan sevgisi ve sanatçı duyarlılığıyla işlemiş, ortaya çıkartmış.

 Gökyüzüne yükselen kız ve onun elinden doğup uçun turna kuşları; Japon inancına göre hasta birisinin kâğıttan bin tane turna kuşu yapınca sağlığına kavuşacağı sanılır. Atom bombası yüzünden hastalanan küçük kız Sadoko’da kâğıttan turnalar yapmaya başlar. Amacı bin tane turna kuşu yapmaktır. Bin tane olunca yakalandığı hastalıktan kurtulacaktır.

 Ama ne yazık ki 25 Ekim 1955 günü 644. turnayı katlarken küçük kız ölür. Arkadaşları geriye kalan 356 turnayı tamamlar ve onunla birlikte gömerler. Turna kuşu o zamandan beri de barışın, nükleer silahsızlanmanın simgesi haline de gelmiştir.

 Biliyorum, ölümlerden ölümlerin beğenildiği; dünyada ve ülkemde turna kuşu, turnalar yok olmasın çağrısı, muhteşem çığlıkların ve kargaşaların arasından çok az duyuldu. Ama esas olan da budur işte; en zor zamanlarda, gürültü ve bilgi kirliliği, eğitim suskunluğu, düşünce esaretleri, tabiat kıyımları yaşandığı zamanlarda bile; bugün turnalar için, yarın kartallar, öbürü gün ise başka bir canlının hayatı, yaşam alanı için; bir avuç ses, kalp; atmaya, seslenmeye ve haykırmaya devam edecek.

 Güven Serin






  











4 yorum:

E S İ N dedi ki...

Turnalar dile gelmiş usta ressamların hünerli ellerinde! Tüm sanatçılara yürekten teşekkürler. Her çalışma birbirinden değerli..

'Turnalar Yok Olmasın'
hiç bir varlık köklerinden koparılıp atılmasın!..
Ses verenler çoğaldıkça, ne yerdeki ne de göklerdeki sahneler hiç boş kalmayacaktır!..

Makbule Abalı dedi ki...

Saflığın, temizliğin, sadakatin, onurun, özgürlüğün simgesi turna kuşlarının yaşamını, sanatçı özeni ve insan duyarlılığıyla resme, yazıya aktarmak ne güzel.
Japonya'daki küçük kızlar gibi bin kağıt turnayı el birliğiyle, güç birliğiyle tamamlamak bile bir umudu simgeliyor.
Göklerde turnaların kanat çırpışı hiç azalmasın.

Guven dedi ki...


Günaydın Esin. "hiçbir varlık!" kesinlikle "köklerinden koparılmasın!" Muhteşem doğa,insansız da yolunu almayı bilir elbet. İnsana yakışan,doğanın o biricik harika şeyin yanında olmak; yanında olunca, insan kendi akan nehirlerini dinliyor ve bu nehirlerden besleniyor; huzur içinde...

Guven dedi ki...


Günaydın Makbule Hanım. Doğada doğum sancılarına emek harcayan ve bu emeğin karşılığında yaşam hakkı bulmuş her canlı;en az insan kadar önemlidir,diye düşünüyorum. Güzelliği, azlığı,utangaçlığı ile turna kuşları da çok önemli;insanlık göklerdeki kanat çırpışlarıyla daha da güzel..