8 Ekim 2013 Salı

MADALYON


Kamera; Güven   Antalya

MADALYON

  Madalyonun iki yüzü olduğunu herkes bilir. İnsanın kaç yüzü olduğunu kimse bilemez. Tıpkı üçkağıtçılık üç yüz çeşidi olduğu gibi; insanın da çeşitli yüzleri, hatta maskeleri vardır.

  İnsanlara sadece kendi açımızdan, kendi haklarımız tarafından baktığımızda söyleyeceğimiz sözler veya göstereceğimiz tepkiler aşağı yukarı hep aynıdır; “ manyağın teki, hain, zampara, namusuz, gaddar, yalancı, nazik, zarif, güzel, iyi, kötü vs.”

  Özellikle ülkemizde insanların davranışları karşısına uğradığımız haksızlıkların cezasını kendimiz vermek isteriz. Hiçbir şey yapamasak bile arkasından lanetli söylemler, küfürler hak getire mantığı ile ardı ardına sıralanır.

 Bizim açımızdan madalyonun bir yüzü bellidir. Faydaya dönük insan ilişkilerinde teşekkürü, saygıyı ve bolca iltifatı esirgemezken, azcık işler bozulunca faydasızlığın büyük haykırışını yapmayı da borç biliyoruz.

 Madalyonun diğer yüzü için, bilim insanlarından, bilimden yararlanırsak ortaya çıkan büyük gerçekler karşısında vicdanı, iradesi olan insansak; şaşkına döneriz.

  Bilim insanlarına göre insanları kandırma konusunda kimse sosyopatın eline su dökemez. Yani, oldukça zeki; kimsenin inanamayacağı yalanları, allayıp, pullayarak yutturmakta özel beceriye sahipmişler. Sosyopatin etki alanına girmemek, oyuna gelmemek için anında teşhis etmek yaşamımız için çok önemli.

  CBT Eylül sayısında Harvard Üniversitesi’nden psikolog Dr. Martha Stout, “Yanı Başımızdaki Sosyopat” isimli kitabından örnekler ile madalyonun diğer yüzünü; hasta tarafını tanımak, siz değerli okuyucular için çok önemli bir fırsattır.

 Dr. Stout’a göre sosyopatı ele veren 10 işaret;

1-     Genellikle karizmatikler; çevrelerinde çoğunlukla bir hayran kitlesi vardır. Cinsel açıdan oldukça ilgi çekici oldukları söylenebilir.
2-     Sosyopatlar kararlarında ve davranışlarında spontandırlar; planlı, programlı yaşadıkları söylenemez. Sıradan insanlardan farklı olarak tuhaf karşılanacak davranışlarda bulunurlar. Normal sosyal ilişkileri kopuktur. Tehlikeli ve mantıksız eylemlerde bulunmaktan çekinmezler.
3-     Utanma, suçluluk veya pişmanlık duymazlar. Aslında beyinlerinde bu duyguları işleyecek bir merkez yoktur; varsa bile bozuktur. Dolayısıyla en ufak bir vicdan azabı duymazlar. Kendi çıkarları için başkalarına zarar vermekten çekinmezler. BAŞARILI bir sosyapatın ülkede önemli bir yere yükselmesi bu yüzdendir.
4-     Deneyimleri ile ilgili beklenmedik yalanlar icat etmekte çok ustadırlar. Olayları o kadar abartırlar ki bir noktadan sonra saçmalamaları kaçınılamaz hale gelir.
5-     İnsanlara hükmetmeye bayılırlar. Bedeli ne olursa olsun her tartışmada ve kavgada kazanan taraf olmak isterler.
6-     Çoğu zekidir, ancak zekâlarını diğer insanları kandırmak için kullanırlar. Yüksek IQ’lu olanlar toplum için gerçek bir tehdit unsurudur. Bu nedenle yasalara yakalanmadan çoğu cinayet işleyen seri katiller sosyopattır.
7-     Sevme ve âşık olma yeteneğinden yoksundurlar. Gerçek yaşamda kimseyi sevmezler. İstediklerini elde etmek için sevmiş gibi görünürler.
8-     Şiirsel bir dilleri vardır. Sözcükleri çok ustaca kullanırlar. İnsanları konuşmalarıyla kendilerine hayran bırakacak kadar iyi hatiptirler.
9-     Hiçbir zaman özür dilemezler. Yanlışlık yaptıklarına inanmazlar. Suçluluk hissi duymazlar. Hatalı olduklarını kanıtlansa bile saldırılarına devam ederler.
10- Derin bir hayal âleminde yaşarlar. Bütün bu özellikleri nedeniyle bir sosyopatla mantık çerçevesinde tartışılamaz. Tartışmaya girmek yalnızca zaman kaybına neden olur.

   Madalyonun diğer yüzüne, bilimin, bilginin, öğretilerin desteğini alarak bakmak; bizi daha fazla insanlaştıracak, vicdanımızı, irademizi desteklediği gibi yaşamsal huzurumuz içinde oldukça önemlidir.

  Ülkemizdeki bilim insanları da haykırıyor; toplumumuzun çoğunluğu hasta diye. Şimdi, hastalıkları anlama zamanı! O zaman, çevremizle, kaybettiğimiz zaman, maneviyatımız ve maddiyatımız ile daha planı, huzurlu ve dingi yaşamak istiyorsak; madalyonun sadece bir yüzüne değil, diğerine de bakmalı…

Güven Serin  

  

4 yorum:

Begonvilli Ev dedi ki...

Valla ürktüm, ne diyeyim... Bu konuda yaşanmışlıklara ve gözlemlere dayalı fikirlerim olsa da böyle derli toplu bir yazı ile karşıma gelince baya ürkütücü geldi. Hem de çok yönlü. Sağlıklı ya da hasta her insanın vicdan yapılandırmasına ve iradeye ihtiyacı var. Bu konu da gelip buna dayanıyor. Çok düşünülesi, kafa yorulası ve ciddi ele alınası bir durum.. Akklıma gelen söz çok ama çareler?

Guven dedi ki...


Günaydın Begonvili Ev :)) İlk okuyunca ve sonraları; ben de ürkmüştüm :)) Fakat okudukça kendimi ve çevremi dinledikçe ilime ve hastalığa ve hastalığa çare olan insanlara saygım arttı; sarılasım geldi...

Yaşamın her mevsimi güzel; insanın her hali de öyle; ama arıza varsa, insan biraz insansa,arızanın farkına varıp gidermek de en büyük erdemdir diye düşünüyorum. Bir de özel,zeki arızalar var; onları bilip, mesafe hak getire ve onlara uzata biliyorsak yardım elini uzata bilmek, toplumsal sorumluluğumuzun en insan hali olmalıdır..

Madalyon; her iki yüzünü de sevmenin ve her iki yüze saygı duymanın duyarlılığı ile...

Begonvilli Ev dedi ki...

Evet, katılıyorum söylediklerinize. Zaten tek çıkış yolu bu. Madalyonun her iki yüzünü de görebilmek.. Başta kendimizde ve diğerlerindeki olası arızaları kabullenip bıkkınlık ve yılgınlık duymadan sağaltabilme çabası gösterebilmek. Umarım başarabiliriz.

Guven dedi ki...


Merdivenin ilk basamağına adım atmak bile önemli Begonvilli Ev; isteyelim,zahmete girelim; insan denen canlının iç motorlarının sesini duymak,vicdan ve iradenin bilime yaslanışını fark etmek güzel şey :))