29 Ağustos 2013 Perşembe

KURTULUŞA GİDEN YOL


Pera Müzesi - İstanbul

Boş vermişlik, akıldan ve bilimden uzaklık köleliğe getirir insanı;
dünya üzerinde hiç bitmeyecek esarete...

KURTULUŞA GİDEN YOL

 Her var oluşun, yok oluşun olduğu gibi hikâyesi vardır. Var oluş hikâyeleri kadar yok oluşlarda önemlidir. Tarihin muazzam derinliğine gömülen uygarlıklar iyi anlaşılmak zorundadır.

 Büyük ihtişamla yükselmiş, yüzyıllarca devam etmiş Mısır Uygarlığı, Aztekler, Hititler, Sümerler, Asurlar, Likyalılar, Roma İmparatorluğu, Truva Uygarlığı, Osmanlı İmparatorluğu şimdi yoklar; tarihin derinliğinde var oluşa yardım için çığlık atıyorlar.

 Kurtuluş Savaşı, bir milletin yokluk ile varlık çizgisi arasındayken tekrar doğuş destanıdır. Nutuk defalarca okunmalı! O ince çizgi, insan denen iradenin, tecrübenin, felsefenin ve inanmışlığın büyük yolculuğu çok iyi anlaşılmalı.

 Uzak tarihleri damla damla araştıran batı, icatların da, yenilenmenin de patronu oluyor. Öncülüğü yapanlar, araştırmaya, insan beyninin özgürlüğüne önem vermiş ülkelerdir. İstanbul Arkeoloji Müzesi tarihe, batık medeniyetlere, yok oluşlara ayna tutacak muhteşem eserlerle dolu. Bu eserlerin başında; neredeyse bir ömür geçirmiş insanlara baktığınızda büyük çoğunluğu yabancılar; batının meraklı insanları.

  Şimdi, Zafer Bayramını tekrar anma zamanı. Sadece şiirler okuyarak, protokol denen yere oturup halkı ayakta bırakıp büyük eziyetler çektirerek değil; halkı da önemseyerek, halkın güzel sezgilerine onların sevgisini saygınlık içerisinde talep ederek.

 O büyük eserden küçük alıntılarla muhteşem zaferin tanıklığını yapmış Mustafa Kemal’den şu sözcükleri paylaşmak istiyorum;

Düşman devletleri Osmanlı devleti ve ülkesine nesnel ve tinsel yönlerden saldırıya geçmişler. Onu yok etmeye ve bölmeye karar vermişler. Padişah ve halife olan kişi, hayat ve rahatını kurtarabilecek çareden başka bir şey düşünmüyor, hükumet de aynı durumda. Farkında olmadığı halde başsız kalmış millet, karanlık ve belirsizlik içinde ne olacağını bekliyor. Felaketin korkunçluğunu ve ağırlığını anlamaya başlayanlar, bulundukları çevre ve hissedebildikleri etkilere göre kurtuluş çaresi saydıkları önlemlere başvuruyorlar… Ordu, adı var kendi yok durumda. Komutanlar ve subaylar, Genel Savaşın bunca güçlük ve sıkıntılarından yorgun, vatanın parçalanmakta olduğunu görmekle yürekleri kan ağlıyor, gözleri önünde derinleşen karanlık felaket uçurumu kenarında beyinleri çıkar yol, kurtuluş yolu aramakla meşgul…”

 Şimdi Kurtuluş Savaşını bile küçümseyip yok edip o inanmış kahraman insanların yaptıklarını yok sayacak bu güzel ülkeyi sanki gökten inmişçesine bedava bulduğumuzu düşünen insanlar var. Bu insanlar gafletin o büyük sarhoşluğu, kandırılmışlığı, safdilliği içerisinde okuyup, araştırmadıkları gibi; görürken görmez, duyarken duymaz olmuşlar.

 Son sözleri yine Mustafa Kemale; önünde ebediyete kadar saygı ile minnet ile durduğum insana bırakıyorum;

 “ Ulus ve ordu, padişah ve halifenin hainliğinden haberi olmadıkları gibi o makama ve makamda bulunana karşı yüzyılların kökleştirdiği din ve gelenek bağlarıyla uyumlu ve bağlı… Ulus ve ordu kurtuluş yolu düşünürken kuşaktan kuşağa geçen bu alışkanlıklarla kendinden önce yüce hilafet ve padişahsız kurtulmanın anlamını kavrama yeteneği yok… Bu inanca aykırı görüş ve düşünceleri açığa vuracakların vay haline. Hemen dinsiz, vatansız, hain ve istenmeyen kişi...”

 Bayramlarımıza dört elle sarılmanın yanında, beyinlerimizin her hücresine bilginin zerrelerini sunmak zorundayız. Yaşam, sadece yiyip, içmek, sevişmekten ibaret değildir. Yaşam, tarih, felsefe, sanat, müzik; her şey demek! Bütün bu her şey; vatan olunca anlam kazanır dostlar…

  Güven Serin
    

2 yorum:

hasret senfonileri dedi ki...

Duyarlı bir insansın.. yüreğinde insanlık ve vatan sevgisi ile kaleme aldığın yazını okudum sevgili Güven.. Dilerim, ZAFER bayramımız ve diğer tüm bayramlarımız ilelebet kutlansın..
Bir yılı aşkın bir süredir balkonumda asılı olduğu için güneşte solan bayrağımı değiştirmek istedim yenisini almak için Kadıköy'e gittim... ve bayrak satan bir tek kişi göremedim. Pasajların içinde açıkta değil kutular içinde gizli saklı satılan TÜRK BAYRAĞI için (50x100) 30.Tl istendi. Aldım!. Dükkanın kapısından çıkarken "neden bu kadar fahiş fiyata satıyorsunuz?" diye sordum.. Pis bir sırıtışla "eee... her şeyin bi bedeli var" dedi..
Ağlaya ağlaya eve geldim. Bayrağımı astım...

Guven dedi ki...


Günaydın;günün aydınlık olsun öğretmenim. Kurtuluşumuzun, varoluşumuzun bayramı KUTLU OLSUN. Yüreğini serin tut lütfen; köhne bedenler kandırılmaya muhtaçtırlar; bir yudum ekmek, kabarık banka hesapları ve ağızlarını sulandıran unvanlar için kim bilir kaç vatan satarlar; vatan onlara kalsaydı...