11 Mayıs 2013 Cumartesi

TALİHİN YATAĞI


Kamera; Güven    Ganoslar

İç içe geçmişliğin gösterisi;yer, gök ve insan...

TALİHİN YATAĞI



 Bu yatağa yaslanmak, yani talihin yatağına huzurla baş koymak, onun nimetlerinden faydalanmak iyidir. Elbet gittiği yere kadar… Şimdi, günümüzde yaşananlar birçok ailede artan dramlar, kederler onlar için yatağa konulan narin başların koyulmayacağı anlamına geliyor.

 Kronikleşen ülke sorunları siyasetin büyük çekişmeleri arasında, büyük iştah kabartan taşeron mantığı ile giderileceği sanılıyor. Satın, özelleştirin, büyük savaş, yani rekabet başlasın da nasıl başlarsa başlasın, inanmışlığı büyük kitleleri; yani çalışan işçileri muhteşem bir sömürü içinde yol alıyor.

 Bu durumda bile insanların çocuk sahibi olmaya inanmış olması beni şaşırtıyor. Bu savaş, bu kıyım içinde dahi, insanlığın devamı için çalışan aileleri gerçekten kutlamak lazım. Çünkü siyaset onlara mutlu bir gelecek vaat etmiyor. Edemiyor, çünkü vakitleri yok…

 Henüz vaktiniz varsa, o güzel başınız değerli bedeniniz talihin yatağına yaslanmış vaziyette, uykunun, dinlenmenin keyfini çıkartın! Çıkartın çünkü birçok şeyin suyu çıkmaya başladı artık. İnsan, mutlu olduğuna da, zengin olduğuna da sevinemez bu dünyada. Hele bu güzel ülkede hiç sevinemez. Çünkü hangimizin eşi, dostu ve akrabası yok ki? Büyük çoğunluğu maddi ve manevi yara almış durumda. İnsanların neredeyse çoğunluğu, haplarla yaşar hale geldi.

 Bütün bunlar kimin umurunda? ABD’nin mi? Bize emeklimize çok maaş verildiğini başka ülkelerden daha iyi durumdayız diyen bakanımızın mı? Ya, gelişmeyi sadece özelleştirme ve taşeron felsefesi sanan siyasetin mi?

 Daha geçen yüzyıllar veba hastalığı Avrupa Kıtasını kırdı geçirdi. Büyük ölümler yaşandı hastalığın pençesine düşen insanlar arasında. Büyük ayrılıklar, kopuşlar insan teninden süzülen gözyaşlarıyla sonlandı. Birinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşı ve milyonlarca insanın ölümü… Hepsi insanı daha insan etme adına da sayıla bilir, büyük vahşetlerin hiç bitmeyeceği, insan denen canlının yarım kalmış, tamamlanamamış gelişiminin yolculuğu da diye bilirsiniz.

 Bütün kıyımlar, hastalıklar ve savaşlar Avrupa Kıtası’nda yaşayan insanların bilime, sanata, felsefeye ve hakikate olan inancını yok edemedi. Yine hastalığı yenen ilaçlar, aşılar onların büyük becerileri sayesinde çıktı ortaya. Barış imzaları, yine aklın, iyinin şimdilik kötünün karşısında galip gelmesiyle sonlandı. Bu sonlanış, kendileri için düşündükleri nazik yaşamlar, talihin sıcacık yatağı, diğer kıtalar için düşünmeseler de, kendi savaşlarını son vermeleri, diğer savaşları sonlandırmasa da, insanın garip yolculuğunda, küçük bir sevinç, ilerleme olarak kabul görülmeli.

 İnsan aklı, insan sevgisi talihe bile bir şeyler öğretebilir. Hastalıkları, savaşları ve kötülükleri yenebilir. Sorun, insan aklının, insan inanmışlığının beynindeki büyük garip isteklerinde gizli olmalı. Tam manası ile tamamlanamamış, iç kıyımlardan, kin ve nefretlerden kurtulamamış, merakını, öğrenimini gidermeyi başkalarına teslim etmiş, kulluğun büyük vazifesi gibi bir dünya düzeni içinde yol alıyoruz.

Ülkemde talihin yatağına yaslanıp huzur içinde yaşamak çok büyük şans! Ne kadar zeki olursanız olun, siyaset ile iyi geçinmiyorsanız, yüksek kültüre sahip amca ve dayınız yoksa işiniz çok zor…

Biraz tarihi sever, hatırlar, talihin yatağına koyduğumuz başı, biraz öğrenme ile ödüllendire bilirsek şunu görürüz; bu diyarda haksızlık hiç bitmemiş… Öve öve bitiremediğimiz Osmanlı İmparatorluğu zamanında da, Selçuklu Devleti zamanında da…

Ya Padişahın yakını, ya Sadrazamın, ya da Sadrazamın adamlarından kâhyanın yakını olacaksınız; yoksa işiniz zor. Yakını olmakla da bitmiyor, hediyeleriniz hiç bitmeyecek. Övgüleriniz hiç son bulmayacak.

Şimdi şu anda bakın halimize; basınımız, medyamız ne durumda? Görüyoruz, dinliyoruz, izliyoruz. Siyaset, uygarlaşıyoruz, demokratikleşiyoruz derken ülke insanın ne hale geldi. Gülen yüz, başını Talihin Yatağına yaslayan bedenler her geçen gün azalıyor. Toplum hastalandı; şimdi ölümlerden ölüm beğeniyor.



Güven Serin



2 yorum:

hasret senfonileri dedi ki...

Bazen, hele hele şu son dönemde, çok ama çok güzel bir dönemde dünyaya geldiğimi.. çok zor bulunan ama maalesef günümüzde kaybolan değerleri nimetleri madden ve manen doyasıya tanıyıp tattığımı... beni yetiştiren muhteşem ailemin izinden güzel ve hayırlı ve medeni ve İNSAN evlatlar yetiştirdiğimi düşünüyor ve kendimi çok şanslı kabul ediyorum sevgili Güven..

Guven dedi ki...


Ne güzel düşünce bu sevgili öğretmenim; iç sesiniz,dış sesiniz ile el ele... İçinde sevgi olan,bedenini hareket ettiren ruhunu terbiye eden her insanın mutluluğunu,taze kıpırtılarını bilmek,duymak ve görmek,kendi adıma büyük şans...