23 Ağustos 2012 Perşembe

NE DÜŞÜNÜYORSUN


İlla toplum... Evde eşyalar değişecek,toplum için.
Üst baş yenilenecek toplum için. Namus ve ar
kontrol edilecek toplum için. Maneviyat
sağlamlaştırılıp sırat köprüsünden
geçilecek, toplum için...


NE DÜŞÜNÜYORSUN?

  İki adam yan yana yürüyorlar. Birinin elleri ceplerinde, diğerinin elinde bir dosya var. Ellerin ceplerinde olan düşünceler içindeki arkadaşına soruyor;

Ne düşünüyorsun?

  Arkadaşı düşüncesini bir düşünür felsefesiyle açıklıyor;

Toplum fikrinin olmadığı bir toplumda TOPLUM için ölmek acı olmalı!

Birden beyin nöronlarım sallanıverdi. Sanki bu sorunun cevabı içinde dondum kaldım. Toplum diye diye yaşanan ölümler, öldürmeler ve acizlik içindeki güzel insanlarımızı, insancıkları ve bir de ruhumla baktığım kendimi düşündüm. Düşünce böyledir işte, akıl, mizah ve iradeyle buluşmaya görsün; bütün beyin hücrelerinizi sıraya dizer, büyük temizliğin çan sesini duyarsınız.

  Bir cümleyle bir, hatta bin yıllık toplumu özetlemek, anlatmak kimin elindedir acaba? Olsa olsa böyle derin ve böyle açık gerçeği bir sanatçı dile getirir. Acaba hangi sanat dalına inanmış bir sanat insanı bunu yapar? Bir arabesk sanatçısı mı? Her gün reklâm peşinde koşan muhteşem pop sanatçıları mı? Reklâmın iyisi kötüsü olmaz diyen zavallı sanatçılar mı? Birkaç şarkı seslendirip gündemde kalmak için yapmadığını bırakmayan garip sanatçılar mı? Biraz ünlendi diye televizyon reklâmlarından trilyonları alıp da fukara kılıklı sanatçılarımız mı? 

 Değil dostlarım hiçbirisi değil. Evrenin değişim rüzgârları her şeyi değiştirir ama milyarlarca insanın içinde insan kalabilme becerilerine doğuştan sahip olanlar vardır. Erdemli yaşamı, tüm canlı hayatına saygılı olmayı yaşam biçimi kabul etmiş insanlar hep vardır ve var olacaktır. Sanırım bu insanların var olması da insanlık yarışında yorulanları, pes etmek isteyenleri coşkuya, huzura insan olmaya davet edecektir.

  Ne düşünüyorsun sorusuna verilen cevap da böyle insanlar, böyle sanatçılar tarafından insanlık mirası gibi ortaya bırakılır. Bu cevap üniversitelerde ders niteliği taşıyacak kadar önemli;

TOPLUM FİKRİNİN OLMADIĞI BİR TOPLUMDA “TOPLUM” İÇİN ÖLMEK NA ACI!

  Zavallı nöronlarımızı biraz hırpaladığımızda azcık harekete davet ettiğimizde toplum için ne büyük acılar çektiğimizi ve çekeceğimizi anlarız. Ya toplum! Bu durumda “toplum” fikri yoksa! Toplum senin çektiğin acıların, senin ölürken gözlerinin kapanmadığının, senin öldürürken gözünü bile kırpmadığın olayları anlayabilme becerisini sahiplendi mi? Böyle bir derdi var mı benim soylu ve miskin toplumumun?

  Toplumun tek derdi var gibi görünüyor; kendi poposunu; yani kıçını kurtarmak! Pek kurtaracağı da yok sayılır. Çünkü için için devam eden yangın, bazı yerlerde rüzgârın etkisiyle büyük alevlere dönüşmüş durumda. Ne silahlar, ne kinler-nefretler ne de gösterişler, talanlar bitecek gibi görünmüyor. Bir de Ak düşünce, ak adalet, ak apak yönetim dediler adına; ne acı…

  Bu sorgulamayı yapan bir sanatçı; bir karikatür sanatçısı! Zaten bu kadar kısa ve öz bir anlatımı ya bir şair, ya bir filozof, ya da bir karikatür sanatçısı yapabilirdi. Bu beceriyi, bu duyarlılığı gösteren sanatçı da Behiç Ak’dır.

  Sahi sevgili toplumum sizler ne düşünüyorsunuz? Toplum için değiştirdiğiniz arabalar, aldığınız krediler, yaptığınız evler, hanlar-hamamlar; toplum için giriştiğiniz kavgalar, toplum için yapılan o muhteşem düğünler; toplumun umurunda değilse ne olacak?

  Ya idealizmin soylu hastalığına tutulmuş güzel beyinli dostlarım; sizlerin okuduğu bunca kitap, yaptığı bunca hoş tartışma, ülke elden gidiyor, ne olacak bu milletin hali diye ettiğiniz feryatlar için harcadığınız büyük enerjiler; toplumun bütün bu olanlardan haberi olmayacak kadar toplum dışı yaşam tarzı oluşturması sizlere bir şey ifade ediyor mu?

  Dünya ormanlarını düşünelim; evet! Dünya derelerini düşünelim; evet! Dünya çocuklarını düşünelim; evet! Dünya yaşlılarını düşünelim; evet! Dünya toplumlarını düşünelim; evet! İyi güzel ve faydalı her şeye evet!

 Bir tek ağaç ekmeye de evet. Yakınımızdaki derenin birkaç metresini temiz tutmaya da evet. Sokağımızdaki bir çocuğun elinden tutmaya da evet. Bir yaşlının gönlünü almaya da evet. Kendi iç güzelliğimizi hiçbir yere adamadan yol almaya, coşku, ışık, huzur yaymaya da KARŞILIKSIZ evet!

Güven Serin



1 yorum:

hasret senfonileri dedi ki...

Muhteşem bir yazı yazmışsın. Önce kutlamalıyım seni sevgili Güven.. sonra da ne düşündüğümü daha doğrusu artık neyi düşünmediğimi yazmalıyım..
Biraz önce aynı olmasa bile cevabımı aynı kılan bir yazı okudum Mehmet Osmanın sayfasında.. "KİM/LER" başlıklı..
Senin sayfandaki Karikatürdeki cevap aslında benim ve benim gibi düşünen çoğunluğun cevabı diye düşünüyorum..
Ben bu toplum için değil, ÜLKEM için vatanım için beşpara etmeyen canımı bile verebileceğimi düşünürken, bugün faceBOKta (maalesef) arkadaş listemde olan birisinin paylaştığı bir yazıyı okudum.. "BARIŞ" la ilgili. tülbentlerle ilişkili ..Bakarsan göreceksin.
ilgilendim .. bana son derece ters cevaplar verildi.. bir de baktım ki istenen barış APO için!!!
Şimdi sevgili Güven, ben bu toplum için (ömür olarak, giderayak olsam da) artık popomu bile kımıldatmam.
Bilmem anlatabildim mi?