21 Haziran 2012 Perşembe

SAINT JOSEPH LİSESİ ve SANAT

SAINT JOSEPH LİSESİ  -iSTANBUL

Önce düşünce, sonra tartışma ve sonra
eskizler... Franz Kafka'nın böceğe
dönüşüm serüveni başlıyor.

Saınt Joseph Lisesi

Projeler önce düşünce ve tartışma ile
çıkarlar ortaya. Işığın,aklın,matematiğin,
felsefenin ve sanatın olduğu her yerde
her an bir veya birkaç doğum gerçekleşe
bilir


Ölçüldü, biçildi ve yolculuğun başlangıcı
başlamış oldu.


Günlerce, aylarca gün geceye, gece güne
karışırken çalışmalar da imbikten süzülen
damlalar gibi birikti.


Gregor Samsa'nın böceğe
dönüşmek üzere olan başı doğuyor.
Elbette ruhları sanat kokan ellerin
itinalı dokunuşlarıyla...



Gregor Samsa insan olarak girdi yatağa
ama bir böcek olarak uyandı.
eseri yaratan,insan elinin hünerlerine
inanmış ekibin yarısı...


Saınt Joseph Lisesi
Gregor Samsa dönüşümün tamamlayacak.
Buradaki dönüşümde kızların yapıcı
ve becerili elleri ile doğarken,
böcek olarak yaşadığı yıllarda,
aynı sevgiyi annesi,kız kardeşi ve
babasından göremeyecektir.



Doğum kolay gerçekleşmiyor; günler haftalara
süzülecek ve düşüncenin eyleme dönüşme
çalışmaları sonunda bir esere dönüşecek.



Gregor'un kolları,bacakları özenle yapıldı.


SAINT JOSEPH LİSESİ SERGİ SALONU

Gregor Samsa insanlığın akışı içinde
dönüşümünü tamamlamış böcek olarak
dünyaya bakmaya ve dünyanın geri kalan
yaşam zahmetlerini çekmeye hazırdır.
Demir karyolası,komodin, çalar saati,
duvarda kırık yıldız çerçeve içinde;
boynunda kürk atkısı ile bir kadın
portresi. Yatağın önünde bir masa ve
masanın üzerinde bir iki kumaş
katalaoğu,sandalye, yerde bir klim,
yatağa yakın bir çift terlik...

Edebiyatın bütün yaptığı şey, yaşarken
yaşamları ve yaşanmışlıkları
farkedip insanın üstün zekasi ile
harmanlayıp kendi yaşamımızın
içine binlerce yaşamın iksirlerini
süzmektir aslında. Her damla, yaşama
arının büyük zahmetlerle ürettiği bal
kadar tat verecektir...

SAINT JOSEPH LİSESİ ve SANAT


 Büyük yaratıcının en büyük eserlerinden birisi dünyadır. Uçsuz bucaksız gökyüzü’nde evrenin büyük boşluğunda mucizevî yaşamı barındıran gezegendir dünya.

 Maviliğin yeşile dönüştüğü yeşilden öte renklerin gerçek bir cümbüş oluşturduğu yerdir de aynı zamanda dünyamız. Bu gezegenin kendisi gibi muhteşem eserlerini sıralamaya kalksak bilgimiz ve zamanımız yetmeye bilir. Ama en önemli eserlerinden birisi de insandır. Daha doğmadan seçenekler zinciri olan kaderinin yolcusu olan insan; bilgi ve görgü ile bütünleşmeye görsün, sanatlar içinde sanat, renkler içinde renk; yaşamlar içinde yaşam yaratır; yaratıcının verdiği en güzel aklın soylu hatırına…

91 Yaşında ölen yazar Bradburg’ın edebiyat dünyasına armağanı olan sözlerinden birisi şöyledir;

“ Büyükbabam herkes öldüğünde bir şey bırakmalı, derdi. Bir çocuk, bir kitap, bir resim, ördüğü bir duvar ya da bir çift ayakkabı. Ya da ekip düzenlediği bir bahçe! Elinizin bir biçimde dokunduğu, öldüğünüzde ruhunuzun gidebileceği bir şey; insanlar sizin diktiğiniz bir ağaç ya da çiçeğe baktıklarında siz orada olasınız.”

 Sanata, sanatla birlikte yaratıcının insana verdiği çok sesliliği öğretiler ve insan emeğinin pratik uygulamaları ile diğer insanlara vermek, bilgi ve görgüleri, çok özel felsefi bakışları sunmak da eğiticinin; yani öğretmenlerin başlıca görevidir.

 Eğitici düzenin içinde kendi yaşam kavgasına düşmüş, kendi felsefesini öğretiler, sanat ve beceri ile desteklemediği sürece düz öğretimin ezber akışı, insanı insanlık yolunda ciddi bir boşluğa hatta soğukluğa itecektir.

 Hayatını beş yaşında akıl ve el becerilerine; resim ve heykel uğraşı düşüncesi ele pratik olguyu birleştirmeye adamış öğretmen; Görsel Sanatlar ve Sanat Tarihi öğretmeni Selçuk Özbek KIZILIŞIK 2012 öğretim yılı sonunda altı aylık çalışmalarının ürünlerini, sanatın insanda, insanın sanatta buluşma şöleni içinde gösterime sundular.

 Ülke idarecileri yarınlarım dediği çocuklarını yarınlara hazırlayacak eğitimleri ne kadar çok akla ve aklın beslediği duygular ile sanata, felsefeye, ilime yönlendirirse o kadar özgürlüğe, uygarlığa doğru yol alır. Üretimi, gerçek kalıcı üretimleri akıl ile beslenmiş gençliğin oluşturacağı sosyal yapılarda pırıldayan bir güneş gibi sonsuz derece verimli ve ön açıcı ışık demetleri olarak görebiliriz.

 O yüzden, okumaya ve okutmaya bu kadar düşkün bir milletin çocukları, her yıl değişen eğitim ve öğretim sistemleri ile ve sadece ezbere, korkuya dayalı susturulmuş, dondurulmuş taklit eğitimlere mümkün mertebe uzak durulmalı.

 Saınt Joseph Fransız Lisesi Güzel Sanatlar Kulübü sanata ayırdıkları zamanlara, emeklere büyük bir sanat hayranlığı içinde bakıyorlar. Yaklaşık altı aylık bir çalışma ve on bir öğrencinin katılımı, Görsel Sanatlar ve Sanat Tarih Öğretmeni Selçuk Özbek Kızılışık’ın idaresinde okulun değerli yöneticileri M. Tricart, Ender Üstüngel, Mişel Tagan, Salih Acar yine bir sanat şölenine hep birlikte imza attılar.

 Eserin, yani Gregor Samsa’nın okulun taş duvarları arasında on bir öğrencileri ve öğretmenleri ile bir beden buluşu Franz Kafka’nın Dönüşüm isimli romanı ve bu romanda bir sabah böceğe dönüşmüş Gregor Samsa’yı plastik sanatların değerleriyle yeniden yorumladılar.

 Gregor Samsa Kafka’nın zekâsı ile doğmuş kendi zamanından öte bütün zamanlara yaşayacak bir eser olarak bırakılmıştır. İnsanlık her sıkıştığında sanatların herhangi bir dalına yaşamak, yeniden yaşamı bulmak için büyük bir muhtaçlık içinde koşacaktır. Bir roman, bir heykel, hikâye, resim, şiir; insanlığı besleyecek ve insanın olduğu her yerde yaşam belirtilerinin en güzel sanat eserleri olarak bütün hoyratlıklara, kabalıklara, hilebazlıklara rest çekeceklerdir.

 Gregor Samsa kimdir? Franz Kafka’nın romanındaki en önemli kahramandır. Bir sabah bunaltıcı düşlerden uyanır. Kendisini iri bir böceğe dönüşmüş olarak bulur. Şaşkındır ama şaşkınlığı bir süre sonra artık böcek olarak yaşaması gerektiğini kabulleniş ile son bulur. O artık dev bir böcektir. Her sabah işe gitmek için bindiği tren altıda hareket etmektedir. Gregor Samsa bu yüzden her sabah saat beşte uyanmaktadır. Ama o sabah uyandığında kalkamaz. O artık hayatı boyunca işe gitmek için erken kalkmayacak, hayatın sıradanlığı, yapış yapış olmuş insan ilişkilerinin kokuşmuşluğunu bir böcek olarak dört duvarın arasından izleyecektir

 Selçuk Öğretmen ve plastik sanatlara inanmış on bir öğrenci, belki de Kafka’nın dönüşümü gibi böcek olarak değil ama daha bilgi ve becerili insanlar olma yolunda bir adım, hatta birkaç adım daha ilerlediler. Altı aylık bir çalışma; insanın da yarata bileceğinin yaratma aşkı adına kendi eserlerini; yani dev bir böceğe dönüşmüş Gregor Samsa’yı sanatseverlerle, felsefeye, hayatın değişim ve öğrenimlerle daha bir güzel olacağına inanmış insanlara izlettiler.

 Selçuk Öğretmen yaşama, tabiatın doğruları gibi doğal ve ilerleyen öğretilerin öğrenmesi heyecanı içinde bakıyor. Öğrendiğini öğretmek, bir öğretmenin en erdemli davranışı olduğunu biliyor ve buna adanmış bir ruhun beden temsilcisi.

 Selçuk Öğretmeni anlayabilmek sadece resimlerine, heykellerine, öğrencilerine bakmak bile yeterli olsa da düşüncelerini kâğıda dökmüş onurlu ve saygın bir insanı o düşünceler ile de hatırlamayı isterim. Selçuk öğretmen sanat eğitimin şöyle anlatıyor;

Orta Eğitim Kurumlarında Sanat Eğitiminin gereği, temelde insanın çevresi ile olan ilişkilerini düzenleyebilecek ve disipline edebilecek bilgi ve bilinç düzeyine ulaşabilmektir. Yani kültür olarak; Sanat Tarihindeki Sanatçıları ve yapıtlarını tanımak, yaşamımıza katkılarını kavramak, uygulama tekniklerini, çağdaş yansıma farklarını öğrenmek ve son olarak sanatçı adaylarının yetişmesini sağlamaktır.”

 Selçuk Öğretmenin dediği gibi; DÜŞÜNCEYİ EYLEME “DÖNÜŞTÜRMEK” Bu eylem, insan, emek, bilgi, beceri; kısacası sanat; yani fayda kokuyor…


  Güven Serin












Hiç yorum yok: