30 Ocak 2012 Pazartesi

KES BE KARDEŞİM

Kamera; Güven Salt Galata-İstanbul

Sanatçı; Maryam Sahinyan
Eli öpülesi sanatçı; şimdi nerede bilinmez,
yerde mi gökte mi; başka yerlerde mi?...

Kamera; Güven Salt Galata

Sanatçı; MARYAM SAHİNYAN


KES BE KARDEŞİM


 Kes komutu, kesme fiili ile söylenmiş ve söylenecek sözlerin haddi-hesabı yoktur. Nasıl ki baharatların keskin kokulu nanesi baskın bir duruş sergiliyorsa, kesme sözcüğü öyle bir duruş sergiler.

 Kes be kardeşim; yeter artık Allah aşkına! Bu seslenişlerimizde uyarı, tehdit, rica, dua birbirine karışmıştır. Ama asıl belirleyici olan sesimizdeki tondur! Naziktir, alçakgönüllüdür veya hoyrat ve şiddet içerir.

 Ses tonu, bedenin dili olan hareketler, en azılı, en baskın sözcükleri bile dile getirir. Genelde yetkili ve belli mertebeye ulaşmış insanların ses tonları ve beden dilleri korkuyu hatırlatan kalın ve şüpheli çıkar. Nazik ve ricaya yakın sözcükler çıksa da ağızlarından, siz yayılan sisin, eser rüzgârın görüntüsü ve iliklerinize işleyen soğukluğunu duyar; ona göre oturduğunuz minderin en ucuna gelir; her an kalkıp, bir an önce sıvışmayı istersiniz.

 Daha doğar doğmaz ebe, göbek bağımızı saygı ve sevinç ile keser. Ama doğan bebek, bu saygıyı anlayamaz. Besini kesildiği, ışığa çıktığı ona dokunan ellerin iyiliğini bilmediği için, avazı çıktığı kadar ağlamaya başlar. Bu ağlamadır anne ile bebeği yakınlaştıran. Korunan ve kollanan insan; koruyucusunu aramak için göbek bağı kesildikten sonra ağlar; belki de bütün ömür ağlayacak; için için eriyecek oluşunu düşünmeden…

 Göbek bağı ile başlayan kesinti; ebenin kesme fiili ile başlar ve bir ömür boyu sürecek kesme, kesilme yolculuğumuz da başlamış olur. Erkeklerin kesme ve kesilme işi biraz sorunludur. Göbek bağının kesilmesini duymayan bebekler, erkek bebekler için başka bir kesinti tam tersine oldukça gürültülü yapılır. Adam olacak erkek çocuğunun pipisi kesilir. Elbette azcık; yani ucundan biraz! En önemli kesintilerden ve kesme işlerinden birisi de bu pipi kesme işidir. Kesintiye ağlanmasın, üzülme olmasın diye çocuğa epeyce rüşvet verilir. Neler alınmaz ki; bisikletler, bilgisayarlar, gitarlar, kemanlar, altınlar, gümüşler…

 Aslında azcık, yani ucundan pipisi kesilen erkek çocuk boş yere ağlar. Bu kesme işi daha yeni başlıyordur. Onun bedeninden bir parça kesilirken, daha sonra o da kesecektir. Deve, dana, koyun ve keçi… Hatta yetişmenin en görkemlisini yapan neredeyse bir kahraman gibi şiddet ve sevginin karışımı ile büyütülen erkek çocuklar; kadınlarını, sevgililerini de kesmeye cesaret edeceklerdir.

 Ebenin kesintisini annemizin sütü kesmesi izler. Sonra sünnetçinin kasaba benzeyen yüzü ve hiç acımayacak kandırması ile pipiler kesilir. Sonra, başlık parası, nişan kurdelesi kesilir. Hepsinde de garip ve sahte alkışlar vardır. Hepsi de aile olmayı, insan olmayı öğütler ve bunun taklidini yaparlar ama bir türlü insanlık birkaç adım ileri gitmez benim güzel memleketimde.

 Eğer alkışlar ve insan olma öğütleri biraz gerçekçi ve biraz sevgiden nasiplenseydi, aile olmuşları bu kadar büyük yıkımlar ile karşı karşıya bırakmaz, adliyelerin dolup taşmasını önleyici çok net ve özel kanunlar ile donatılmış güzel ve adaletli bir ülke olurduk.

 Doğar doğmaz başlayan kesme ve kesinti işlemleri devam ediyordur. Adam olup, yani evinize ekmek getirmeye başladığınız zaman eve gelen faturalardaki kesintilere bakar; buna be kardeşim; bu kadar da olur mu? Diye harika bir kesinti ağıtı düzersiniz. Çünkü kesintiler kullandığınız telefondan, elektrik, su sarfiyatından daha fazladır. Derdinizi kime anlatacaksınız? Mahkeme kapıları dolu ve oldukça soğuk! Hâkimler ve savcılar bitkin ve yorgun… Aslanım adalet, bir gün kendi ormanında kükreyecek ama hangi gün; hangi yüzyıl; bunu kimse bilemez…

 Yaşamın doğal kesintileri de bir yandan devam eder. Ama soylu insanlığın kesintileri de inanılmaz bir şekilde devam eder. Eğer esnafsanız, bir işyeri kiraladıysanız ödeyeceğiniz kira bedeli üzerinden yüzde yirmi kesinti ile sorumlu tutulursunuz. Bunun adı stopaj kesintisidir. Kimse ne olduğunu bilmez. Ama anlamı, yer kiraladınız bunun için yüzde yirmi; yani yirmicik kadar kesinti yapılacaktır, denir. Göbeğinizden, pipinizden, kestiğiniz deve ve kadınlardan sonra; bunun ne kadar masum olduğunu görüyor musunuz; sadece yüzde yirmicik…

 Elbette esnafa sadece stopaj kesintisi yaparak önem vermiyormuşuz gibi davranmak doğru değildir. KDV kesintisi; yani aldığı, sattığı mala göre değişen oranlarda; yüzde birden tutun da yüzde on sekize kadar kesintiler yapılır. Niye? Esnafa verilen önem yüzünden. Yeter mi bu kesintiler? Yetmez elbet. Geçici vergi kesintisi, yıllık gelir vergisi kesintisi uzayıp gider…

 Şu bir gerçektir ki kesintiler; yani adaletli vergiler ve bunu verecek inanmış gerçek vatanperverler olmadıkça ne ülke kalkınır, ne de ülkenin soylu vatandaşları. İstediğiniz kadar yatak-yastık altı yapın; istediğiniz kadar mal-mülk edinin; eğer ülkeniz sorunluysa; üç kuşak öteye gidecek bir zenginlik yaratmazsınız. Çünkü evlerimize resim girmiyordur daha. Haklarımızı aramak için diğer haklara uymayı uygarlaştırmamışızdır. Gürültü ve patırtının ardından sisli havanın içinde kaybolmayı seviyoruzdur da ondan…

 Sizin anlayacağız, kemsi ve kestirme işi sürüp giderken, bazen kesilen ağlar, bazen kestiren… Fakat kesen; hep soylu bir duruş içinde olur. Kesenlerin yorulmadığını, emek harcamadığını sanmayın sakın! Onların alın terleri kuramadan maaşlarını verecek, her üç ayda bir zam yapacaksınız ki gözleri doysun.

 Devenizi, dananızı kestirmek için kasabı mı çağırdınız! En güzel yerini ona vereceksiniz ki; yani ciğerlerini, kellesini ve postunu; o da kesme işini daha onurlu yapsın. Vekil mi seçtiniz; yani seçtiğinizi sandınız; en yüksek maaşı, emeklilik hakkını vereceksiniz ki adaletin yolundan ayrılmasın. Hangi adalet, lider itaatkârlığı mı, diyecek olursanız ben bilmem orasını, derim.

 Ben bir göbek bağımın, pipimin bir de faturalarımdaki kesintileri bilirim; hepsi de heyecanlandırır beni; çünkü adam olmuşum artık ki kesintilerim artmış; ne çok kesintim olursa bende o kadar kesme hakka kazanırım…

 Güven Serin

4 yorum:

Begonvilli Ev dedi ki...

Bazı kesme eylemleri cidden sinir bozucudur; baş kesme(insan ya da hayvan), ağaç kesme, birinin sözünü kesme(eğer anlamsızca sözü uzatan biriyse gerekebilir de)diye ağırdan hafife ilk aklıma gelenler..

Guven dedi ki...

Sinir bozucudan ötedir bazı "kesme" eylemleri İsmet.İnsanlığın garip ve zavallı hikayesini de anlatır, bakışlar; sessiz bakışlar ardından...

En hoş olanıda; kestirmeden gitmektir gideceğin yere:)) Mesela, ben Taksim'e Karaköy'den yürüyerek veya Tünelden çıkmayı severim; kestirmeden:))

Arzu Sarıyer dedi ki...

Selamlar Güven ;bu "kesme "sohbeti biraz uzun olmuş...Kısa kes de Aydın Havası olsun!

Aydın'da türküye hava denir yerel de .Kısa türkü ;harmandalı zeybek havasıdır.Tartışmayı çok uzatanlar için söylenir."kısa kes Aydın havası olsun" Yukarıda şaka yaptım; yazların ne kadar uzun olursa olsun çok etkileyici ve eğitici...Teşekkürler.

Guven dedi ki...

Günaydın Arzu öğretmenim. Yaptığın espiriyi kullanmak aklımdan geçmişti; çalışmanın en sonunda kullanacaktım;"kısa kes Aydıh havası olsun" diye :)) sen yapmışsın teşekkürler ediyorum.