3 Kasım 2010 Çarşamba

GİZLİ EMİR

Kamera; Tamer Kaptan
 Gizli emirleri,gizli örgütleri düşünerek
çelişkilerin girdabına kapılmaktansa
doğanın gizemine, bin bir çeşit rengine
kokusuna dalmak çok daha iyidir
diye düşünüyorum.

Kamera; Yunus
Istranca (Yıldız) Dağları ormanlarında
doğa soyunmaya başlamış. Öyle güzel bir
gösterim var ki harika bir erotizm,pornografiden
çok öte yol alıyor...
Dostlarım; Doğanın makyajsız halini
şimdi görmeli derim!
GİZLİ EMİR



İnsan duygu yüklü bir canlı! Alışmış olduğu dostlarından vazgeçemiyor. En son Hüsmen Amca ile Ganos gezisinde birlikte olmuş, bana verdiği ekonomik zarardan sonra onu aramamıştım. Fakat gece ile gündüz tüm sıkıntıları kendi içinde cilaladığı gibi Hüsmen Amcayı da özlememe sebep oldu. Yine arayan ben oldum. Hüsmen Amca beni görünce mutlu oldu. Sanırım önemli olmanın önemi, insanları hep mutlu eder…

Daha merhaba der demez, Hüsmen Amca bu; hemen gündemi belirleyip başköşeye oturacak ya! Duydun mu, dedi. Neyi, demeden “Gizli Emir” gelecekmiş duydun mu dedi. Duymadım desem, sen nasıl gazetecisin diyecek. Duydum desem, beni faka bastırmak gibi hüneri vardır. Yukarı baktım bıyık yok. Aşağı baktım sakal da yok. Sadece kafa sallayıp, gizli emrin gizemi gibi, gizemli bir kafa sallama ile durumu idare ettim.

Hüsmen Amca siyasilerin bitmez tükenmez kavgaları, atışmaları, yerlerini çamur haline getirecek kadar zıplamaları benim karnımı ağrıtıyor artık, dediğimde Hüsmen Amca, “Merak etme sen, gizli emir çıksın, her şey düzelecek.” Ay Allah, bu işlerin gizli emir ile ne ilgisi var? Sen bilmesin böyle inci işleri, gizli emir gelsin, bütün yerler güllük-gülistanlık olacak. Cennete mi benzeyecek dünya? Evet, cennet gibi olacak. Ele şu gizli emir bir çıksın, sen gör bak; neler değişilecek.

Sınav yolsuzlukları, ihale düzenbazlıkları, alın teri harcamadan bir gecede zenginlikler, işsizlik, örtünme inancının kadınlardan çok siyasilerin işi haline dönüşmesi; hepsi düzelecek mi bunların? Elbette düzelecek. Ele bir gizli emir çıksın, gör sen! Ne zaman çıkacak bu gizli emir? Eli kulağında, ah çıktı, ah çıkacak! Ehe kime gelecek bu emir? Büyük ihtimalle ilkönce gazetecilere; yani ilkönce sizin haberiniz olacak. Elbette sizden önce de benim. Birlisin Hüsmen Amcanın kulağı deliktir.

Ay Allah! Hüsmen Amcaya baştan inanmamış görünsem de bu gizli emir telaşı beni de heyecanlandırdı. Yüz yıldır değişmeyen birçok şey, gizli emir ile değişecekmiş… Peki, Hüsmen Amca artık, hiçbir şeyi dert etmeyelim mi? Artık daha fazla demokrasi, daha fazla adalet, bölgeler arası kayırmacılık, ağalık, kan davaları sona mı erecek? Elbette… Sen hiçbir şeyi dert etme artık! Keyfine bak. Yazı yazıp da o güzel enerjini boşuna harcama. Yazsan bile, kuşlardan, çiçeklerden, derelerden söz et. Ama Hüsmen Amca, ben derelerden söz etsem, kirlenmiş, sanayi atıkları ile katledilmiş derelerimizden söz etmek isterim! Hayır, sakın ah! Oralarda dönen dönme dolaplar senin başını döndürür. Ben sana ne diyorum; yan gel yat sen. Yakında gizli emir çıkacak, hepsinin canına ot tıkanacak.

Bu adam, nasıl bu kadar pişkin oluyor. Öyle bir laf atıyor ki ortaya, inansam bin türlü, inanmasam bir türlü.

Hüsmen Amca sen Nazi Almanya’sında yaşayan papaz Martin’i bilir misin? Onun hikâyesini duydun mu hiç? Duymadım bre çocuk neymiş o hikâye? Şimdi senin gizli emri bekleme ümidi ile zaten kemer sıkmış, otuz yıldır inişli, çıkışlı özürlü bir demokrasi yaşamış ülke insanı, papaz Martin’in durumuna düşmesin sakın!

Hüsmen Amcanın canı sıkıldı; anlatacaksan anlat bre çocuk; neymiş papaz Martin’in hikâyesi?

Hüsmen Amcam Nazilerin Almanya’sında yıllar önce bir papaz yaşarmış. Adı Martin Niemöller. O papaz, o yıllarda yaşadıklarını günlüğüne yazmış; “ O günün Nazileri, Hitlerin başında olduğu hükümet ilk önce sosyalistleri topladılar sesimi çıkarmadım, çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikalcıları topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü sendikacı da değildim. Sonra Yahudileri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü Yahudi değilim. Sonra beni almaya geldiler; benim için ses çıkaracak kimse kalmamıştı.”

Gizli Emir, gelecek diye tutturmuş Hüsmen Amca, gizemli diyarlara dalmış gibi oldu. Gizli Emrin gizemi de dağıldığı için artık papaz Martin’e mi kızdı, yoksa benim densizliğime mi, anlayamadım. Çok acele işi çıkmış bahanesiyle, daha benden birkaç tost, beş-on çay içmeden gizli emir gibi gizemli diyara gitti.

Kafam oldukça karışık dostlar. Hüsmen Amcanın gizli emir hikâyesi, Melih Cevdet Anday’ın Gizli Emir kitabını hatırlattı bana. Gazetecilerin, memurların, siyasilerin nasıl bir telaş içinde, ümit, umut ve korku içinde bekledikleri gizli emri…

Bir gerçek var ki, papaz Martin gibi sessiz olup işini iyi yaparsan, bu memlekette kendin ve ailen adına mutlu da olabilirsiniz diye düşünebilirsiniz. Ve azınlık bir insan topluluğu, yüksek zekâ ve emek harcayarak kendilerini esen rüzgâr ve fırtınalardan korumuşa benziyorlar. Fakat duygusal olan bu millet; akrabaları, komşuları, televizyonları ile iç içe yaşıyor. Ne kadar gamsız olursanız olun; size mağdur bakanları fark ediyorsunuz. Belki de siz de mağdursunuzdur ama “beterin de beteri vardır.” sözünü destur edinmiş bir insansanız; bir gün sizi de götürmeye gelenler, yüzünden bağırmak isterseniz sesinizi duyacak hiçbir kimse kalmayacaktır; buna ister inanın, ister inanmayın dostlar…

Güven


























6 yorum:

A.Kadir Bekçi dedi ki...

Maalesef haksızlıklara seyirci kalan bizler canımız yanınca hatamızın farkına varıyoruz.
İş işten geçtikten sonra pişman olmanın bir yararı yoktur.

Guven dedi ki...

Merhabayın Hocam. Çok haklısınız; iş işten geçtikten sonra; insanlaşmaya başlıyoruz gibi...

annemineli dedi ki...

Saygıdeğer arkadaşım Güven bey; destek ve iyi dileklerinize gönülden teşekkür ediyorum..Saygı ve sevgilerrrrr....

Guven dedi ki...

Saygı ile sevgi ile muhabbet ile yola devam sevgili annemineli

ege dedi ki...

Gizli emir, gizli emir diyerek emin ol Güven satır atlıyarak okudum sonuca ulaşmak için!!!
Yaptığına bak, Hüsmen amcayı konuşturmadan kaçırttın..
Bu gizli emirin devamını bekliyorum
merakla tabi..Çok güzeldi teşekkürler..

Guven dedi ki...

Merhaba Ege. Hüsmen amca, dahima sıkıyı görünce kaçar. Ama sever onu ben dobra dobra kaçışları da olsa :))

Ve bazen düşünürüm, Hüsmen amcanın kaçışı,diğer suskunların, yarı aydınların kaçışı yanında ne kadar masum kalır diye...

Saygılarımla